Hüseyin Aygün’den Demirtaş’a eleştiri

Hüseyin Aygün’den Demirtaş’a eleştiri

0
PAYLAŞ

Önümüzdeki seçimlerde milletvekili adayı olmayan Hüseyin Aygün, seçim öncesi yaptığı açıklamalarla dikkat çeken HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’a tepki gösterdi.

Aygün’ün sosyal medyadan paylaştığı açıklamayı aktarıyoruz:

Selahattin Demirtaş, Alevilerden oy almak uğruna olsa gerek, seçim propagandasına çok hızlı başlamıştı. ‘Diyanet’i kaldıracağız’ vaadi, son zamanlarda CHP’den ciddi şekilde memnuniyetsiz Alevi kitlelere bir mesaj anlamına geliyordu. Bu vaat, altı pek doldurulmasa bile ‘makam aracı’ ve ‘jet’ tartışmalarıyla iyice yıpranan Diyanet’i epeyce vuruyordu.

Aleviler de ‘kendilerinden’ gördükleri genç, nüktedan, hazır-cevap ve ‘esmer’ bu genç adama ısınmakta gecikmediler. ‘Selo Başkan’ adıyla bile doğrusu sempatikti. Doğan medya ve CNN Türk de bu tabloyu tamamlıyordu. Başlarda karşılıklı her şey çok iyi görünüyordu.

Ancak Diyanet’in kaldırılması mesajının kendi tabanında hoş karşılanmadığını HDP Urfa milletvekili adayı Osman Baydemir açıkça ifade etmişti, güneydoğudan homurtular geliyordu. Bu ortama, mitinglerde elinde Kuranı sallayan Tayyip Erdoğan da eklenince ‘büyü’ bozuluverdi.

Demirtaş bu rahatsızlığın bir ürünü ve ifadesi olarak, geçen hafta bir TV kanalına çıkıp, ‘Diyaneti kaldıracağız demedim’, ‘Sol Türkiye’de İslam düşmanlığından dolayı bu hale geldi’, ‘Benim dedem Palulu bir din adamı’, ‘ben dindarım, eşim beş vakit namaz kılar’ gibi dini siyasete açıkça alet eden beyanlarda bulundu. Bu frene sert basma hali, din tartışmasının altında kalan bir Demirtaş portresi ortaya koyuyordu. Tıpkı Ermeni meselesindeki ani geri basma hali gibi.
Demirtaş bugün ise Zaman’a verdiği mülakatla karşımıza çıktı. Bu gazeteye ise, ‘Dindar bir ailede büyüdüm’, ‘Kız kardeşimin başı örtülü’, ‘Saidi Nursi çok etkileyici’, ‘Saidi Nursi’nin mücadelesini örnek alıyoruz’, ‘Kaç defa dedim bana dinsiz demeyin’, ‘Medine Sözleşmesi HDP beyannamesidir’, ‘Biz Medine Sözleşmesini HDP beyannamesi ile güncelledik’, ‘Selahattin Eyyübi talan yapmadı’ gibi sözler etti. Bu sözlerin hepsi tarihsel ve siyasal gerçeklere aykırı, yanlış, çarpık ve apaçık dini siyasete malzeme eden sözlerdir.

Demirtaş’ın dindar bir ailede büyümesinden bize ne? Kendisinin özel hayatıdır. Bunu sürekli vurgulaması, Tayyip Erdoğan’ın ‘Ben Kuranla büyüdüm’ sözleriyle nasıl bir farka sahiptir? Bilen varsa, beri gelsin.

Demirtaş’ın Saidi Nursisi’nin örnek alınacak hiç bir özelliği yoktur. Bu adam gerici ve yobaz bir kişiliktir. ‘Sobayla konuştuğunu’ söyleyen, ‘Kuran’da kendisinden bahsedildiğini’ ileri süren, ‘bütün fitnelerin kökünde kadın var’ diyen bir kişi en hafifinden ‘meczup’ kabul edilir. Ama Demirtaş onu ‘çok etkileyici biri’ olarak görüyor.

