İşin Cılkını Nasıl Çıkartırız?

İşin Cılkını Nasıl Çıkartırız?

0
PAYLAŞ

Aslında, işin bokunu nasıl çıkartırız, diye yazmalıydım, çekindim; başlığında olsun, efendi görünelim!

Birçok mevzuda işin cılkını çıkartıyorlar; hele meselenin özü cinselliğe, kadın ve sekse gelip dayanınca…

Hindistan’ından Amerika’sına kadar dünya sorunlarından birisi de, bugün, cinsel tecavüz meselesidir.

Tecavüz vâkalarında hukukî sınır her iki tarafın, fakat uygulamaya ve gerçekliğe bakılırsa aslında kadına ait rızanın olup olmaması yahut kadın başta razıyken sonra cayması veya ilişkinin bir yerinde-ânında pişman olup isteksiz durmasıdır.

Burada çizilmiş hududu aşan, kapı eşiğini zıplayıp geçen, yandı!

Rıza göstermek ve razılık durumu o hâlde epeyi tartışmalı bir konu görünüyor.

Dikkat edilmesi gereken nokta şu ki, her zaman kadının rızası aranıyor; galiba erkek, zaten baştan ve hep, her saniye razıdır!

Bu noktayı derinleştirmeden, ortalığı ayağa kaldırmış, özellikle feministler, insan hakları savunucusu gruplar, akademisyenler ve tıp adamlarını, suç uzmanlarını birbirine düşüren, ağız dalaşı yaratan meselemize ait olayı aktarmalıyız.

Yaşamının büyük kısmında mebusluk yapmış, şimdi 78 yaşındaki, torun tombalak sahibi, saygınlığı hiç kuşku götürmez ve iyi yurttaş Henri Rayhons, yakın zaman önce, Alzheimer hastalığıyla bunayarak hayatını geçen yaz yitirmiş karısına tecavüzden tutuklandı.

İlk duruşması Nisan ayı başında görüldü; halen tutuklu ve mahkemesi sürüyor.

Iowa Eyalet Savcısının suçlamasına göre, 79 yaşında hayatını kaybetmiş eşi Donna Lou Young‘u, son zamanlarında kalmakta olduğu huzurevindeki odasında ziyarete gittiği bir gün karısına yakınlık göstermiş, sonra onunla sevişmiş, cinsel teması tamamladıktan sonra oradan ayrılmış, karısını tekrar bakıcı ve hemşirelere teslim edip evine dönmüştür.

Huzurevinin kameraları boşuna oraya asılmamıştır, Bay Rayhons’un karısının yatağına girdiğini, yarım saat kadar beraber olduklarını göstermektedir. Fakat görüntülerde bildiğimiz anlamda tecavüzü çağrıştıran şiddete ait tek bir sahne dahi yoktur.

Yaklaşık 10 yıl evvel tanışıp evlenen bu çiftin aşkları, sevgileri, tutkuları uzun zaman çevrelerinde yankı bulmuştu; herkes buna tanık.

Üstelik Bay Rayhons her anlamıyla toplumsal düzeyde kabul gören birisidir, bugüne kadar birkaç trafik cezası dışında aldığı tek bir cezaî ikaz dahi yoktur.

Ne ki, Savcıya bakılırsa, O şimdi zanlıdır, sanıktır.

Savcı diyor ki, ileri derecede bunama durumundaki karısının cinsel ilişkiye rıza gösterip göstermemesi beklenemez, yani aklî melekeleri, zihnî kapasitesi buna karar vermeye uygun değildir.

Tecavüz davası da bu noktaya dayanarak açılmıştır.

Bay Rayhons, her ne kadar ¨Karımı seviyordum, o da beni seviyordu, bunamıştı evet ama beni tanıyor, bana kocası olarak davranıyordu ve o anda bir cebrî-zorluk da göstermedim, şiddet uygulamadım, her şey isteğimizle aramızda mâsumane biçimde oluverdi, bütün karı kocalar arasında nasıl oluyorsa işte öyleydi!¨ diyorsa da, Savcı iddiasında ısrar sahibidir.

