“İhsas-ı rey yapan Adalet Bakanı”

Yargıtay Başkanı Gerçeker, makamına gelişinde Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in dün akşam yaptığı açıklamaya ilişkin soruları yanıtlarken, şunları söyledi:

”Biz ihsas-ı rey’i kimseden öğrenecek değiliz. Eğer ihsas-ı rey yapan bir kurum varsa o da Adalet Bakanı’nın kendisidir. Sabaha karşı saat 05.00’te yaptığı açıklamayla ihsas-ı rey’de bulunmuştur. İhsas-ı rey o şekilde olur. Yasalar apaçık göstermiş. İhsas-ı reyle hiçbir ilişkisi yok. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun yetkisinde olan bir konuda verdiği kararın hukuka uygun olduğunu bildirdik. Bunun dışında bizim herhangi bir değerlendirmemiz yok. Yasaları açıp okusunlar, doğru dürüst okusunlar, doğru dürüst yorumlasınlar.”

SANKİ HUKUKUN KARŞISINDA

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, HSYK’ya gelişinde kurulun toplantıya dün kaldıkları yerden devam edeceğini belirterek, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in dün yaptığı basın toplantısının hatırlatılması ve ”Bakan çok sert bir değerlendirme yaptı” denilmesi üzerine Özbek, ”Maalesef Adalet Bakanımız dediğiniz gibi çok sert bir açıklama yaptı. Bir Adalet Bakanından beklemediğimiz çok ağır ve sanki hukukun karşısında, yargının karşısında görünümde bulunmak isteyen bir görüntü vermek isteyen, kurulmuş bir zemberek gibi konuşan bir Adalet Bakanıyla yüz yüze geldik ekranlarda. Esef duyduğumu belirtmiştim, aynı şeyi tekrarlıyorum” diye konuştu.

Özbek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, hakim bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre görev yapan, kurulmuş anayasal bir kurum olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

”Bu kurul Adalet Bakanlığının genel evrakı gibi çalışan bir büro değildir. Maalesef Adalet Bakanlığı ve bir kısım çevreler HSYK’yı bu konuma oturtmaya çalışmaktadır. Şimdi hal böyle olunca bu noktada şunu ifade etmek de gerekiyor, aylardan beri belki yılı aşkın zamandan beri bizim bir takım hukuk ihlalleri ve adil yargılanma hakkının bir köşeye bırakıldığı bir takım uygulamalara karşı Adalet Bakanı’na bu konuları yasal zeminlere taşıması, bu işin yetkili merci olan, denetim yeri olan yargıya yazılı emir yoluyla götürülmesi konusunda kurulun aldığı kararlar vardı. Bu kararların gerekleri yapılmadığı gibi, yargı süzgecinden geçirilmediği gibi bugüne kadar da bizim yüzlerce hatta binlerce diyeceğimiz başvuru ve şikayetleri sonuçlarından Kurula cevap vermek gereğini duymadılar. Sanki biz burada bize gelen bir takım başvuruları, bir takım yakınmaları Adalet Bakanı’na ileten bir büro konumunda gibi görülmeye çalışıldık. Son olayda da tekrar ediyorum, kesinlikle soruşturmaların ve dosyaların içeriğiyle ilgili bir değerlendirme ve tasarruf yapılmamıştır. Yapılan iş oradaki yanlış uygulamanın derin bir incelemeden sonra, hukuki süzgeçlerden geçirildikten sonra yanlış olduğunun tespiti ve buna göre de gereğinin yapılmasıdır.”

HSYK’YI DÜZENE GETİRME ÇABASI

Özbek, şöyle konuştu:

”Adalet Bakanımız keşke o metni bir hukukçuya hazırlatsaydı. Kendisi hukukçudur ancak bir hukukçunun hazırlamadığı bir metni okuduğu izlenimine kapıldık. HSYK’nın bu konudaki görev ve yetkilerinin ne olduğunu daha iyi anlayabilir ve ona göre özenle seçilmiş ifadeleri kullanırdı. Gördüğüm kadarıyla şudur: Hukuk sistemimiz ve kuvvetler ayrılığı sistemi içinde HSYK başta olmak üzere yargıya karşı bir yıpratma ve bunun sonucunda yeniden bir düzen getirme çabaları söz konusudur. Bunu da burada bir basamak olarak kullanılacak bir hamle olarak görüyorum.”

Özbek, bir gazetecinin, ”Yani ‘Kurulun yapısını değiştirmek için bir zemin mi hazırlanıyor’ diyorsunuz?” sorusuna ”Benim kanaatim o” yanıtını verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.