Şimdi nerede nasıl aynı şartlarda kötü olabiliriz ki?

Yaz… gelmiş.
Sokaklardan anladım…
Gemilerden…
Denizin renginden…
Yüzünü dönmüş yalnızlıktan anladım.
Sonsuz bir emre kadar yasaklanmış ayrılıklar…
Sandıklarında yalan saklayan insanlar bile
şimdi mutludurlar…
Geçen geçmiş…
Soğuk geceler…
Ne müthiş bir aydınlanma,
sabah güneşiyle yüzüme vuran hüzün.
Git gide sararan bir resmin
kitap arasından düşmesi bile
acı vermiyor artık,
hür bir eflatun sızdırıyor
acil açılmış sardunyalar…
Şimdi nerede nasıl
aynı şartlarda kötü olabiliriz?
Burada İstanbul’da
yada dünyanın herhangi bir yerinde?
Uzak ne kadar uzaktır,
birinin ismi boynuna kazındıysa?
Sen bana ‘kalbim’ de
kalbim ellerinin arasında.
Bir karanlık tünelden geçti hayat
kader fırtınalarında,
Işığa ulaşmanın bedeliymiş meğer bu
iki kıta ortasında.
Yaz.. bir şiirin içinden geçiyor ılık…
Tutsaklıktan yeni kurtulmuş insanlık.
Cesur kelimeler açtırıyor çiçekler,
uzundur kapıları kapalı düşler…
Şimdi nerede nasıl
uyanacaksak bir hamakta,
adsız bir geçmiş seyredecek uzakta.
Bir adı var…
Adı oldu…
Adın olsun ki bundan böyle,
bin yılın uykusu bölecek uykusuzluğu.
işte yeniden yazmak için
büyük bir çağlayan.
Söylesene…
Ne kadar kötü olabiliriz
şu ölümlü dünyada?..
Ağaçların altında bir yaz gölgesi,
dalga dalga bir zerafetle ayaklanıyor karşımda…

Yaz gelmiş…
İmkansız bir soğukkanlılıkla
aşka çareler aranmakta…
Şimdi nerede nasıl ne
daha ölümsüz olabilir ki
birbirimizden başka…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 + 11 =