Hristofyas`dan geri adim

Hristofyas`dan geri adim

0
PAYLAŞ

Gaza geldi mi ağzından baklayı çıkarıyor, sıkıştımı da tüm söylediklerini inkâr edip geri adım atıyor.

Noel yortusu münasebeti ile Mağusa’daki sınır bölgelerinde yer alan RMMO mevzilerini dolaşırken Rum askerlerine yaptığı hitabında kafasının ardında sır gibi sakladığı gerçek düşüncelerini, gaza geldiği için elinde olmadan bir bir açığa vurdu.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la uzlaştıkları dışında hiçbir şeyin kendisini bağlamadığını söyleyerek, bugüne kadar verdiği tavizleri geri almak olarak da yorumlanabilecek sözler söyledi.
“Her ne üzerinde uzlaştıysam, başka hiçbir taahhüdüm yok” ifadesini kullanarak, son günlerde koalisyon ortakları DIKO ve EDEK’in baskılarına da dayanamadığını ve daha evvel sıcak bakarak karşı öneriler sunduğu dönüşümlü başkanlıktan, 50,000 kişilik T.C. kökenli KKTC vatandaşının “Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti”nin vatandaşları olacağından ve ağırlıklı oy gibi diğer benzeri mutabakatlardan vazgeçtiğini ve günü geldiğinde de cayabileceğini ima etti. Zaten aksini söyleseydi yanlış olurdu. Selefleri hep son dakikada caydılar ve masadan da “Türkler uzlaşmaz” diye suçlamalarda bulunarak kalktılar.

Gerçekte Rum tarafında AKEL – DIKO – KS EDEK koalisyonu birkaç aydır sarsıntı geçirmekte. Koalisyon ortakları adeta pamuk ipliği ile birbirlerine bağlılar ve her an da dağılma krizi çıkabilir.
AKEL ne kadar solcu ise yani solun solunda ise, DIKI ve KS EDEK’de o denli sağın sağında. Aslında KS EDEK Sosyalist Milliyetçi bir parti. Hitler’in “NAZİ – Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi veya orijinal ismi ile Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei ” ile aynı çizgide. Her iki Rum siyasi partisi de Türklere azınlıktan öte haklar verilmesine karşı. Hele Türklerle “Siyasi Eşitlik” veya “Eşit haklarla ortaklık” kavramını değil kabul etmek, düşünmek bile istemiyorlar. Bu nedenle de 2004 yılındaki Annan Planı Referandumunda Rumların “Hayır” demesi için canla başla çalıştılar.

Pazartesi günü DİKO Başkanı Marios Karoyan ve EDEK Başkanı Yannakis Omiru köşke çıkarak Hristofyas ile ayrı ayrı görüşecekler ve müzakerelerin gidişatından duydukları huzursuzlukları dile getirecekler. Herhalde Hristofyas da onlardan duyduğu sıkıntıyı dile getirecek.
Hrsitofyas’ın sıkıntısı sadece DIKO ve EDEK’le değil. Kıbrıs adasında hak sahibi olan ve adada yaşayan iki halktan biri olan Kıbrıslı Türklerle ve Kıbrıslı Türklerin sembolü olan Beşparmaklardaki dünyanın en büyük bayrağı olan KKTC bayrağı ile de ilgili.
Bu sıkıntısını da Derinya’daki RMMO mevzisinde ““Beşparmaklardaki hayali devlet bayrağı ruhumuzdaki çiziktir. Beşparmaklar üzerindeki bu yabancı organın varlığına son vermek için elimizden geleni yapmak zorundayız, -siyasi liderliğin işi budur- ve sizi temin ederim, yapmaya çalıştığımız da budur. Ancak birlik olmak gereklidir” sözleri ile dile getirdi.
“Vatanımızdaki işgale son vermek ve Kıbrıs’ı bölücü hatlar olmadan, yabancı vasiliklerden uzak, özgür hale getirmek için elimizden geleni yapıyoruz” diyerek de müzakerelerdeki hedefini ortaya koydu.
Aslında Hristofyas bayrağımız ile ilgili bu tanımı ile adada yaşayan Kıbrıslı Türklere ne kadar tahammülsüz olduğunu ve Türklerin hiçbir koşulda adanın her hangi bir yerinde, herhangi büyüklükte bir toprak parçasını yönetmelerine sıcak bakmayacağını daha doğrusu asla kabul etmeyeceğini söylemek istedi. Bu düşünce de olan sadece Hristofyas değil tabii. Yediden yetmişe tüm Kıbrıslı Rumlar da aynı görüşte. “Ada bir Rum adası ve Rumlar adanın tümüne egemen olmalı, tümünü yönetmeli ve Türkler de Rum idaresinde kuzu kuzu seslerini çıkarmadan, kendilerine ne denirse yaparak yaşamalı. Veya bu koşulları beğenmeyen de adadan gitmeli ki Kıbrıs adası sadece Rumlara kalsın” düşüncesinde hepsi.

Rumların bu düşünce tarzını ve kafa yapısını, ada üzerindeki emellerini iyi bir organizasyonla ve lobi faaliyeti ile tüm dünyaya anlatmamız gerekmekte.
Müzakerelerden hiçbir yapıcı sonucun çıkmayacağı Hrsitofyas’ıs sadece bu tahammülsüzlüğünden bile belli.

_________________

Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com

BİR CEVAP BIRAK