İNGİLTERE… Avusturya’nın dönem başkanlığı Türkiye-AB ilişkilerini etkileyecek mi?

Avusturya, 1 Temmuz’da Avrupa Birliği’nin dönem başkanlığını devralacak.

Aşırı sağcı Özgürlük Partisi ile koalisyon kuran Halk Partisi’nin muhafazakar lideri, başbakan Sebastian Kurz, altı aylık dönem başkanlığı sırasında önceliklerini yasadışı göçü önlemek, birliğin sınırlarını korumak ve güvenlik olarak açıkladı.

Avusturya’nın mülteci akını karşısında tutumu biliniyor. Dönem başkanlığını devralınca Türkiye’ye karşı yaklaşımı nasıl olacak; bu tartışmaya açık bir konu.

Bu hafta başında, birlik üyesi dışişleri bakanlarının Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi toplantısında, daha sonra da 28 üye ülke liderinin Brüksel’deki doruk toplantısında, Türkiye’ye verilen önemin altı çizildi.

Türkiye’den, başta göçmenlik, terörizmle mücadele, enerji, ulaşım, ekonomi ve ticaret olmak üzere pek çok alanda kilit ortak diye sözedildi.

Liderler arasında varılan anlaşmanın bir parçası da, Türkiye’ye Suriye’li mülteciler için vadedilen yardım paketinin ikinci dilimi olan 3 milyar Euro’nun verileceğinin açıklanmasıydı.

2015-2016 yıllarında 2,5 milyon mültecinin gittiği Avrupa Birliği’nde, yasadışı göçmen geçişleri, şimdi yüzde 95 oranında azaldı. Avrupa Birliği liderleri, bu ‘gözle görülür sonuçta’ Türkiye’nin oynadığı rolü takdirle karşıladıklarını bildirdiler.

Pazartesi günü dışişleri bakanlarının toplantısında, Türkiye’nin çeşitli alanlarda Avrupa Birliği standartlarına ulaşamaması yüzünden yeni başlık açılamayacağı, Gümrük Birliği’nde güncellemenin de gündemde olmadığı bildirilmişti.

Avrupa Birliği liderleri, genişleme ve müzakereler konusunda Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nin 26 Haziran’da yayınladığı bildiriyi onayladı.

Dolayısıyla, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden her geçen gün uzaklaştığı, sadece yeni dönem başkanı Avusturya’ya atfedilecek bir görüş değil. Diğer üyeler tarafından da paylaşılıyor.

Ancak, Türkiye’nin Arupa Birliği içinde en gergin ilişkiler içinde olduğu ülkeler arasında Avusturya’nın başı çektiği de bir gerçek.

Avusturya’nın tanınmış gazetecilerinden, Profil yazarı, Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) başkanı Otmar Lahodynky, geçtiğimiz günlerde Viyana’da yayınlanan Yeni Vatan gazetesine verdiği mülakatta, ilişkilerdeki bu gerginliğin nedenlerinden biri olarak, Avusturya’lı siyasetçilerin Türkiye karşıtı söylemleriyle oy toplayacaklarına inanmalarını göstermişti.

Ancak Lahodynsky’ye göre, Türkiye yetkilileri, uzunca bir süredir Avusturya’da yaşayan Türk vatandaşlarının yaşamlarına açıktan müdahale ediyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avusturya’lı siyasetçilere yönelik sert ve saldırgan üslubu da ilişkileri olumsuz etkiliyor.

Cuma günü Brüksel’deki doruktan saatler sonra NTV televizyonunda konuşan Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avusturya’nın dönem başkanlığında olumlu adımlar atılacağını düşünmediklerini, özellikle de fasılların açılmasında önemli bir adım beklemediklerini söyledi.

Bu hafta, ben de Brüksel’deydim. Üyesi olduğum Avrupa Gazeteciler Birliği’nin Avrupa Parlamentosu ile ortaklaşa düzenlediği seminerde, Parlamento başkanı Antonio Tajani ve Avusturya’nın Brüksel’deki Daimi Temsilcisi Profesör Klemens Fischer başta olmak üzere bir dizi Avrupalı siyasetçinin görüşlerini dinledim.

Parlamento başkanı Tajani, yasadışı göçün, birlik açısından, Brexit diye anılan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasından daha büyük bir tehlike oluşturduğunu söyledi.

Prof. Fischer ise, ülkesinin dönem başkanlığında göç, güvenlik ve sınırların korunmasına ek olarak, Batı Balkan ülkelerinin birliğe yakınlaştırılmasına önem vereceklerini, Avrupa değerlerinin birlik içinde ve çevresinde yaygınlaştırılması için çaba göstereceklerini belirtti.

Profesör Fischer’a, Avusturya’nın dönem başkanlığında Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde değişik bir yaklaşım görüp görmeyeceğimizi sordum.

Yanıtı, ‘hayır’ oldu.

‘Hükümetimin bu konudaki yaklaşımını biliyorsunuz. Bu, değişmeyecek. Ancak, başkanlığı üstlenince, farklı görüşleri idare ve uzlaştırma sorumluluğumuz da olacak. Türkiye’nin adaylık statüsü sürecek ama yeni başlık açılmayacak. Tabii, akademisyen şapkamı takıp da konuşursam, şunu da söylemem lazım. Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yetkilerini nasıl kullanacağını bekleyip görmeliyiz. Önyargılı davranmanın yanlış olacağını düşünüyorum. Kabul etmemiz lazım ki, beğensek de beğenmesek de, demokratik bir kararla karşı karşıyayız. Ya seçmenin demokratik kararını kabul edeceğiz, ya da reddeceğiz. Bence bekleyip görmek lazım’.

Avusturya’lı temsilci, diplomasinin dolambaçlı diliyle konuşuyor.

Ezip bükmeden söylersek, Avrupa, göçmen akınından her zamankinden daha çok korkuyor.

Hemen her üye ülkede, popülizm tırmanışta.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri de Avusturya olsun ya da olmasın, giderek daha fazla ‘al-ver’ ilişkisi haline gelmekte.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 14 =