“Hukuk düzeni tehlikede!”

Baykal, partisinin genel merkezinde gündemdeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanması sırasında yaşananlar usul ve yetki tartışması olarak anlaşılırsa konunun özünün gözden kaçırılacağını savunan CHP lideri Baykal şunları kaydetti:

“Türkiye’de ilk kez Cumhuriyet tarihi boyunca bir adliye, bir başka adliyeyi basmıştır. Türkiye’de ilk kez bir başsavcı, bir başka savcı tarafından tutuklanmıştır. Türkiye’nin Cumhuriyet, demokrasi, hukuk tarihinin kaydetmediği bir olayla karşı karşıyayız. Böylesine olağanüstü, tarihimiz boyunca tanık olmadığımız bir uygulamayı haklı kılacak bir gerekçe hangi usul, yetki, yöntem anlayışta saklıdır? Bunu nazari bir teorik, hukuki bir ihtilaf gibi anlamak çok vahim bir yanılgıdır.”

Türkiye’de başsavcıların nasıl yargılanacağına ilişkin düzenlemenin çok açık, net olduğunu ifade eden Baykal, başsavcıların ve 1. sınıf hakim ve savcıların, olağan usulün ötesinde Yargıtay Ceza Dairelerinde yargılanmalarının öngörüldüğünü söyledi. Baykal, “Şimdi deniliyor ki ‘Efendim biz yargılama yapmıyoruz, soruşturma yapıyoruz.’ Soruşturma çerçevesinde Cumhuriyet tarihinde ilk kez soruşturma aşamasında görevini yapmakta olan bir savcıyı tutukluyorsunuz. Bu tutuklamanın hukuken yetkili bir merci tarafından yapıldığına inanmak olağanüstü güçtür” diye konuştu.

“Hukukla ilgili bu konuya yönelik uygulamanın değerlendirmesini bu konuda en ciddi yargı kurumları açıklamalarıyla ortaya koymuştur” diyen Baykal, “HSYK, çok açık bir biçimde bu tutuklama kararının bir yetki aşımı anlamına geldiğini ve bu nedenle bu aşamada, birden biri böyle bir yetki tecavüzüyle işe başlayan savcıların özel yetkilerinin HSYK kararıyla kaldırılmasının gerekli olduğunu tespit etmiştir ve açıklamıştır. Bunu kendi yetkisi içinde yapmıştır” şeklinde konuştu.

BAŞSAVCI’NIN SUÇU NE?

Baykal, HSYK’nın kararının uygulamasının zorunluluk olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Asıl üzerinde durulması gereken nokta Türkiye’de yaşanan olağandışı, garip uygulamaların arkasında neyin yattığıdır? Niçin bu olaylar ortaya çıkmaya başlamıştır? Bu olaylar niye Türkiye’de bu kadar büyük bir gerilim yaratmıştır? Bunun anlaşılması lazımdır.

Bu olayın arkasında ne yattığını değerlendirmek için olayın kısa tarihçesini hatırlamaya ihtiyaç vardır. Erzincan’daki Başsavcı’nın kabahati, suçu nedir? Cumhuriyet tarihinde ilk kez tutuklanmayı gerektiren vahim, suçu nedir? Bu konuda toplumun ikna edilmesine ihtiyaç vardır. Nedir olay? Bu olay Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının bir soruşturmasıyla ilgilidir. Bu soruşturmayı başlattıktan sonra çok ciddi tepkileri üzerine çekmiştir. Başbakan Yardımcısı telefon açmıştır, bu işi kapatmasını istemiştir.Yargıyla müdahale tartışmalarının yapıldığı bir dönemde, en somut müdahale bir Başbakan Yardımcısının bu savcıya çok önce ‘Sen bu işten vazgeç’ demesiyle başlamıştır. Ama savcı vazgeçmemiştir. Birbiri ardına suçlamalar gelmeye başlamıştır.”

HUKUK İŞİ DEĞİL

Soruşturmanın Erzincan’dan Erzurum’a devredilmesiyle soruşturmanın seyrinin değiştiğini iddia eden Baykal, şöyle konuştu:

“Bu iş hukuk işi değildir, bu iş savcı işi değildir. Bu iş hükümetin hukuka, yetkili savcılara, kamuoyunun vicdanına, aklına, mantığına karşı kendi mücadelesini götürmekteki inadı olabilir. Hükümet bu inadı sergilemektedir. Bunun inandırıcı hiçbir tarafı yoktur. Bu olayın tarafı AKP’dir. AKP, hükümet olanaklarıyla kendi dünya görüşünü yargıya dayatmaktadır. Bunu yerine getirmeyen yargı mensuplarını ezme, sindirme mücadelesini götürmektedir.”

TEHLİKEDE OLAN HUKUK DEVLETİ

Baykal, şunları söyledi:

“Türkiye’de şimdi tehlikeye giren hukuk düzeninin bizatihi kendisidir. Hukuk düzeninin işlerliğinden söz etme imkanı ortadan kalkmıştır.

Bu olayların arkasında ne yatıyor diye baktığımız zaman, Türkiye’de bir süreden beri kendisini gösteren kadrolaşma anlayışının, yargıya, devletin güvenlik güçlerine ne kadar etkin bir şekilde yerleştirilmiş olduğu tablosu ortaya çıkmaktadır. Kadrolaşma bir siyasi kadrolaşmanın ötesinde bir cemaat kadrolaşması olarak ortaya çıkmıştır. Hükümet himaye etmektedir, desteklemektedir. Bu bir cemaat hesaplaşmasıdır.

Bu olayı ortaya atanlar amaçlarına ulaşır, hedeflerini gerçekleştirirlerse ‘Türkiye’de herkes tehdit altındadır, her an her şey herkesin başına gelebilir’ demektir. Bu artık, hukukun güvencesinin kimse için işlemeyebileceğini ortaya koyan bir örnektir. Türkiye’de tehlikede olan hukuk devletinin kendisidir.”

Baykal, “Bu tartıştığımız konu, sıradan yetki itilafı konusu değildir. Toplumun, Türkiye’nin, hukukun, devletin bildiğimiz anlamda bekası sorunudur” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.