Çiçekler küser…

Yapraklarını güneşe dönmüş küçük sardunyalar vardır. Severseniz çiçek verirler. Tabi su vermek, toprağını değiştirmek de bir sevgi işaretidir ama sardunyalar en çok “seni seviyorum’u duymak isterler. Yoksa güzel görünmek ne işe yarar?  Çiçekler sevildiğine inanmak isterler…


Güller, menekşeler, limon ağaçları ve hatta maydonozlar bile küser. Sararıp solmaları bu yüzdendir. Bazılarına hastalık düşer, eskiden kara sevdaya tutulanların verem’e düşmesi gibi. Eğilir başları, ne tomurcuk verecek kadar üretken, ne renk olacak kadar enerjiktirler…


Çiçekler küser. Günaydin demediğinizde, dokunmadığınızda, odanızın en ışık alan  köşesinde barınmadıklarında ve misafirinize onu tanıştırmadığınız da küserler. Ama en çok ‘seni seviyorum’ demediğiniz de küserler…Ve bu ölümlerine kadar gider.


İçinizde bir parça sevme isteği kalmamışsa , muşmula kılıklı adamlar gibiyse ruhunuz ne zamandır, varlıklarınızın ölüp yokluklarınızın turladığı bir zaman diliminde yaşıyorsanız, ki herkes geçmiştir böyle sevimsiz bir resmi geçitten, çiçeklere bir bakınız.  Siz de onlardan biri  gibi tek bir hamlede tek bir sözcüge  muhtaçsınız.  Ne zaman ki bir tebessümle bir çiçeğe yaklaşırsınız, yüzünü döndüren sadece çiçek değil, koskoca bir hayattır artık.


Size uzanan kolları önemseyiniz. Bir portakal ağacının dallarını misal ve komşunun ağacından erik çaldığınız çocukluğunuzu da… Emin olun sizin kadar mutluydu erik ağacı da. Çünkü zamanında toplanmayan yemişin dalında ölümü kadar  kötü bir şey yoktur doğa da…


Çiçekler ölür, hemde nasıl ölürler.   Ve ölüm öyle bir şeydir ki, arkasından ne pişmanlıkları, ne keşkeleri, ne hataları affeder.


Yapraklarını güneşe yine dön sardunya…
ve çilek ve erik ve hanımelleri…
yer açtım içimde bir yerlere,
sevmeye geliyorum içinizden birini…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.