İNCElenmeli.

Yalova’nın Elmalık köyünden İnceler’in çoban Muharrem memleketi yönetmeye aday olalı,  bir iyimser oldum ki sormayın.
Beton kamyonlarına kızmıyorum,  hafriyat kepçeleriyle kavga etmez oldum, kaldırımdan giden kurye motorlarınının yolunu kesmiyorum. Komşunun hergün araba yıkaması,  oğlunun gümbürtülü müziği batmıyor,  hatta selamlaşmaya başladık 12 numaradaki carcar Cevriye teyzeyle. Alışveriş etmediğim için tavırlı bakkal kandili bir selam çaktı dün akşam.
Bu toplumsal yakınlaşma buzdan kutupların erimeye yüz tutmasıdır,  ufukta görünen umutun sıcak yansımasıdır. Tüneldeki ışığın ilk hüzmesidir. O toplum katmanlarına yıllardır zift gibi bulaşmış ayrımcı düşmanlık nifağı şimdiden yerini hoşgörüye bırakmış durumda. Sinirli kadın şoför korna çalmıyor,  incelik gösterip yol veriyor. Bu Sn İnce’nin şimdiden katettiği çok önemli bir mesafedir.
Çünkü bahar geldi dağlarına memleketimin,   gevrek erik dalları gevşedi,  bir dalda iki kirazları dutlar silkeliyor,  zeytin ağaçları bir oh çekti,  karşıki dağlar yıkılmadı,  çiçeklendi. Sesini kestik HES’lerin,  dereler çağlar oldu,  kurumaya yüz tutmuş göllere flamingolar iniyor.
Çünkü ufukta net bir umut belirdi.
Bu umut aslında “bir İstanbul köylüsü” olarak tanımlanabilir. Çünkü o doğduğunda Yalova İstanbul’un bir uzak ilçesiydi. Bunu neden dedim?
Çünkü Yalova’nın bereketli topraklarında safkan bir köylü çocuğu olarak katkı maddesiz beslenerek yetişirken,  karşı sahildeki henüz bozulmamış İstanbul havasının tedrisatından da geçmiştir. Yani,  Anadolu’nun başladığı toprakların İstanbul efendisi sıfatı da yüklenebilir bir anlamda. Ayrık otlarına tırpan yapmayı da bilir,  ayrıcalıklı saygınlık yaratmayı da,  haketmeden boy atmış nifak tohumlarına tırpan atmayı da…
Kendine güvenli çıkışları şuursuz bir hırs dozajı değil,  vatanseverliğinin doğal dürtüsüdür. Zaafları da vardır elbet,  mesela vefa! Serde Anadolu erkekliği olunca,  arkadaşlarına vefası,  adam seçiminde sonradan ona faturalanacak handikaplar yaratabilir.  Vasıflı adamın ayrımını yapma konusunda ve adam sarraflığında etki altında kalır…dı… Artık böyle bir lüksü yok.
Yüklendiği görev için tam kıvamında pişmiştir bunca ceremeyle. Vatanı dibine kadar savunmakta rakibe tur bindirir. Hiperaktiftir, yalnız kalleşliklere karşı savunma konusunda pasiftir! Tepki olarak aynı kalleşliği göstermez. Sözleriyle döver. Kin tuttuğunu görmedim,  rövanşistliğe kapılmadan bilek gücüyle alteder.
Bu işi bitirmeden köye dönme dostum… Berber Muammer’in koltuğuna oturma.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − fifteen =