Herşeyimiz ithal oldu

İZZETTİN İÇİN – Toplum olarak,  ithal etmek ve hazırdan yemek daha çok hoşumuza gidiyor. Hatta kendimize ait değerleri bile dışarıdan getirdiğimizde bize her nedense daha farklı, daha inandırıcı geliyor.

Tamamen tüketici bir toplum olduk. Elbette üretip, kazanıp ve doğru tüketen toplum olmak güzel bir şey… Ancak eskilerin deyimiyle içerden tüketmek akıl karı olmazsa gerek.

İşte kazanmadan tüketmek buna derler. Maalesef bu da, az gelişmiş ülkelerin özelliklerindendir.

Farkında mısınız? Her şeyimizi ama her şeyimizi ithal eder duruma gelmişiz.

Değerlerimiz, tanımlarımız, sağlığımız, neyi okumamız gerektiğini bile ithal ediyoruz. Liste başı olmuş şarkıyı mutlaka gider alırız.

Batı, adeta her şeyin tarifini yapmış ve bizler bunları öyle kabul ediyoruz. Hiçbir elekten geçirmeden… Ticarette, hukukta, kültürde, edebiyatta, sinemada, müzikte, tarımda, siyasette vs.

Her şeyimizi onlar tanımlıyor ve biz sadece ithal ediyoruz. Peki, ya bizim doğrular veya yanlışlarımız ne olacak?

Yazdıkları kitaplarla sağlıklı mı, hasta mı olduğumuzu bile onlar tayin ediyor. Yeni hastalıklar icat etmek ve onlara ilaç uydurmak dahi onların işi olmuş.

Mesela; “içim sıkılıyor, yemek yiyemiyorum, içim daralıyor” deyin, derhal depresyon damgası yersiniz. Şu son yıllarda gündemi en çok meşgul eden“ kolesterol “ hikâyesini inceleyin neler göreceksiniz.

Hastalık tarifi onlardan, ilaç onlardan…

Dünyada başarılı olmanın ölçüsünü onlardan aldık. Başarılı olmanın sadece para ve güç kazanmak olduğunu söylediler. Ölümden sonraki hayatı unuttuk. Asırlardır “bencil” diye ayıpladığımız olayı “ferdilik” diye çağdaş (!) bir kavrama dönüştürdüler. Övdüğümüz cömertliği de (paylaşmayı) kapitalizmin ve de gelişmenin önünde engel diye tarif ettiler.

Nasıl konuşacağımızı, davranacağımızı, tepki vereceğimizi bile onlar söyler oldu. “Kahretsin” demeyi onların filmlerinden öğrendik.

Önce bire on verir diye hormonlu tarımı öğrettiler şimdi de organik tarım demeye başladılar.

Onlardan ödül alabilen sanatçılarımız değer kazanır oldu. Daha doğrusu onlar gibi yazanlar, söyleyenler ödül alabildi. Sanatçılarımız, edebiyatçılarımız dahi bizden kopar oldu.

Yukarıdaki satırlardan, bütün hatayı Batıya yüklediğimiz anlaşılmasın.

Hata bizde. Onların doğrularını değil, yanlışlarını ithal ettik.

Teknolojiyi, bilgiyi, evrensel insan haklarını ve özgürlükleri alamadık.

Doğrusu şu ki; almadıklarımız veya aldıklarımız konusunda sorumluluk bize aittir.

En kötüsü nedir biliyor musunuz?

Hem kendimizi kaybettik hem onlar gibi olamadık.

Tahmin ediyorum; “Biz bize benzeriz” diyeceksiniz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here