HES’ler Anadolu Vaşağı’nı da vuracak!

PAYLAŞ

HES kıskacındaki Gökbük, doğal ve kültürel mirasıyla da Akdeniz’in en iyi korunmuş köylerinden biri olarak biliniyor. 2002 yılında karakulak’ı ilk kez görüntüleyen fotoğrafçı Ali Murat Atay, adını kulağındaki siyah çizgilerden alan bu canlının bölgedeki varlığının yıllardır bilindiğini söyledi.

GÖKBÜK’ÜN DOKUSU KORUNMALI

Finike’deki Akçay deresi üzerinde projelendirilen iki adet HES ve sulama suyu projesi Gökbüklüleri harekete geçirdi. Çok sayıda anıt ağaç ve endemik bitkiye ev sahipliği yapan Gökbük ve çevresi, köylülerin iddiasına göre karakulak olarak adlandırılan Anadolu Vaşağı’nın da son yıllarda sık görüldüğü bir bölge. Gökbük köylüleri HES’ler için Finike ovasının sulanmasını gerekçe gösteren yetkililere, ovadan geçen iki akarsuyun denize döküldüğünü söylüyorlar. Gökbük Köyü Muhtarı İsmail Altıntaş, etüt çalışması yapılan HES’lerin inşaatının henüz başlamadığını, köylerinde yapılması düşünülen ikinci HES’le ilgili de yetkililerden bilgi isteyeceklerini dile getirdi.

Gökbük’ün Antalya’nın önemli bir doğa ve kültür merkezi olduğunu vurgulayan Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi ve TTKD (Türkiye Tabiatını Koruma Derneği) Antalya Şube Başkanı Hediye Gündüz ise, Gökbük’ün Akdeniz kuşağındaki özgün yerleşimlerden biri olduğunu vurgulayarak, “buradaki kültür dokusu ve ekosistem HES’lerle yok edilmemeli” dedi.

BÖLGEDE ANADOLU VAŞAĞI GÖRÜLDÜ İDDİASI

Bölgedeki doğa ve kültür mirasının korunmasına yönelik girişimlerde bulunan Gökbük köylülerinin sözcüsü Okay Sütçüoğlu, Akdeniz’in saklı cennetlerinden biri olan Gökbük kanyonuna da ev sahipliği yapan bölgedeki zengin doğal mirasın projenin gerçekleşmesiyle birlikte yok olacağını öne sürdü. Üzerine HES yapılacak olan Akçay Deresinin, 4 köy ve 3 mahalleyle birlikte Gökbük kanyonuna da hayat verdiğini anlatan Sütçüoğlu, HES projesinden en çok etkilenen yerleşimin Gökbük köyü olacağının altını çizdi. Gökbük’ün kültürel ve mimari dokusuyla bölgede bozulmadan kalabilen ender köylerden biri olduğunu belirten Sütçüoğlu, köylerinde son yıllarda sık sık “karakulak” adı verilen vaşak türünün görüldüğünü ve bunu yetkililere bildirdiklerini söyleyerek, “proje hayata geçerse artık vaşaklar da görünmez olacak” diye konuştu.

TAVRIMIZIN PSİKOLOJİK BOYUTU DA VAR!

HES projesinin Gökbük’ün imhası anlamına geldiğini belirten Sütçüoğlu, “bu projeye karşı ne yazık ki mücadeleye yeltenen tek yer de bu köydür. Bu köyün projeye karşı tavır almasında, var olma savaşının ötesinde psikolojik boyutu da vardır. Mevcut projeye dair kurgulanan gövdenin tamamı, göletin yüzde 35’i, iletim hattının yüzde 75’ i Gökbük köyünün sınırları içinde kalmasına rağmen projeye isim olarak (hakaret eder gibi) 20 km ilerdeki Kapıçayı Mahallesinin isminin verilmesi de çok düşündürücüdür. Gökbük halkı bu projeyi direkt olarak kendi altına konmuş dinamit olarak algılamıştır. ‘Bunun asıl nedeni Alevi-Tahtacı asimilasyonudur’ şeklinde oluşan ağırlıklı görüşe rağmen aklıselim olan bizler, bunun bir yanlışlıktan kaynaklandığını düşünmek istiyoruz” diye konuştu.

