Hükümete ’’biat’’ eleştirisi

İsveç’in üçüncü büyük kenti Malmö’deki son postane de kapandı. Yaklaşık 300 bin nüfuslu kentte 20 yıl öncesine dek, neredeyse her köşe başında karşımıza çıkan postaneler, artık büyük işyerlerinin bir köşesine sıkıştırılmış küçük stantlara dönüştü. Onlar da, postaneden çok kargo servislerini andırıyorlar.Yakınlardaki banka şubemizin yerinde de artık yeller esiyor. İsveç’in bu en büyük bankasının Malmö’de sadece 3 şubesi kaldı. Ödemelerin döviz bürolarında yapıldığı, posta pullarının loto bayilerinde satıldığı bir ahir zamana kaldık. Mahallelerdeki sağlık ocakları birleştirildi. Taşlandıkları, sürücüler dövüdüğü için, yabancıların çoğunlukta oldukları Rosengård mahallesinin iç kısımlarına artık belediye otobüsleri de gitmiyor. Kamu kuruluşları, büyük yapılardan çıkarıldı; küçücük, kibrit kutusu kadar konutlara yerleştirildi.Yakında, kamu görevlerini de mağazaların bir köşesine kurulmuş bürolar aracılığla yürütürlerse hiç şaşmayacağız.
Otomobilin efsane ismi Volvo çoktan satıldı. Telefon devi Ericsson’un satılma işlemleri de tamamlandı. Sony ile birleşen Ericsson, isim hakkını da Japonlara satarak İsveç’e veda etti.
Dünyayı etkileyen ekonomik krizleri yoğun olarak yaşayan İsveç, kamuya ait kâr eden kuruluşları satarak, küçülterek, kemer sıktırarak ayakta durmaya çalışıyor.
İşsizlik, katlanarak artıyor. İsveçin yapılanmasında temel taşı görevi yapan sendikalar, hızla üye kaybederek etkisiz hale geliyor.
Halkın yaşamını etkileyen bu olumsuzluklara karşın, sağ partiler, iki dönemdir seçim kazanarak iktidarda kalıyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, 2014’de yapılacak seçimi de kazanacak gibi görünüyor.
Tage Erlander’in, Olof Palme’nin Sosyal Demokrat Partisi ise politika üretmekte ve etkili muhalefet yapmakta yetersiz kalıyor. Sağcı iktidarın küresel uygulamalarına karşıt politikalar üretmek yerine, Kraliyet ailesinin gelir ve giderleriyle uğraşarak zaman yitiriyor. Sosyal Demokrat Parti’inin, gündeme getirdiği Kraliyet bütçesinin denetlenmesine ilişkin yasa önerisinin Mecliste görüşülmesi sırasında bazı komiklikler de yaşandı. Sağcı Hükümet, yasaya karşı çıktı. Ancak, yasa önerisinin oylanması aşamasında bir de komikik yaşandı. İktidar ortağı Merkez Partisi Milletvekili Per Åsling, oylama düğmesine basınca olanlar oldu, karar düzeltilemedi, Kraliyet bütçesinin denetlenmesi önerisi 1 oy farkla kabul edilerek Meclisten geçti ve Hükümeti, yasanın gereğini yapmak zorunda bıraktı. Şimdi, oluşturulacak denetim organları aracılığıyla Kral ailesinin bütün gelir ve giderleri denetleyecek.
Muhalefet boşluğu yaşanan İsveçte, Başbakan Fredrik Reinfeldt ile sağcı partiler koalisyonunu eleştirmek görevi de iktidar partisinden ayrılan milletvekillerine kalıyor.
Hükümetin büyük ortağı Moderat Parti’den 2 dönem milletvekili seçildikten sonra istifa eden Lund Üniversitesi öğretim görevlilerinden Anne Marie Pålsson, yazdığı ’’Düğmeye basanlar grubu’’ adlı kitapta, Başbakan Fredrik Reinfeldt ve partisini topa tuttu. Moderat Parti’de, parti içi demokrasinin uygulanmadığını, farklı görüşlere söz hakkı tanınmadığını yazan Pålsson’’, Reinfelds, partiyi sessizlik ve biat kültürünü egemen kılmaya çalışıyor.’’ dedi. Başbakanın, ‘’Yumuşak yüzlü, herkesi dinleyen, farklı görüşlere değer veren ‘’ bir görünüm sergilemesine karşın, aykırı davrananlara çok sert tepki verdiğini savunan Anne Marie Pålsson, kitabında şu görüşlere yer verdi:
’’ Moderat Parti’de, milletvekillerinin , oylamalarda, Başbakanın istediği yönde düğmeye basan birer figuran olmaktan öteye bir işlevleri yoktur. Farklı tutum sergilemek isteyenler, Başbakan Reinfeldt’in çok sert tepkisiyle karşılaşıyor. Bir gurup toplantısında, Reınfeldt’in milletvekillerine, ’Siz, kendinizi ne sanıyorsunuz. Burada, farklı görüşleri savunmak için değil, Hükümet politikalarını onaylamak için bulunduğunuzu unutmayın! ’ dediğini anımsıyorum.’’
Anne Marie Pålsson, kitabında, partiden istifa etmesine neden olan kırılma noktasını da şöyle açıklıyor:

’’ 2009 yılında çıkarılan Terör ve uyuşturucu suçlarının önlenmesi ile ilgili yasanın Parlamentoda görüşülmesi sırasında, Başbakan Reinfeldt ile aramdaki ipler tamamen koptu.Yasa, terör ve uyuşturucu suçlarında, polise, mahkeme kararı olmadan telefon dinleme, fişleme, posta iletilerini açma yetkileri tanıyordu. Grup toplantısında bu düzenlemeye karşı çıktığımda, Başbakan çok sinirlendi. Bütün çabalarıma karşın, yasaya olumlu maddeler eklenmesini başaramadım. O anda, yol ayırımına geldiğimi anladım ve istifa ettim. Deneyimlerimden çıkardığım sonuca göre, sağcı partiler, demokrasiyi içselleştiremedikleri için, demokrasinin gelişmesine de katkıda bulunamıyorlar…’’

alinergis@yahoo.se

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × three =