HOLLANDA’DAN… Hükümet işi zora sokuyor

Hollanda birkaç yıldır zor bir dönemden geçiyor. Yalnız sosyal alanda değil, özellikle etnik ilişkilerde de çok riskli bir kutuplaşmaya doğru gittiği yapılan kamu araştırmalarından da ortaya çıkıyor.

11 Eylül 2001’den bu yana tüm göçmen ve Müslümanlar üzerindeki baskılar artmaya başladı. Dünyada demokratik hakların kısıtlanmasına yönelik geliştirilmek istenen yasalar ve düzenlemeler Hollanda’da denenmek isteniyor. Her geçen gün yeni yasalar çıkarılıyor ve uygulamaya konuluyor. Her yetişkin bireyin parmak izlerinin alınmasının tartşılması ve DNA tespit metotlarının kullanılması gibi. “Özgürlükler ülkesi” polis ve baskı devletine dönüştürülmeye çalışılıyor.

11 Eylül saldırısı, Pim Fortijn ve Van Gogh’un öldürülmesinden sonra polise daha fazla yetkiler verildi. Örneğin; polis istediği zaman bir kişiden veya gruptan şüphe duyması halinde kimlik sorabilecek, üzerlerini arayabilecek veya tutuklayabilecektir.  Tabi bu uygulamaların özelikle göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı semtlerde yapılacağı daha şimdiden kendisini hissettirmektedir. Bu, “Güvenlik Risk Bölgeleri” adı verilen bölgelerin tespiti belediye başkanlarına verilmiştir. Üst aramaları Rotterdam, Amsterdam, Utrecht, Zaandam gibi göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları büyük kentlerde uygulamaya geçirildi.

SOSYAL HAKLAR KISITLANIYOR

Dün varolan haklarımız bugün birer birer elimizden alınıyor. Her gün yeni yeni yasalar çıkarılarak üzerimizdeki baskılar daha da arttırılıyor.

Hollanda hükümeti, göçmenlerle ilgili yasal değişiklikleri yürürlüğe koyarak göçmenlerin daha önceki anayasal haklarını ellerinden alıyor. Aile birleşimi hakları kısıtlanıyor, kiminle, hangi şartlar altında evlenileceğine bile hükümet karar veriyor.  Yurttaşlık adında verilen kurs ve sınav paraları kursiyerlerin sırtına yükleniyor ve eşlerin bağımlı oturma izinleri 3 yıldan 5 yıla çıkarılıyor. Yine hükümetin açıklamalarına göre 1 yıl içinde kendi ülkelerine dönen göçmenlerin sayısı 4 bini aşmış durumda. Bu da gösteriyor ki birçok göçmen Hollanda’daki gidiş hattan memnun değil.

Sosyal ve etnik ahengi sağlamak ve tüm yurttaşları korumakla yükümlü olması gereken hükümet, bilinçli olarak politik dayatmayı, kışkırtmayı ve insanları  birbirine düşürmeyi yöntem olarak kullanıyor.

Son yıllarda yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeler tüm halkı etkilediği gibi göçmenlerin yaşamını da son derece etkiliyor. Her olayın sorumlusu Müslümanlar ve göçmenler olarak gösterilmeye çalışılırken halklar da birbirine karşı kışkırtılıyor ve yabancı düşmanlığı körükleniyor.  Irkçılık hızla yaygınlaşıyor. Geçen yıl sadece kasım ayı içinde, 174 ırkçı saldırının gerçekleştiği basın yoluyla duyuruldu.

NE YAPMALI?

Çıkarılan yeni yasaların kolay bir şekilde hayata geçirilmesinin nedeni bizim sessiz ve örgütsüz kalışımızdır. Sessiz kaldığımız sürece üzerimizdeki baskılar artacaktır. Bu sorunlar, Hollandalı-göçmeniyle, genci-yaşlısıyla hepimizi ilgilendirmektedir. Ya Hollandalı göçmen ayrımı yapmayarak, birlik ve dayanışma içinde örgütlenerek bu sorunların üzerinden geleceğiz ya da tüm haklarımızın ellerimizden alınmasına seyirci kalarak yaşamaya devam edeceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.