Bu adam aynı zamanda azılı bir Alevi düşmanıdır. Bu adam, ‘Emeviler Ehli Sünnetttir ama Alevilerin Ehli Beyt ve Hz. Aliyle hiç bir ilgileri yoktur’ demiştir. Saidi Nursi’ye göre, Aleviler ‘sadece zındık değil, Rafizi’dirler. Yani ‘dinden çıkmış’ ve ‘sapık’ bir topluluktur. Yani Selahattin Demirtaş’ın ‘örnek aldığı’ adam, Alevilerin katledilmesinin ‘vacip’ ve ‘sevap’ olduğu görüşündedir. ‘Alevilerle ittifak’ yaptığını söyleyen Demirtaş, acaba Saidi Nursi’nin Alevilerle ilgili görüşlerine katılıyor mu? Bunu açıklaması gerekir.

Saidi Nursi dört dörtlük bir sol ve sosyalizm düşmanıdır. 1950’lerde yazdığı bir mektupta, ‘Doğu’da 60 bin Nursi talebem ile komünistliği ben önlüyorum’, ‘Müslümanları Demokrat Parti tabanında ben tutuyorum’ diye övünüyordu. Bu yüzden Saidi Nursi’yi, yeniden sahneye 1950’lerde Menderes çıkardı. Menderes’in amacı din istismarıydı. Demirtaş’ı geçiyorum, yanına aldığı anlı-şanlı ‘solcular’, Saidi Nursi’ye nasıl bakıyorlar acaba?

Saidi Nursi Türkiye Cumhuriyet askerlerinin Amerikan çıkarları için Kore’ye gönderilmesine, hem de ‘din’ adına destek çıkan bir kişidir. ‘Müslümanlığı’ DP ve Amerikan çıkarlarının başladığı yerde biten biridir. Saidi Nursi’nin samimi olarak izinden gidenler, bugün de ‘Suriye’ye müdahaleyi’ savunuyorlar. HDP saflarındaki anti-emperyalistlerin, Amerikan işbirlikçisi Nursi’ye nasıl baktıklarını merak ediyoruz. Yoksa Saidi Nursi bu konuda da mı haklıydı?

Demirtaş’ın Medine Sözleşmesi ile ilgili sözleri de gerçek dışıdır. Bu sözleşme geçici ve dönemseldir. Yahudilerin ve diğer değişik dini toplulukların güçlü olduğu bir dönemde bağıtlanmıştır. Tarihsel koşulların yarattığı bir ‘uzlaşma’ arayışını yansıtır. Bu sözleşmeyi takip eden yıllarda Ortadoğu’da yaşananları herkes bilir. İkinci Halife Ömer’in 10 yılda Libya’dan Irak’a, Suriye’den Mezopotamya’ya pek çok ülkeyi kılıç zoruyla işgal ettiğini herkes bilir. ‘Oy’ için tarihi değiştirmeye hem gerek yok, hem de bu çaba her zaman başarısızdır. Bizden Demirtaş’a hatırlatması.

Kürt kökenli Selahattin Eyyübi’ye gelince. Demirtaş adını da aldığı bu komutanla ilgili de ne yazık ki gerçekleri söylemiyor. ‘Selahattin Eyyubi tekleştirme yapmadı’ diyen Demirtaş’a, Selahattin Eyyubi’nin Fatımilere neler yaptığını okumasını öneririm. Şiilere ait mekânları nasıl temizlediğini, ‘dünyanın harikalarından biri’ kabul edilen ‘Bilim Evi’ adlı Fatımi kütüphanesini nasıl haraç-mezat yağmaladığını Selahattin’in öğrenmesi gerekir. Selahattin, Selahattin’i beyhude olarak tahrif etmemelidir.
Demirtaş’ın ‘bana dinsiz dediler’ şikayetini ise artık Kadıköy’deki derneğe üye ateistler cevaplasın. Ben bir şey demeyeyim.

Seçim ve oy uğruna bu kadar tarihi tahrif etmek doğru bir davranış değildir. AKP ile dincilik yarışından hiç kimseye fayda gelmez. Dinciliğin siyasetten defedilmesi ve Laik bir siyaset için mücadele vermek daha isabetli bir tavır olur.

Sahi avukat Selahattin Demirtaş, Anayasa Mahkemesi’nin geçen hafta açıkladığı ‘imam nikâhı kararı’ ve HSYK’nın ‘savcı ve hakimlerin türbanla duruşmaya çıkması’ konularında ne düşünüyor? Bu konularda düşünmek ‘dindarlığa aykırı’ olmayacaksa, fikri nedir?

Bilen var mı?
soL

BİR CEVAP BIRAK