Herşeyi konuşuyorlar gerçekler hariç

Gerçekler o ki bir cephe oluşuyor. İkinci Gezi cephesi. Sandık ve YSK marifetleriyle iktidarını korumaya çalışanların karşısında bir cephe: Tamam cephesi. Ama önce görünürdeki cepheleri kısaca ele alalım.

Cumhur ittifakı: Kleptoman bir ittifaktır. AKP iktidarı altında palazlanan her kesimin tutunacağı daldır. Kaçak inşaat affı, vergi hırsızlığı affı, ihale vaadi vb. Bu politikalarla palazlanma imkânı bulmuş geniş bir kitle olduğu ve benzer politikalarla palazlanmayı bekleyen bir o kadar daha kitlenin kapıda beklediği dikkate alındığında en güçlü ittifakın burası olduğu görülür. Sosyolojik açıdan ilginç olan bu kitlenin belli bir sınıf ya da sosyal gruba indirgenememesi olgusudur. Farklılıkları ortadan yarar geçer. Ali Ağaoğlu ile apartman kapıcısı aynıdır. Yükselmiş ve konumunu koruma derdinde olan ile yükselme arzusu taşıyan herkesi peşine takar. AKP’nin bir parti olarak başarısı da burada aranmalıdır.

Millet İttifakı: Millet’e ne önerdiği meçhuldür. Öncelikle, yukarıda tanımladığımız çoğunluğa yani kleptoman AKP seçmenine nasıl bir alternatif sunmaktadır? Sonrası, Muharrem İnce’nin dediği, başkanlık yerine parlamenter sistemi geri getireceğiz konusunda dahi çatlaklar mevcuttur ittifak içinde. Bu, meselenin pragmatik/politik yanı. Dibini kazalım: Ekonomik kalkınma stratejiniz nedir? OHAL ile ilişkiniz hangi düzeydedir? Dokunulmazlıkların kaldırılmasına oy vermiş olan kimlerdir örneğin? İdeolojik/sosyolojik cenaha girersek Temel Karamollaoğlu gibi bir katilin çoğunluğu Alevilerden oluşan bir ittifak içinde ne aradığı sorulur. Sorulmaktadır. Bu nedenle ölü doğmuştur. Zaten adı da “millet”, sorunludur.

Peki ne oluyor? Anlamak için analiz gerekiyor. Jürgen Habermas, demokrasilerin asıl sorununun kendini ifade edecek kanalları bulamayan bir artı yekünde yattığını söyler. Bu yekün büyüdükçe demokratik sistemin krizi de o denli derinleşmektedir. Yani ifade edilemeyenler bir “sessizlik sarmalı” olarak büyüdükçe büyür ve bir gün karşınıza çıkar.

Erivan’a bakalım. İktidar her şeyi kitabına uygun yapmıştır. Ama ortada konuşulmamış, kitaplara yazılamayacak bir şey mevcuttur. Bir muhalefet mevcuttur ve bunun kitaplarda yeri yoktur. Türkiye’de halk iradesine baktığımızda, 16 Nisan referandumu ertesinde olması gerekenler, yakın zamanda Ermenistan’da yaşanmıştır. Olması gerekenlerin, yeniden gündeme gelmeyecekleri garantisi yoktur… Tamam budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + 12 =