KANYON CESEDE DÖNÜŞECEK

Projenin 2 adet HES yapımını öngördüğünü belirten Sütçüoğlu, Karaçam orman deposu yanına kurulacak olan birinci HES’ten alınacak suyun kapalı bir sisteme aktarılarak 20 kilometre ilerideki ikinci HES’e iletileceğini anlattı. Gökbük’ün yaşam kaynağı olan akarsuyun doğal mecrasından uzaklaştırılacağını söyleyen Sütçüoğlu, “köy yerleşimi ve kanyon, canlı canlı organı sökülerek başkasına nakledilen bir cesede dönüştürülecektir” iddiasında bulundu.

SİYASİ TERCİHLERİMİZİ GÖZDEN GEÇİRECEĞİZ

Gökbük ve çevresinin doğal ve kültürel mirasını tescil edilerek geleceğe aktarılması için 5 ayrı fakülteyle ortaklaşa bir alan çalışması yapmayı hedeflediklerini belirten Sütçüoğlu, Gökbük’ün temelde HES projesine karşı olmadığını ancak HES’ten akacak suyun yeniden yatağına bırakılmasını istediklerini ifade etti. Böylece iki HES’e gerek olmadığına dikkat çeken Sütçüoğlu, “Birçok çevre örgütü ve bilimsel kurum bu işte bir terslik olduğunu ileri sürüyor. Siyasiler, bilimsel görüşlere ve toplumun tepkisine rağmen projeyi kotarmaya çalışıyorlar. Ancak rant söylentilerinin de ortaya atıldığı proje ile gündeme gelen sıkıntılar biz Gökbük Köyü halkının, dolaylı olarak Alevi- Tahtacıların oy potansiyelini ve siyasi tercihlerini bir kez daha gözden geçirmesi sonucunu ortaya çıkardı. İnanıyorum ki, Gökbük köyü insanı geleneklerinin derinliklerinde var olan tabiat tutkusunu, onun ötesinde köylerine olan özlemlerini gözeterek harekete geçecektir” dedi.

KARAKULAK’I İLK KEZ O GÖRÜNTÜLEDİ

2002 yılında Antalya Termessos civarında Batur Avgan’la birlikte ilk kez karakulak’ı görüntüleyen ve Atlas Dergisi’nde yayınlayan Ali Murat Atay’a Gökbük köylülerin iddiasını sorduk. Karakulakların bölgedeki varlığının yıllardır bilindiğini söyleyen Atay, Gökbük kanyonu çevresinde de olabileceğini belirtti. 2002’de Termessos yakınlarındaki küçük bir dere yatağından geçerek kayalık bir bölgede karakulak’ı görüntülemeyi başardıklarını anlatan Atay, “7-8 tane küçük kamerayı ve 10 liralık fotoğraf makinesini ağaçlara bağlamıştık. Deklanşöre de misina bağladık. Karakulak misinaya takılarak kendi kendisini çekti” diye konuştu.

FOTOĞRAFLAR:

1-Gökbük köyü, özgün kültürel dokusu ve mimarisiyle bölgenin önemli renklerinden biri

2-Gökbük kanyonundaki anıt ağaçlardan biri

3-Gökbük’teki anıt ağaç görenleri hayrete düşürüyor

4-Okay Sütçüoğlu, Gökbük’ün korunması için köylülerin sözcülüğünü yapıyor

5- Karakulak, dünyada soyu tehlikede olan 120 memeli arasında yer alıyor

6-Gökbük kanyonu bölgenin gizli cennetlerinden biri

7-Gökbük kanyonu, her yıl bir çok turisti ağırlıyor

CEVAP VER