Savunma avukatları bir bunağın yemek yemeyi isteyebileceğini, başka bedensel isteklerini de bilir bilmez bir biçimde dahi olsa talep edebileceğini öne sürüp türlü akademisyenlerden alınmış belge, bilgi, not, emsal olaylara dair raporları da ekleyerek Bay Rayhons’u kurtarmaya çalışıyor.

Fakat Savcı ve yardımcıları dişli çıkmıştır, ayrıca davanın kamuoyunda taraftarı olan grupların iddiası da yabana atılmamalıdır.

Yemek içmek isteğiyle, karşı taraftan gelen seks talebine kabul göstermek yahut seks ilişkisini istemek, aynı şeyler değildir, diyorlar.

Burada, Rayhons’ın iddiası da önemlidir. Karısının o gün çok istekli olduğunu, hatta kendisini baştan çıkaracak gibi davrandığını, buna benzer şeyleri söylüyor; ama bunun tek şahidi kendisidir.

Zaten karısının cinsel arzusunu belgelemek için o saatte gidip Noter bulacak hâli yoktur ya; kim öyle yapar?

¨Karıcığım sen şimdi bekle, sakın arzularının ateşini söndürme, beni hayal et, sık dişini ben bir koşu şahitler, Noter falan getireyim, seks isteğini belgeleyelim! N’olur n’olmaz…¨

Böyle denildiği görülmüş şey değildir; Rayhons’un avukatları işte bu noktada ısrarlıdır.

Bu arada, okkanın altına giden hep erkek tarafı oluyor diye duruşmanın seyrini etkileyecek ve Jüri Heyetinin nihâi kararına tesir edecek savunma sahibi tarafların iddiaları da yankı buluyor.

Bu tarafa bakarsanız, ABD’de haksız yere suçlanıp cezaevlerinde ömür çürütmüş nice mahkumun sonradan masum olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim, tam da bu tartışmaların yaşandığı şu sıralarda, bir Amerikan hapishanesinde 15 yılını geçirmiş bir tecavüz suçlusunun DNA testi sonucu masumiyeti ortaya çıkmış oldu; serbest bırakıldı.

Başkası tarafından tecavüze uğramış kadının iftirasını tamir edecek bir mahkeme yoktur.

Psikiyatristlerden elde edilen açıklamalara göre, bunama hastasının cinsel isteği tıpkı sağlıklı herhangi biri gibi olabilir, ancak bunu yansıtması yahut tersi ondan beklenemez. Dolayısıyla Bayan Donna o gün kocasını arzulamış da olabilir veya tersi olmuştur; bunu tam olarak bilmemiz olanaksız olduğundan, bu yönde görüş beyan eden ruh hekimlerine göre, tecavüz suçlaması bu açıdan hükümsüzdür.

Karışık iş vesselam… Cılkı çıkan bir şey!

İşin cılkının çıkarıldığı nokta, modern toplumda aşırı derecede öne çıkarılmış kadın haklarına ve kadını korumaya dair abartılı bir titizlenmedir.

Bu titizlenme, feminist efelenme, işin tabiatına dair gerçekliği bir yana bırakıp öfkelenme, doğa tarafından erkeklere verilmiş zavallıca ve korunmasız, hatta aciz yanlarının her daim suçlanan olgu olarak görülmesine yol açıyor.

Gerçekten tecavüze uğrayan kadar, bu duruma düşen erkeğin hali de içler acısıdır.

Nekrofili-ölü seviciliğini bir Şeriat kuralıdır diye İslam toplumlarına fetvayla açıklamış Mısır Müftüsü’nün, ¨Karınızla öldükten sonraki falanca zamana kadar seks yapabilirsiniz, bu sizin hakkınızdır!¨ iddiasındaki temelsiz, çirkin ve kaba, insanlık dışı önerisi ‘İşin bokunu çıkarmışsa’, başka bir ters açıdan ve farklı bir uç noktada ortaya çıkmış benzerini şimdi ABD’de görmekteyiz.

_______________________

msenol34@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK