İhtilalciler yargılanmalı…

“1981 yılında, General Jaruzelski ve silah arkadaşlarının sıkı yönetim ilan etmesi öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar hala hafızalardan silinmedi. Dönemin sıkı yönetim polisi ve Solidarity üyeleri arasındaki sert çatışmalarda dokuz madenci yaşamını yitirmiş, yüzlerce göstericide yaralanmıştı. Dokuz madencinin ölümünü üzerindeki sır perdesi ise yıllarca aralanamamıştı.

Sosyalist (!) hükümet, madencilerin protesto gösterileri sırasında çıkan olaylar sırasında yaşamını yitirdiğini kabul ediyordu, fakat sıkı yönetim polisi tarafından öldürüldükleri iddialarını kabul etmiyordu. Yapılan araştırmalar ve soruşturmalardan sonuç alınamayınca, dava dosyası rafa kaldırılmıştı.

Solidarity üyesi madencilerin öldürülmesi olayının üzerinden tam 26 yıl geçti. Dava ile ilgili dosya adliyenin tozlu raflarından indirildi ve tekrar incelenmeye alındı. Elde edilen yeni delil ve bilgiler yeniden gözden geçirildikten sonra mahkemeye sunuldu.

Geçtiğimiz gün Katowice Mahkemesi’nde yeniden görülen dava sonucunda mahkeme, dokuz madencinin öldürülmesi olayına karıştıkları tespit edilen 15 eski sıkı yönetim polisini 11’er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme kararının okunması sırasında ayağa kalkan madenci yakınları, hep bir ağızdan Polonya milli marşını okudular”

Yukardaki yazıyı 8 Haziran 2007 günü yazmışım.

Önerim şu olmuş : “Gelin Milli Hafıza Enstitüsü kuralım. İhtilallerin yaratttığı tahribatı ele alalım, en azından 12 Eylül 1980’de nedensiz, yargılanmadan ve alelacele öldürülenlerin, işkenceye tabi olanların ve idam edilenlerin hesabı bu dünyada verilsin.

12 Eylül Darbesinden bu yana 27 yıl geçti.

İhtilalden sonra çıkarılan suç dökümü şöyle:

50 kişi idam ediliyor. 650 bin kişi gözaltına alınıyor. 7 bin kişi için idam cezası isteniyor. 230 bin kişi yargılanıyor. 300 kişi kuşkulu biçimde ölüyor. 171 kişi işkencede ölüyor. 73 kişiye doğal ölüm raporu veriliyor. 30 bin kişi, sakıncalı olduğu gerekçesiyle, işinden atılıyor. 338 bin kişiye pasaport verilmiyor. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkartılıyor. Gazetecilere 3 bin 315 yıl hapis cezası veriliyor. Gazeteler 300 gün kapatılıyor.

Yani insanlık aleyhine yapılmaması gereken hatalar, insan hakları ihlalleri, 27 yıl sonra insanın içini daha başka biçimde sızlatıyor.

16 yaşındaki Erdal Eren’in yaşı büyütülüyor ve idam sahpasına gönderiliyor.
Bu insanlık dışı davranış dahi, ihtilallerin ne kadar acı verici tabloların yaşanmasına yol açtığının somut kanıtı.

Ve ihtilalciler 1982 Anayasasına kendilerinin yargılanmaması ve hesap sorulmaması için madde koyuyorlar.

Yani dokunulmazlık zırhına bürünüyorlar.

Oysa Polonya’da, dokuz madenciyi öldüren sıkı yönetim sorumluları 26 yıl sonra yargılanıyor ve 11’er yıl hapse mahkum ediliyor.

Yani bu dünyada işlenen suçun bedeli yine bu dünyada ödettiriliyor.

İşte fırsat….

İşte hazırlanan sivil anayasa taslağı.

Gelin bu anayasaya, artık generalleri koruyan eski madde hükmü eklenmesin.

Milli hafızamızda yer alan kapkara, acımasız, insanlık dışı uygulamalar ortaya çıkarılsın.

Yargılamalar yeniden yapılsın.

Sapla saman ayrılsın.

Erdal Eren’lerin ve nice genç fidanların beynimize kazınan sehpa slüetleri gözümüzün önünden silinsin.

Ve bundan sonra aynı yolu izlemeye heveslenecek olanların önü kesilsin.

Çok mu zor?

Bir Polonya halkı kadar duyarlı olamayacak mıyız yani?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here