İKİ KADIN İKİ ŞAH-ESER

SEDAT YILDIRIM SARICI – Bazen milyonda bir rastlanacak bir şey olur. Ansızın sanki yücelerden bir gücün fısıldamasıyla bir şeyler filizlenmeye başlar. Adını koyamadığımız, tanımı yapılamayan, şifresi yazılamayan ama hissettiğimiz bir kudsiyet sarmalar etrafı.

İşte bazı besteler böyle atmosferlerde gelişir. Kubbe genişledikçe genişler, sözcüklerin kifayetsizliğiyle tasvir dar kalabilir. Birlikte çalışan müzisyenler farklı bir yürek çarpıntısıyla daha önce kendilerinden beklenmedik fikirleri ard arda dökmeye başlarlar.

HOŞÇAKAL 

Belli ki Şebnem Ferah’ın “Hoşçakal”ı böyle doğmuş nadir eserlerden. Kendisine “Rock’ın Kraliçesi” deniyor ya, tesadüf olmasa gerek, eserin rock tanımlamasıyla hiç bir ilgisi yok.

Şebnem Ferah

Zaten King Crimson (Epitaph), Muharrem Ertaş (Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri), Dave Brubeck (Take Five), Mike Oldfield (Tubular Bells), Emerson, Lake And Palmer (C’est La Vie), Pink Floyd (Shine On You Crazy Diamond), Cem Karaca (Safinaz), Led Zeppelin (Stairway to Heaven), Deep Purple (Child in Time), Moody Blues (Nights in White Satin) ve hatta Eagles (Hotel California) gibi yeri göğü sarsmış her kim ya da topluluk varsa, en güzel parçaları bilindik çizgileriyle hiç bir bağın olmadığı çalışmalarla kalplerimizdedirler.

Bu çizgi dışılığın sırrı arafta kalma olabilir. Tabiattaki tüm canlılar gibi sanat eserleri de bu arada olma durumuna aşıktırlar. Bazen her iki yakayı temsile teslim olmamak elde değildir. Ekip çalışmalarında bulunduğunuz evreden bir başka safhaya geçişin “taze heyecanı” yukarıda adı anılan çığır açan eserlerin doğmasına nedendir, desem, itiraz eden boşa yorulabilir.

BAZILARI ERMİŞ DOĞAR

Şebnem Ferah topraktan öğrenenlerdendir. Hocası, kocası olmamıştır. Bu sebeble “her şey insanlar için” deyip, “umut doğurmak için hayatla seviş”miştir.

Bizim şimdi bahsedeceğimiz “Hoşçakal” da ise “biraz su, biraz yeşillik / her yer benim evimdir / taşırım dünyayı sırtımda / her dil benim dilimdir” der. Yunus’un ve Veysel’in kızı olduğu için dünyayı sırtında taşır.

Bu dert onu bütün besteleri, bütün sözleri, ortak olduğu düzenlemeleri, kimisinde çaldığı enstrümanlarla birçok aşamada imzası bulunan albümler ve sayısız eser doğurmaya yöneltmiştir.

Ozan Tügen

Biz şimdi “erkek milleti”ni gücendirmemek için iki gençten daha bahsedelim. Çünkü onlar olmadan bazı şeyler olamazdı. Şebnem, piyanolar için Ozan Tügen’le çalışmasa “Hoşçakal” da dahil olmak üzere bir çok düzenleme hak ettiği düzene eremeyebilirdi.

Bir de “Hoşçakal” başta olmak üzere bir çok eserde ölümsüz doğaçlamalarının yanı sıra yarattığı motif ve armonik kısa cümlelerle Metin Türkcan da var işin içinde. Yazsak da yazmasak da Türkcan, rock tarihinde orkestral düzenlemelere çok kıymetli katkılar sunan gitaristlerden biri olarak hatırlanacak.

Yalnız Türkcan da dahil olmak üzere birçok değeri değerli kılan değerli bir eserin etrafında çalışıyor olmaktır. Ferah, derviş ruhuyla başlı başına bu değerdir. Ama bir de “her yer benim evimdir / her dil benim dilimdir” gibi koca dünyayı sahiplenen mısralar önünüze gelince, siz de ölümsüz melodik cümleler yaratmakla mükellef hissedersiniz kendinizi. Türkcan da bu sorumluluğu hakkınca yerine getirmiş ve “Hoşçakal”ın sonsuza değin müzik külliyatımızın baş tacı yapıtlarından biri olarak anılacak olmasına eşsiz katkı sağlamıştır.

Parçanın 10 Mart 2007 İstanbul Konseri kaydındaki senfonik yaylılar ve koro, Ferah müziğinin özde (gitar/klavye/bas/davul) dört parçalık rock topluluğunun çok çok dışında bir boyutta olduğunun rotalı, notalı ama notersiz tescili niteliğindedir.

https://www.youtube.com/watch?v=8D-ib1RUUz4

“BENİ HOR GÖRME GARDAŞIM”

Vikipedi’de Zerrin Özer için şöyle yazar; “1969 yılındaki ilkokul mezuniyet töreninde ilk konserini Ankara-Çankaya’da komşuları olan İsmet İnönü ile eşi Mevhibe İnönü’ye vermiş, Özer’i çok beğenen İsmet İnönü, “Aferin küçük kız, sende büyük iş var.” demiştir.

Zerrin Özer

İsmet Paşa haklı. Zerrin Özer hem ses rengiyle, hem de üslubuyla yurdumuzda nadir yetişen şan sanatçılarımızdandır. Madem “Beni Hor Görme Gardaşım”ı böylesine içtenlikle seslendirdi, Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili hor görülecek beyanatlarına değinmeyip eserle ilgilenmekte yarar var. Çünkü delil eserdir. Eserin asırlarca esiri olabiliriz. Eser sahibi ise fanidir.

Beni Hor Görme Gardaşım” besteci, aranjör ve bir çok enstrümanı ustalıkla kullanan Erdal Kızılçay’ın düzenlemesiyle bambaşka bir evreye ve evrene taşınmıştır. Kızılçay Tina Turner, David Bowie, Brian Eno, Freddie Mercury, Roger Taylor ve Queen gibi isimlere bestelerini veren tek Türk olduğundan işin sırrına varanlar diyarında ayrı bir merhalede anılır.

Aşık Veysel’in “tabiata Veysel aşık / topraktan olduk kardaşık / aynı yolcuyuz yoldaşık / sen yolcusun ben baç mıyım” mısraları ister istemez Kızılçay’a da ağır bir sorumluluk yüklemiş olmalı. Öylesine özenle seçilmiş piyano notaları serpiştirilmiş ki, sazı sözü unutsak, yalnızca piyanoyu dinlesek, “sadece bu bile ömre bedeldir” desek, abartmış olmayız.

Erdal Kızılçay

Sadece piyano mu, 2:48 başlayıp 40 saniye süren gitar doğaçlamada geleneksel şarkiyatla garbi uçukluklar evlenmiş, rock’tan caz’a her ne varsa eksiksiz, temiz ve titiz bir ifadeyle dillendirilmiştir. Yani Veysel meramını Kızılçay’ın elleri, Özer’in nefesiyle bir kez daha gelecek asırlara emanet etmektedir. Bize de bir önceki cümlede adı anılan bu üç ve uç değer karşısında selam durmak kalıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=gdAi8AV4KmI

______________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five − 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.