İngiltere basını: Başbakan May, Brexit’in kontrolünü kaybediyor

İngiltere’de hükümet Avrupa Birliği’nden çıkış (Brexit) süreci ile ilgili olarak Avam Kamarası’nda Pazartesi ve Salı günü yapılan oylamaları kaybetti.

Avam Kamarası’nda 297’ye karşı 308 oyla kabul edilen son önerge; Parlamento’nun Salı günü yapılacak oylamada Brexit anlaşmasını reddetmesi halinde, hükümetin 3 gün içinde yeni planlarını açıklamasını öngörüyor. Bu da, ikinci referandum gibi alternatiflerin önünün açılabilmesi demek.

İngiliz basını, Avam Kamarası’nda dün yaşananlara sayfalarında geniş yer ayırdı.

i gazetesinin bugünkü manşeti, “May, Brexit’in kontrolünü kaybediyor”. Gazete, milletvekillerinin Başbakan Theresa May’e, Brexit anlaşması reddedilir reddedilmez, B Planı’nı kendilerine göstermesi talimatı verdiğini belirtiyor.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn bugün genel seçim çağrısını yineleyecek. i gazetesi, İşçi Partisi’nin seçime gidilmesi halinde, AB’de kalma vaadinde bulunabileceğini yazıyor.

Times: May’in Brexit stratejisi paramparça oldu

Times gazetesi, Avam Kamarası’ndan dün çıkan sonucun, iktidardaki Muhafazakar Parti’nin isyancı milletvekillerinin İşçi Partisi’yle birlikte hareket etmelerinin sonucu olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre son oylama ile May’in Brexit stratejisi paramparça oldu.

Daily Telegraph’dan Avam Kamarası Meclis Başkanı’na tepki

Daily Telegraph gazetesi ise bugün “Sayın Meclis Başkanı dizginleri el alıyor” manşeti ile çıkmış.Gazete, “yasal tavsiyeyi görmezden geldiği” ve “teamüllere aykırı hareket ederek oylamaya izin verdiği” gerekçesiyle Avam Kamarası Başkanı John Bercow’u eleştirmiş.

Oylamanın sonucunu May’e zarar veren bir diğer yenilgi olarak gören Daily Telegraph’a göre Bercow, Brexit sürecinin kontrolünü Başbakan May’den alıp Avam Kamarası’na verdi. Gazetenin bugünkü ilk sayfasında Bercow’un gülerken çekilmiş 4 ayrı fotoğrafı var.

Guardian: May, küçük düşürücü bir diğer yenilgi aldı

Guardian gazetesi de, John Bercow’un oylamaya izin vermesinin Avam Kamarası’nda büyük tartışma yarattığını kaydediyor. Gazete de, Başbakan May’in otoritesinin yavaş yavaş eridiği görüşünde. ‘May, küçük düşürücü bir diğer yenilgi aldı” diyen Guardian’a göre, Başbakanın Brexit sürecinde manevra alanı daha da daralmış durumda.

Financial Times gazetesi ise Avam Kamarası’nda 48 saatte aldığı ikinci yenilgi sonrası Başbakan May’in Salı günkü oylama öncesi son bir girişimde bulunacağını ve milletvekillerine Brexit anlaşmasının İngiltere’de en çok eleştirilen taragı olan “backstop” uygulaması konusunda veto hakkı vereceğini yazıyor.

Gazetedeki habere göre hükümet, iktidardaki Muhafazakar Parti’nin bazı milletvekilleri tarafından hazırlanacak böylesi bir önergeye destek verecek.

Söz konusu önerge, “backstop” uygulamasının yürürlüğe girmesinin ve geçiş sürecinin uzatılmasının ancak milletvekillerinin onayı ile gerçekleşmesine yönelik.

AB, halihazırda geçiş sürecinin Aralık 2022’ye kadar sürebileceğini kabul etmiş durumda.

Financial Times, AB diplomatlarının da, böyle bir önergenin İngiltere Parlamentosu’nda kabulüne itiraz etmeyecekleri yönünde sinyal verdiklerini, önergenin iç politikaya yönelik nedenlerden kaynaklandığının farkında olduklarını yazmış.

‘Backstop’: En önemli anlaşmazlık noktası

“Backstop” esasında bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile İngiltere arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık’ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor. Ancak İngiltere ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. İngiltere’de anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık’ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor.

En büyük korku, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti’nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti’nin parçası haline gelmesi ve Kuzey İrlanda gibi 2016’daki referandumda Brexit’e karşı çıkan İskoçya’da 2014’ten sonra yeniden bir bağımsızlık referandumu yapılması. Yani, Birleşik Krallık’ın parçalanması.

İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda’nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest yaşamı, dolaşımı ve çalışmayı sağladı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi. Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem İngiltere hükümetini hem AB’yi hem İrlanda Cumhuriyeti’ni hem de Kuzey İrlanda’daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyor.

Brexit sürecinin bugün itibarıyla çeşitli senaryolara açık olmasının en önemli nedeni de bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here