İNGİLTERE… 2020 VİZYONU

2010’lar dünyada ekonomik krizle başladı ve isyanlarla son buldu. Türkiye’de anayasa referandumuyla başladı diktatörlüğün adım adım yerleştiği yıllar oldu. Batıda on yıl mali krizin gölgesinde geçerken Türkiye’de Geziden Hendek savaşlarına, 17-25 aralıktan 15 Temmuz darbesine kadar, Cizre Nusaybin, Ankara gar katliamı, KHK’lar, kayyumlar, Demirtaş’ın tutuklanması gibi dehşet dolu korkunç yıllardı. 

Korku içinde yaşamamıza yol açan çeşitli nedenler vardı. Dokuz yılda yaklaşık bir milyon insanın öldüğü Suriye savaşı, iklim değişikliği ve yeni tehlikeli nükleer buluşlar geçen on yılda bir karabasan gibi üstümüze çökmüştü. 

2019 yılı yaygın gösteriler, artan eşitsizlik ve birçok ülkede temsil kriziyle sona erdi. Dünya durgunluk ve yeni bir krize doğru uyurgezer ruh halinde yoluna devam ediyor. İlerici devrimciler ve nihayetinde insanlar 20’li yıllarda bu endişe verici eğilimleri tersine çevirebilecek mi?

Geriye yaslanıp o yıllara daha geniş pencereden şöyle bir bakarsak bizi rahatlatacak  bazı olay ve süreçleri görmemiz mümkün. Bilimde, uzayda çok ilerideyiz ve bilgi bakımından çok zenginiz, daha uzun yaşıyoruz ve salgın hastalıklarda atalarımızdan daha az ölüyoruz. Ve sadece gezegenin ayrıcalıklı köşesinde değil. Çin ve Hindistan’da yoksulluk büyük oranda düşürüldü, çok az parayla yaşayan insanlar neredeyse üçte iki oranında azaltıldı. Bu kapitalizmin değil ilerici insanlığın başarısıdır.

Fakat bilimin ve insanlığın başarıları bir yandan devam ederken kapitalizm insanın iç dünyası üzerinde çözümü uzun yıllar alacak tahribatları durmuyor. Evet, belirleyici özelliklere baktığımızda geçmişe göre insanlık daha şanslı fakat çok daha fazla depresif yaşıyor.

  1. sanayi devriminin koşullarında yaşayan insanlık hiç bu kadar endişeli değildi. Her geçen gün daha fazla akıl hastalığına muzdarip ve daha fazla yasal yasal olmayan yollardan uyuşturucu kullanılıyor. İspanya’da uyuşturucu tüketimi 12 yılda üç katına çıktı. Ve Amerika’da opioid kullanımından ölenler araba kazalarında ölenlerden daha fazla. -üzücü olan bu insanlar kendi iradeleriyle kendilerine zarar veriyor olmaları. 

İnsanlık her geçen gün kendinden ve hizmet veren kurumlardan hoşnutsuzluğu geçtiğimiz on yıllarda daha da arttı.  Kamu ve özel kurumlara güven çöktü. Uzun zamandan beri politikacılara ve bankacılara inanmayı terk etti, ama güvensizlik güvenlik güçlerine de yayıldı, teknoloji şirketlerine (bankalara kıyasla daha kötü), ve hatta komşular da bezer biçimde birbirine güvenmiyor. Türkiye’de intiharlar, kadın cinayetleri, yandaşlık, yolsuzluk toplumda ciddi bir kan kaybına ve toplumsal çürümeğe neden oluyor.

Etrafımızı saran bu tedirginlik ve rahatsızlıklar tehlikeli siyasi sonuçlar doğuruyor. İnsanoğlunun kolektif olarak organize olmanın iki zıt yollarından biri olan insani dayanışma ve paylaşım bir değer olmaktan çıkartıldı. Buna karşın sınıfsal egemenlikten ve erkek egemen toplumdan kaynaklanan gücün ve güçlünün “adaleti” etrafın örgütlenme milyonların günlük yaşamını belirleyen bir paradigmaya dönüştü. 

Geçtiğimiz on yılda gücün bir toplumsal örgütlenme modeli olarak kabul görmesi ekonomik krizin bir sonucudur. Krizler kaynakları azaltınca, ABD, Rusya, Hindistan, Çin, Brezilya, Türkiye veya Macaristan’da bölüşüm güçlü liderin otoriter iradesine bağımlı hale getirildi. 

2010’larda başlayan milyonların direnişleri iktidarları düşürmeğe yönlendirilirse ve bilimden gelen parlak fikir kıvılcımlarını yakalama olanağı elde edilirse inanıyorum ki, 2020’ler insanlığın demokratik koşullarda mutlu yaşadığı bir on yıl olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.