Hristofyas’ın en büyük korkuları

Güney’de yayınlanan Simeniri; “Körleme Randevu – İki Liderin Talepleri ve Gizli Gündemleri” başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın en büyük korkusunun; uluslararası unsurun, iki tarafın temel talepleri arasındaki büyük uçurumun üzerine köprü kurmaya çalışması olduğunu bildirdi.


Gazete, Rum tarafının; huysuzluk yapmaktan kaçınmak ve görüşmelerin ve kulislerin gündemini bu şekilde belirlemek için hareketlerde inisiyatife sahip olmak amacıyla plan tatbikatları yapmakta olduğunu kaydetti.


Gazete, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın kırmızı çizgilerini de ana başlıklarıyla şu şekilde sıraladı:


“Hristofyas: 8 Temmuz Anlaşması’nın hayata geçirilmesi; Annan Planı’na hayır; askerlerin derhal çekilmesi; hakemliğin ve boğucu takvimlerin kabul edilmemesi; iki bölgeli ve iki toplumlu federasyona ilerlenmesi.


Talat: Annan Planı’nın yeniden gündeme gelmesi; hakemlikten çıkacak sonucun kabul edilmesi; partenojenez ile yeni ortaklığın kabul edilmesi; iki devletçiğin eşitliği; Türkiye’nin garantilerinin ve müdahale haklarının devamı; askerlerin ve yerleşiklerin kalması.”


Cumhurbaşkanı Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas’ın 21 Mart’taki randevularının ancak olumlu karşılanabileceğini, çünkü tarafların gerçek niyetlerini belirleyeceği kesin olduğundan; hem etki yaratma hem de esas itibarıyla çoğu sorunu çözebileceğini yazan gazete, özetle şöyle devam etti:


 “Bu nedenle Başkan Hristofyas, tonları düşük tutmaya özen gösteriyor. Her ne kadar; ‘yoldaş’ Talat’ın her gün büyük harflerle yaptığı açıklamalardan dolayı öfkelenmek için her türlü hakka sahipken, bunları Kıbrıslı Türk liderin önüne, 40 dakikalık baş başa görüşmelerinde koymayı istiyor.


Başkan’ın yakın mesai arkadaşı, ‘Başkan Hristofyas’ın Sayın Talat’a, kendilerini geçmişte birleştirenleri, Kıbrıslı Türk liderin zor zamanlarında AKEL’i can simidi olarak bulduğunu ve AKEL’in, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yanında verdiği (pek çok) mücadeleyi hatırlatma yöntemi bulacağı kesinden de ötedir’ dedi.


Güvenilir bilgilerimize göre, şu anda Kıbrıs sorununun baş aktörlerinin (BM, ABD, İngiltere, AB) eğilimi; hızlı bir nitelik taşıyacak olan özlü müzakerelerin başlamasıdır, buna paralel olarak teknik komiteler de işleyecek. Güvenilir diplomatik kaynaklar; görüşmelerin yaz döneminde doruğa tırmanması arzusu bulunduğuna işaret ediyor, yabancı aşçıların bütün planlamasının; başarı kaydedilse de kaydedilmese de Aralık ayına kadar tamamlanması, 2009 baharından sonraya kalmamasıdır.


Birleşmiş Milletler’in niyeti, şu veya bu şekilde, Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe’nin Mart’ın son günü geleceği Ada’daki ziyareti sırasında ortaya çıkacak. BM merkezinden iyi bilgili kaynaklar; Ban Ki Moon’un, herhangi bir inisiyatif almadan önce Pascoe’nin vereceği sinyali bekleyeceğine işaret ediyorlar.


Başkan Hristofyas, Kıbrıs sorunundaki hareket çerçevesini, daha seçildiği gece net şekilde ortaya koymaya özen gösterdi ve bu; beklenmekte olan baş döndürücü gelişmeler ışığı altında önemlidir. Kırmızı çizgilerini başka kelimeler kullanarak belirlemeye özen gösterdi. Görüşmelerin 8 Temmuz Anlaşması temelinde başlaması, anlaşmanın hayata geçirilmesi için bütün imkânları kullanmak, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon çözümüne bağlılık. Hakemlik ve boğucu takvimlerin kabul edilmesi söz konusu değil, reddedilmiş olan Annan Planı’nın ‘mazi olduğu’ ve Türk askerinin çekilmesi…


“MESAİ ARKADAŞLARI ÇOK KAYGILI”


Başkan Hristofyas’ın yakın mesai arkadaşları çok kaygılıdır. Olası yeni çıkmazdan çıkış yolları arıyorlar. Taraflardan her birinin taleplerine yapışıp kalması ve ısrar etmesi senaryosundan çok korkuyorlar. ‘8 Temmuz diyoruz, Annan Planı ve Ledra (Lokmacı) diyorlar. Öze ilişkin konular diyoruz, gündelik konular ve güven yaratıcı önlemler diyorlar. Ee, sonra? Ne yapacağız? Kalkıp, şikâyet ederek görüşmeyi terk mi edelim?  Zorluklar ve engeller bu şekilde göğüslenmez. Atağımızı; bir şeyler almak istiyorsak, muadili bir şeyler vererek hazırlamamız gerekir. Uluslararası unsura, bilge çözümler arayışına gitme fırsatı vermememiz gerekir…’


Yine aynı kaynaklar şunu da sızdırıyorlar: ‘Talat; 21 Mart’taki randevuya; görüşme ve ifade ettiği tezleri değiştirme niyetiyle gelmezse Ledra çantada keklik görülmemelidir.’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.