ILO’ya giderken: Sözleşmeler…

Daha önce ILO uzmanlarının araştırıp hazırladığı, sözleşme taslakları ve tavsiye kararları görüşülüp, kabul ediliyor. Kabul edilen bu sözleşme ve kararlarla ilgili, ülkelerin uygulamalarının nasıl olduğu değerlendiriliyor. Bu sözleşmeleri onaylayan ülkelerin, sözleşme gereklilikleri ile ilgili neler yaptıkları izlenip değerlendiriliyor. Sosyal tarafların, ülkelerinde ki uygulamalar ile ilgili yaptıkları bavurular inceleniyor. Sözleşmeyi onaylayan ülkelerin, bunlara uymaması halinde, yapılan inceleme ve uyarılara karşın düzelme olmaması durumunda, bu ülkeler ayrı bir listeye alınıp, yeniden izleme ve sorgulama dönemi başlıyor.

Özet olarak, ülkelerin çalışma yaşamına ilişkin uygulamaları, ülkeler arenasında değerlendiriliyor. Adeta sınav yapılıp, sınav sonuçları açıklanıyor. Geçmişe baktığımızda Türkiye’nin karnesi pek iyi değil. Sürekli değerlendiriliyor ve eleştiriliyoruz. Neredeyse 12 Eylül sonrası duruma yeniden döndük. Bu sene, yine önemli sınav var. Bütünlemeye kalacak gibiyiz.

Aplikasyon Komitesi’nin gündeminde yine Türkiye var. Değerli gazeteci, Şükran SONER’in tanımlaması ile kamu oyunda yerleşen deyimi, ‘KARA LİSTE’ye girecekmiyiz ?

Hükümet temsilcileri, yani Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları, İşçi sendikalarının seçilmiş yönetici ve uzmanları, İşveren sendikalarının yönetici ve uzmanları, kamu görevlileri sendikalarının yönetci ve uzmanları, tabii Konfederasyon başkanları, CENEVRE yolunda. Bir kısmı ulaştı, bir kısmı bavullarını hazırlıyor. 90’lı yıllarda toplam sayı 50’yi bulmazken, şimdilerde gidenlerin sayısının 200 leri aştığı bile belirtiliyor.

Türk-İş Başkanı ve TİSK Başkanı da, Genel Kurul’da konuşacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın da Genel Kurul da konuşması bir gelenek. Ancak bizde yeni uygulama, bazen Bakan gitmeyip, bürokratlar konuşuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Başbakan’ın da gideceği geçen dönemlerde konuşulmuşsa da, bu gerçekleşmemişti. Bu yıl da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın gidip gitmeyeceği, sanırım daha belirsiz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma da 301 vatandaşımızı yitirdiğimiz günlerde, Hastane de olduğundan hemen Soma’ya gidememişti. Sonra gitti. Döndükden sonra da geçtiğimiz günlerde ameliyat oldu. Geçmiş olsun ve acil şifa dileklerimizi iletiyoruz.

Yeni sendikalar yasası ile getirilen düzenlemelerin, önceden belirtilen eksiklikleri gidermediği, baraj konusunun yeniden gündemde olması, iş güvencesi uygulamaları, kamu sendikalarının hakları gibi konular başta olmak üzere, görüşülecek. Tabii bu arada, 301 vatandaşımızı yitirdiğimiz, SOMA gerçeği de gündeme gelecek.

Dünyanın değişik ülkelerinden gelen, kamu yetkilileri, işçi ve işveren sendikalarının yöneticileri, uzmanları, bilim adamları, ILO’nun uzmanları, öğrenmek isteyecekler. Soru yağmuruna tutacaklar. Genel Kurul’da, kulis de, komisyonlar da, resepsiyonlarda, ikili görüşmelerde, bu konu hep sorulacak. Nasıl açıklama yapacaklar, ya da anlatacaklar…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Soma olayının sürecin de, kanımca gereksiz ve talihsiz bir açıklama yaptı. ILO’nu 176 sayılı, “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni biz onaylamadık dedi. Evet doğru, onaylamadık, iç mevzuatımıza geçirmedik. Yani onaylamamakla sorumluluktan mı kurtulduk. Onaylamayarak, gereklerini yerine getirmeyerek, 301 canı yitirirken seyirci durumuna mı düştük.

Onaylamak değil asıl olan, ‘UYGULAMAK’ önemli olan. Şöyle bir örnek verelim, İş yasası bile olmayan ülke, iş güvencesine ilişkin özel yasa bile çıkartmış, ancak ilgili ILO sözleşmesini ise onaylamamıştır. Ama ILO ilkelerini bu konuda hem mevzuatına geçirmiş hem de titizlikle uygulamaktadır.

176 sayılı Sözleşmeyi onaylamadık. Ancak 187 sayılı Sözleşmeyi ise onayladık. “İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi’ne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” çıktı. Yani bu 187 sayılı Sözleşmeyi, ONAYLADIK. Ve bu Karar da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak Faruk Çelik’in de imzası var. Geçen Mayıs ayında, 29.5.2013 de TBMM’n de kabul edilerek, onaylandı. Resmi Gazete de, 8.Ekim 2013 de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Şimdi, bu sözleşme hükümlerine göre uygulamamızı sürdürmek ve sözleşme hükümlerine göre de, iç mevzuatımızda ki aksaklıları giderip, sözleşme hükümlerini uygulayabilecek düzenlemeleri gerçekleştirme durumuyla karşı karşıyayız.

Dualarla, mevlütlerle, (telefonla, fatiha suresi okuma mesajı ile parasal yardım yaparak değil) insani ve vicdani görevlerimizi, sadece bu şekilde gerçekleştirerek, sorumluluklarımızdan kurtulamayacağımız gerçeğini, görmemiz gerekiyor. Gelecek yıllarda her yıl haziran ayında ILO Genel Kurulu’nda, bu sözleşme hükümlerine aykırı davranmaktan, uyarılmak ülkemiz ve insanlık açısından, UTANÇ verici olacaktır.

Önümüzde ki hafta, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK, ILO Genel Kuru’una katılıp, bir konuşma yapacak mı. Geleneksel olarak yapması gerekir. Ancak gideceği konusunda bir açıklı bulunmamaktadır. Olası bir durum, KATILMAMA şeklinde gerçekleşebilir.

Son günlerde, Ankara siyasi kulislerinde, Çalışma ve Soyal Güvenlik Bakanı’nın değişeceği söylemleri de, dile getirilmeğe başlandı.

Bakanımıza, ILO toplantısına katılır ya da katılmaz, görevde kalır ya da kalmaz, acil şifa dileklerimizle, önerimizi iletmek istiyoruz.

176 sayılı “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” nin ülkemiz tarafından da ONAYLANMASI için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak, prosedürün yürütülmesi kararını vererek, bu başlangıç düğmesine basın ve bunu da açıklayın. Siyasi geçmişiniz ve uygulamalarınız, birikim ve deneyiminiz, bu adımın sizin tarafından atılmasının, önemli olacağını düşüneceğinize inanıyorum.

ILO’ya bu yılda gitmeseniz de, Bakanlık dan ayrılsanız da, bu Sözleşmeyi onaylama gerekliliğine ilişkin, prosedürü başlatma konusunda, Bakan olarak iradenizi kullanmaya engel yok.

_______________________

* Ankara, 27 Mayıs 2014. Salı.
ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 3 =