İNGİLTERE… 2017’de Türkiye’yi neler bekliyor?

İNGİLTERE… 2017’de Türkiye’yi neler bekliyor?

0
PAYLAŞ
Geçen senenin sonunda,  yanıbaşındaki Suriye’de savaş alevlenir,  kendi toprakları içinde de yeniden çatışma ortamına dönülürken,  “2016’ya girerken Türkiye için iyimser olmak zor” demiştim.
Sorunların daha da büyüdüğü, huzursuzluğun giderek arttığı bir 12 ayın ertesinde, 2017 yılına bakışım, maalesef daha da karamsar.

Eşine rastlanmayan zorluklarla dolu bir yılın son günlerinde, Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünü üstlendiği bir ateşkes anlaşması ve yol haritasının ortaya çıkması, Suriye’deki kanlı içsavaşı sona erdirme umutlarını yeniden canlandırdı.  Eğer başarılı olursa, 5 yıldır süren çatışmaların siyasi bir çözüme kavuşturulmasında Türkiye tarihi bir rol oynayacak.

Amerika Birleşik Devletleri, NATO ve Birleşmiş Milletler Suriye temilcisi  Staffan de Mistura tarafından memnuniyetle karşılanmış olmasına rağmen, bu anlaşma, hala son derece kırılgan ve sonucu belirsiz bir aşamada.

Amerika Birleşik Devletlerinin görev süresi dolmakta olan başkanı Obama’nın, Kasım ayındaki başkanlık seçimlerine müdahale ettiği gerekçesiyle Rusya’nın 35 diplomat ve yetkilisini sınırdışı etme kararı, iki büyük güç arasında endişe verici bir gerginliğe yolaçtı. Tam Suriye’de barış için önemli adımlar atılmaktayken, bu türden bir münakaşa, daha kötü bir zamana rastlayamazdı.

Suriye’de siyasi çözüm girişimlerini olumsuz etkileme tehlikesine ek olarak, son zamanlarda giderek sırtını batıya dönen ve Rusya’ya yaklaşan Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini daha da soğutması ihtimal dahilinde.

Dış politika sorunları ne kadar büyük olursa olsun, önümüzdeki aylarda Türkiye’yi en fazla meşgul edecek konular, kendi siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunları olacak.

Son bir yıl içinde gerçekleşen bir dizi terörist saldırı, halk arasında zaten yaygın  bir güvensizlik ve endişe duygusu yaratmış durumda.

15 Temmuz darbesini izleyen gözaltılar, tutuklamalar ve işten çıkarmalar, akademisyenler ve gazeteciler üzerindeki ağır baskılar, ülkedeki korku ve belirsizlik ortamını iyice dayanılmaz hale getirdi.

Şimdi de, kamuoyunda tartışılmasına bile gerek duyulmadan, iktidar partisi tarafından ülkenin siyasi yapısını kökten değiştirecek bir anayasa değişikliği gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Anayasa Komisyonundan AKP’nin istediğinden de daha kapsamlı ilavelerle geçirilen taslak anayasa, Ocak ayında Meclis’te oylanacak. 2017 ilkbaharında referanduma sunulduğunda da büyük olasılıkla halkın çoğunluğunun desteğini alacak.

Türkiye, 2017 yılında, bugünkünden  daha otoriter bir rejimle yönetilmeye hazırlanıyor.

Tek adam yönetiminin, iktidar partisinin iddia ettiği gibi ülkeyi daha istikrarlı ve yabancı yatırımcılar için daha cazip kılacağını düşünmek için hiç bir neden yok.

Bağımsız ve güçlü kurumları olmayan, hukukun üstünlüğüne saygı duymayan bir Türkiye’nin, rejim değişikliği ardından, yabancı sermaye açısından daha az riskli bir ülke olarak algılanacağı varsayımına, AKP’li siyasetçilerin bile gerçekten inandıkları kuşkulu.

Petrol fiyatlarındaki artış, doların değerinde sürmesi beklenen yükseliş ve uluslararası piyasalarda kredi sıkıntısı gözönünde tutulduğunda, son derece çalkantılı bir yılın ardından Türkiye ekonomisinin ciddi bir darboğaza girmesi neredeyse kaçınılmaz.

Amerika Birleşik Devletlerinde, siyasetinin ne olacağı henüz bilinmeyen yeni bir başkan, Avrupa’da ise Almanya ve Fransa seçimlerinden çıkabilecek belirsiz sonuçlar, Türkiye’nin 2017 yılında epey fırtınalı sularda ilerleyeceğine işaret ediyor.

Ocak ayında Kıbrıs görüşmeleri, bir dizi engelli koşuda, ilk atlanması gereken yüksek çit olacak. Orta Doğu’da karşı karşıya kaldığı tehditler ışığında Türkiye’nin Kıbrıs’a verdiği stratejik önem giderek artıyor. Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümden yana olduğuna dair bugüne dek hiç bir izlenim vermeyen Rusya’nın bölgede artan nüfuzu ise, Kıbrıs’ta bir sonuca varılması umutlarını zayıflatıyor.

Avrupa Birliği ile üyelik konusundaki süreçte herhangi bir ilerleme sağlanması ihtimali kalmamış görünüyor ama mülteci sorunu nedeniyle, Avrupalı liderlerin Türkiye’yle bağları toptan koparmasını da beklemiyorum.

Gelecek yıl boyunca asıl dikkatle izlenmesi gereken, Türkiye ile üyesi olduğu Avrupa Konseyi arasındaki ilişkiler. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin tekrar tekrar ihlal edilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Türkiye’den gitmesi beklenen binlerce başvuru yüzünden, ilişkiler zaten pamuk ipliğine bağlı.

Türkiye, yeni yıla Olağanüstü Hal altında, bağımsız, eleştirel seslerin susturulduğu, ülkenin hala ciddi güvenlik tehditleriyle karşı karşıya bulunduğu ve askerlerinin Suriye topraklarında ölmeye devam ettiği koşullarda giriyor.

Bu durumda, gelecek yıla dair iyimser beklentiler içine girmek imkansız.

Fıtrat filan değil.  Sadece, geleceğin neler getirebileceğinin, büyük ölçüde bugün neler yaşandığıyla ilintili olması.

Hepinize, mutlu, barış dolu günler diliyorum.

BİR CEVAP BIRAK

1 × 1 =