İşçi sınıfının tarihi direnişi: 15-16 Haziran

İşçi sınıfının tarihi direnişi: 15-16 Haziran

0
PAYLAŞ

Direnişle elde edilen o kazanımlar ve kazanılan hakların barışçı denen süreçte adım, adım kaybediyorsa oturup düşünmek gerekiyor. Sınıflar mücadelesinde durağanlık ölüm olduğunu az-çok herkes bilir. Yine sınıf mücadelesinde örgütlü gücün belirleyiciliği yadsınmaz bir gerçekliktir. Sermaye tarafından İşçi sınıfı örgütleri dağıtılırken sermaye örgüleri bir disiplin içinde sağlamlaştırılarak ilerledi. 12 Martlar ve 12 Eylüller, karşı devrimin, işçilere yönelik eylemlerinin odaklaştığı o malum tarihlerdir. O, tarihsel girişimlerden sonra, işçi hareketindeki gerilemeler de, emekçilerin, örgütsel dağınıklığı da ve ekonomik hak kayıpları birbiri ardına gelmesi aralıksız yaşandı.Halada sermaye saldırılarının önüne geçilmiş değil. Sermaye saldırılarına ara vermeden devam ediyor. İşçi sendikaları işçi sınıfı hakları için mücadele etme yerine sermayenin nasıl istikrar içinde büyüyeceğini düşünüyorlar. Durum bu olduğu içinde sendikaların büyümesi değil küçülmesi yaşanmakta. 1970 yılarda işçi hareketi sürekli bir büyüme içinde devinirken bugünkü işçi hareketi küçülme içinde kıvranmakta.

İşçi sınıfını din üzerinden, milliyetçilik temelinde yapılandırma tamamen burjuvazinin ihtiyaçları üzeride hareket etmenin getirdiği sonuçlar olarak karşımıza çıkmakta. İşçiler ne kadar ayrışık, bölünmüş olarak kalırlarsa sermayenin hareket alanı o kadar genişlemekte. Bir işçi şöyle konuşuyor: “Valla ben sendikalara hiç karışmadım. On sene öncesinden filan vardı ortalıkta…Eskiden başka bir firmada çalışırken bazı sendika isimleri duydum o zamanlar. İşte sağı-solu rahat bırakmıyorlardı, elamanları sıkıştırıyorlardı, işte ‘gelin sendikamıza üye olun, şöyle olun, patron işçi’ filan diye söyleniyorlardı, biz pek sıcak bakmayız böyle şeylere.”(Emeğin tevekkülü kitabının arka kapağında dindar işçilerin ağzından aktarmış Yasin Durak bu yaklaşımı.)

Hani o eski işçi direnişleri. 1963 Kavel direnişi. Kavel işçileri 36 gün dişe diş mücadele ettiler Direnişleri kanunsuz grev olarak tarihe geçti. O direniş hakkın da kitaplar yazıldı. İşçi sınıfının mücadele tarihinde direniş yerini aldı. Yine, 1968 Derby lastik fabrikasının işgali toplumsal hareketin bir bileşeni olarak doğup büyüdü. Tanıkların anlatımıyla direniş kitaplaştırıldı. 1969 Singer direnişi 68 gençlik Hareketini anti emperyalist çıkışında simge fabrikalardan biriydi. O zaman, işçiler örgütlenmek için hayatlarını ortaya koyarak sınıf mücadelesi verirken bugünkü sendikacılığın hakim olduğu toplumsal algı da sendikaların yeri nerdeyse hiç kalmamış durumda. Direnenler tarihe geçerken yenilgiler insanları silikleştirerek karamsarlığa sürüklemekte.

İşçilerin kendisi için mücadele etmediği koşullarda ne sendikalar çalışır ne de işçilerin hayatında iyileşme olur. Bütün mesele: işçilerin kendisi için mücadele etmesi, mücadele hattını örmesi, geleceğinin yönünü çizmesi ve örgütlenmesiyle ilgili olduğu, pratik yaşama uyarlamasıyla doğrudan alakalı bir durumu ortaya çıkarır. Söz, işçilerden başlar, yine işçilerden biter diyebilmek çok önemli! Bu irade de işçilerin elinde. Onun dışında hiç bir güç toplumsal yapıyı işçiler kadar belirleyemez. İşçi direnişlerinin temeli üretimdeki yerleriyle doğru orantılı dır. Bir gün elektrikler kesilse, sular akmasa, çöpler toplanmasa, makineler dursa olacakları tahmin edin! İşte işçi sınıfının elindeki güç bu. İşçiler köleliğe teslim olmadan, bu gücü kullanacak olan, o mekanizmaları yaratacak olanda, saklı enerjilerini ortaya çıkarma da kendilerine kalmıştır.

_______________

15 Haziran 2016 Tahir Canan

BİR CEVAP BIRAK