İNGİLTERE… BULAŞICI HASTALIK SALGININDA NE YAPILMAMALI

Sağlık Bakanlığı, şu ana kadar ülkede virüse rastlanmadığını açıkladı. Ancak, Çin dışında 18 ülkeye yayıldığı tespit edilen virüsün Türkiye’ye de ulaşması an meselesi.

Corona virüs salgınını uluslararası halk sağlığı açısından acil durum ilan eden  Dünya Sağlık Örgütü , yayılmasının hala önlenebileceğini ancak bunun için ülke hükümetlerinin erken teşhis, hastaların karantinaya alınması ve tedavisi, temas içinde oldukları tespit edilen kişilerin bulunması ve gözlem altına alınması ve ülke içinde riskle orantılı dolaşım sınırlaması gibi  önlemleri almaları gerektiğini bildirdi.

Şimdi herkesin sorması gereken iki soru var. Türkiye, salgının daha da yayılması ve ülkeye ulaşması olasılığına karşı her türlü önlemi aldı mı? Alınan önlemler yeterli mi?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bulaşıcı Hastalıklar Koordinasyon Merkezi ve Bilim Kurulu’nun ilk etapta pek çok tedbir aldığını, havaalanlarında termal kameraların kullanıldığını ve karantina noktalarının hazır beklediğini belirtti.

Bakan, kamuoyunu düzenli aralıklarla şeffaflıkla bilgilendireceklerini ve sosyal medya ya da diğer platformlardaki yanıltıcı bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Umarız, bakanın sözünü ettiği şeffaf bilgi akışı gerçekleşir.

Çünkü bu türden küresel sağlık krizlerinin ilk günlerinde, halkın zamanında ve güvenilir şekilde bilgilendirilmesi ve alışılan otoriter eğilimlerden vazgeçilmesi büyük önem taşıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 30 Ocak’ta, İYİ Parti tarafından verilen ve CHP ile HDP’nin de desteklediği corona virüsü ile ilgili araştırma komisyonu kurulması önergesinin reddedilmesi, acil durumlarda gereken etkili önlem için elbirliği ile partilerüstü eylem ilkesiyle çelişiyor.

Salgının başladığı ülke olan Çin, büyük bir sağlık tehdidi karşısında nasıl davranılmaması gerektiği konusunda aslında iyi bir örnek.

Tek partiyle yönetilen, özgür medyası ve muhalefeti olmayan Çin’de, daha önce görülmeyen bir hastalığın yayıldığı haberleri, geçen yıl Aralık ayında duyulmaya başlandı. Bunu dile getirenler, yalan haber yaydıkları ve vatan haini oldukları gerekçesiyle tutuklandı.

Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti, 31 Aralık tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’nü corona virüs konusunda bilgilendirdi. Halkını ise daha sonraki günlerde haberdar etti.

2002 yılında 8 binden fazla insanın ölümüne yol açan SARS salgınında da ilk başlarda hastalık gizlenmişti.

Sonuç olarak, Çin’de, halkın hükümetin gerçeği söylediğine inancı zayıf.

Uluslararası alanda da, Çinli yetkililerin yaptıkları açıklamalar kuşkuyla karşılanıyor.

Oysa, corona virüsünün küresel bir salgın haline gelmeden önlenebilmesi, Çin’in salgını ülkesinde ne kadar etkili kontrol edebileceğine bağlı.

Yetkililerin şeffaf ve güvenilir olması, bir diğer tehlikeli mikrobun, temelsiz ve yalan haber yaymanın da önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Şu sıralar, Türkiye de dahil pek çok ülkede corona virüsü, tehlikenin boyutları ve salgının nasıl ortaya çıktığı konusunda inanılmaz boyutlarda yalan haber ve komplo teorisi dolaşıyor.

Daha da endişe verici olanı, bu yalan haberlerin Çin ve diğer Asya ülkelerinden olan bireylere karşı yabancı düşmanlığını körüklemesi, hatta zaman zaman saldırılara neden olması.

SARS ve MERS salgınlarında olduğu gibi, corona virüsü salgını da büyük olasılıkla bir kaç ay içinde kontrol altına alınacak.

Ama ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve komplo teorilerinin zehirlediği insanların tedavisi çok daha uzun zaman alacak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
https://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.