IMF’den Türkiye’ye, KKTC’ye yardım yapmayın baskısı

IMF’den Türkiye’ye, KKTC’ye yardım yapmayın baskısı

0
PAYLAŞ

İngiltere’de yayınlanan “Financial Times” gazetesinin evvelki gün Kıbrıs’a ilişkin yayınlamış olduğu ekinde küçük bir ayrıntı vardı. Önceleri hiç dikkatimi çekmemişti ama sonradan tekrar okuyunca sanki başıma balyozla vurulmuşa döndüm.


İzolasyonlar, ambargolar, siyasi baskılar tüm hızıyla devam ederken ve biz de bunlardan kurtulmak için Türkiye ile birlikte uğraş verirken şimdi bir de bu çıktı karşımıza.


Uluslararası Para Fonu (İMF),  Türkiye’ye, KKTC’ye yapmakta olduğu mali yardımı kısıtlama zorunluluğu getirmiş ve bu uygulama 2006 bütçesi itibarı ile geçerli olacak.
Enflasyon ile göze göz, dişe diş mücadele eden Türkiye, IMF ile çok yakın bir ilişki içinde. IMF’siz enflasyonu yenmesi olanaksız.


IMF olumlu rapor verdikçe ve buna paralel olarak da Türkiye’nin kredi notu düşmedikçe, dıştan Türkiye’ye giren sermaye ve dış yatırımlar artıyor, buna paralel olarak sıcak para akışı devam ediyor ve enflasyon aşağı aşağı gidiyor.


Ekonomistler, Ağustos 2005 itibarı ile YTL’nin olması gereken değerden %50 daha düşük olduğunu söylüyorlar. Yani bu gün 1 ABD doları 1.35 YTL ise bunun gerçek yani reel değerinin aslında yaklaşık 2.00 YTL olması gerekir diyorlar.


3 Ekim çok kritik bir tarih. Hem siyasi bir Milat hem de Mali bir Milat. 1 Mayıs 2004 tarihinde bünyesine üye olarak Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetini almış olan AB, üye adayı Türkiye’nin elinden Kıbrıs’ın kuzey kısmını alıp, Rumlara vermek için elden geleni yapıyor. Son derece haksız ve tek taraflı bir şekilde 3 Ekimde müzakerelerin başlayabilmesi için, 1963/4 Ankara Anlaşması Gümrük Birliği Ek protokolünü genişletmesi kisvesi altında Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetini  tanınmasını istiyor. Hava ve Deniz Limanlarını Rumlara açarak, KKTC’nin bir kenara itilmesini ve daha da korumasız kalmasını istiyor.  


AB olarak kendisi, referandum öncesi verdiği sözleri tutmayıp, ısrarla ticari ambargoları ve siyasi izolasyonları kaldırmıyor ve bu yönde adım da atmıyor.


BM, bizi dünyadan dışlayan 541 ve 550 No.lu kararları haksızca almış ve referandum da BM’nin hazırladığı Annan Planına EVET dediğimiz halde, bu kararları hala daha yürürlükte tutup, adada barışı önleyenin KKTC olduğu iddiasında.


Kala kala bir IMF kaldıydı bize ambargo uygulamayan. Zaten bizi tanımadığı için direkt olarak ambargo uygulaması olanaksız. Bunun için seçebileceği yegane yol, yıllardır bizi canlı tutabilmek için her türlü maddi ve manevi desteği veren Türkiye’den bize uzatılmış yaşam borusunu kesmek.


Türkiye’nin mali yardımları da kesilince, toplum olarak mahvolacağımız ve ister istemez Rum’un  kucağına düşeceğimiz kesin.


İşin ciddiyetinin ne boyutta olduğunu ortaya koyabilmek için bir kıyaslama yapmak istiyorum.


Hatırlarsanız AB’nin vermeyi vaat ettiği, “hikayeden düdük” misali  bir 296 milyon Avro vardı. Bunu vermemek ve geciktirmek için elden geleni yapıyorlar. Bir gün bir yanlışlık olurda verilirse, koşulları var. Bu para asla, 1974 öncesinde Rumlara ait olan topraklar üzerinde her hangi bir yatırıma dönüşemez diye. Ne demektir bu koşul. Biz Kıbrıs’lı Türkler bu AB Yardımı para ile bir elektrik santrali kurmak istersek, bu santral asla eskiden Rum koçanlı olan topraklar üzerinde veya 1960 patentli Kıbrıs Cumhuriyeti adına koçanlı arazi üzerinde kurulamaz. Telefon santrali yapmak istersek, ne santral binası ne de direkleri eskiden Rum koçanlı olan topraklar üzerine yapılamaz. Hikaye böyle. 


Bir de IMF’nin durdurulması şartını koyduğu Türkiye yardımlarına bakın. 2005 yılında yapılacak toplam yardımın tutarı tamı tamına $900,000,000. Yanlış okumadınız yazı ile dokuz yüz milyon dolar. KKTC’deki tüm sektörler,  bu yardımdan ve yatırımdan payını kayıtsız şartsız alıyor.


İşte IMF bunun kesilmesini istiyor.


İnsanca serbest dolaşımımız kısıtlı. Direk ticaretimiz kısıtlı. Bizi tanıyan yok. Dünya üzerinde varız ama yokuz. Limanlarımız kapalı. Dünya ile hiçbir bağımız yok. Uluslar arası Posta bağlantısı yok, telefon bağlantısı yok. Bir tek Türkiye’miz var ve bir de soluduğumuz hava kaldı.


Şimdi sıra önce Türkiye’nin bize yardımlarını kesmek sonra da soluduğumuz havayı. Zaten başka bir şey kalmadı.


______________


* Prof. Dr.

BİR CEVAP BIRAK

1 × five =