Hüseyin Atabaş’ın şiirleriyle yolculuk

Hüseyin Atabaş’ın şiirleriyle yolculuk

0
PAYLAŞ
İsmail Bayer
İsmail Bayer
İSMAİL BAYER –  Kitapları karıştırıyordum. Arada, adeta öyle mahsun bakar gibi gördüm. Yahut öyle düşündüm. Haklı olabilirdi. Ve kitabı yerinden aldım. “ÇIPLAK SU’ da, yeni yolculuğum böyle başladı.
“Dipten gelmeli aşk dediğin, vurgun yemiş
     sünger avcısı gibi, gelince alıp götürmeli.
     Av peşinde koşmaktan yorgun düşmüşüm,
     denk getirememiş adamın biriyim oysa!
     Bir türlü elekten geçiremedim zamanımı;
     unumun cebeli, kepeği içinde kaldı!..”
“Hüzünle Geçen Yaz” şiiri bu dizelerle bitiyor. Ne zaman tanıdım, şiirleriyle ne zaman yolculuğa çıktım, tam anımsıyamıyorum şimdi. 70’li yılların ilk yarısında, Zafer Çarşısı, Dinçer Kişoğlu’nun Doruk Kitabevi ya da Remzi İnanç’ın Toplum Kitabevi olmalı, Hüseyin Atabaş’ı tanıdığım mekan.
Sakin, yumuşak sesle konuşan, insanın içini ısıtan, saran bir konuşması vardı. Ben de bıraktığı ilk izlenim bu olmuştu. Hala aynı düşüncedeyim. Şiirleriyle tanışmam daha sonra. Dergi sayfalarında, bir iki şiirini de daha basılmadan, yine aynı mekanlar da kendi sesinden dinledim diye anımsıyorum.
40 yılı aşan zaman diliminde zaman zaman karşılaşıyoruz. Ayak üstü bir kaç söz, nasılsın, hoşcakal ve görüşelim. Ama bir türlü olmadı. Oysa, 70’li yıllar da bir kaç kez Tavukçu akşamını, edebiyat sofrasını hatırlıyorum.
Peş peşe süren rahatsızlıklardan sonra, şimdiler de iyi haberlerin almak da sevindiriyor ayrıca. Şiir ve yazın yaşamında üretkenliği elbette devam ediyor.
“ÇIPLAK SU” dosya halindeyken, 2009 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü almıştı. Boyut Yayınları arasında çıkması da aynı yılda. Almışım kitabı, sonra karışmış kitaplar arasında, mahzunluğu ondan sanırım, bana göz kırparken unuttun beni burda der gibiydi.
” Biliyorum, yalnızlığa umar değildir söz,
       her gün biraz daha alışıyorum kendime;
       soluduğunu duyyorum dünyanın. Kadınlar
       ki, yeni sürülmüş toprak kokuyor tenleri.
       Eski aşklara çağdaş öyküler yazıyorum
       ve habire damarına giriyorum mermerin
       sevda ile keski ile murç ile…”
“Şimdi Bütün Sevinçler” şiirinin içinde yer alan bu dizelerde ki gibi, damarı arayan, ona ulaşmaya çalışan bir şair Hüseyin Atabaş.
2014’de yayımlanan son şiir kitabını aradım Ankara’da. Ne Dost’da, ne İmge’de vardı. Oysa, öncelikle Ankara’lı şairlere bu kitapçılar sahip çıkmalı diye düşünüyorum. Sonra, İlhan İlhan Kitabevi’n de bulabilim ancak. “UMUT, HER ZAMAN” kitabında yer alan “Gölgeli Şiir”de ki şu dizelere takıldım önce.
“Avuçlarına konmak istiyorum senin,
oysa sen uçtuğum dağın ardındakisin;
bir ben değil, sözcükler bile yoruluyor
sabahı etmek için bu yolda gide gele.”
Dergi sayfalarında gezinirken, Hüseyin Atabaş’ın ismine rastlayınca da sevindim ve yeni kitabından bilgilenmiş oldum. “Çağdaş Şiirimizde Karadeniz Duyarlılığı” adını taşıyan çalışmasında ki, Trabzon odaklı edebiyata katkı veren ozanlarla ilgili olan bu kitabı tanıtıyor, Nurgül Özlü. Hürriyet Gösteri Dergisi’nin son 319 sayılı, Haziran-Temmuz – Ağustos sayısında. “Karadeniz kültürünün şiirimize yansımaları”
Yıllar, yıllar önce, ışıklar içinde olsun Nevzad Odyakmaz, yeni çıkmağa başlıyan “KIYI” dergisine beni abone etmişti. Bir süre ve aralıklarla izliyorum bu dergiyi. Trabzon’da çıkan ve 300. sayısını aşan bir dergi.
Şimdi, Attila Aşut bana yine kızacak ve almıyorsun, okumuyorsun diye, hatta paylıyacak. Trabzon’lu edebiyata katkı veren bir dil ustası, yılların dostu Attila Aşut. “Trabzon’lu Delikanlı” diyorum ben ona. Yılmadan, usanmadan, kalemi ile kuyu kazmayı ve suyu aramayı sürdürüyor.
Şiir ve şairler üzerine, Karadeniz ekseninden değerlendimelerini sürdüren Hüseyin Atabaş’ın, Nurgül Özlü’nün yazısı ile öğrendiğim bu kitabını almalıym şimdi. Beni bu yazıya yönelten de bu bilgilenme yazısı oldu diyebilirim.
Biz yine de bu yazıyı, Hüseyin Atabaş’ın, “Umut, Her Zaman” kitabının arka kapağına da aldığı, şu dizeleri ile noktalayalım.
“Gözün değince aydınlandı dünyam,
 gezip, dolaşamadım oysa köşe bucak;
 açmıyor kapıyı çünkü paslı anahtar,
 Kuşlar giremez savaş var, bu felaket,
 ipin ucu puştun elinde kaldı anlaşılan;
 dünyada tuz tükendi, insan kokacak!”
Uzun bir yolculuğa çıkacağım. Daha çok da doğa ile başbaşa. Bu iki şiir kitabını da aldım yanıma. Benimle ülkeler dolaşacak. Dizeleri yolculuğuma yeniden eşlik edecek.
İsterseniz, siz de bu dizelerle yolculuğa her zaman çıkabilirsiniz.
_____________
Ankara, 25 Temmuz 2016. Pazartesi.  ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK