İNGİLTERE… Demokrasinin ikilemi ve 24 Haziran’ın önemi

DEMOKRASİNİN İKİLEMİ VE 24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN ULUSLARARASI ÖNEMİ

İktidarların yürütmenin eline geçmesi, yargının politikleştirilmesi, bağımsız medyaya saldırılar, hükümetlerin egemen azınlığın çıkarları için kullanılması bilinen demokratik gerilemenin en belirgin sinyalleridir. En şaşırtıcı yan bunların görünmeye başlandığı gelişmiş kapitalist ülkelerdir. Artık ABD, İngiltere gibi liberal demokrasinin ileri boyutlara vardığı yerlerde bile demokrasiden uzaklaşma süreçleri yaşanıyor.

Demokrasi 1930’lardan beri ilk defa bu kadar itibarsızlaştırılarak geri plana çekiliyor. Zengin ülkeler demokratik yöntemlerle ekonomik eşitliği gerçekleştirmeyi tercih etmedikleri gibi enformasyon devrimini yönlendirerek demokrasiyi geliştirmiyorlar. İzledikleri anti-demokratik politikalarla demokrasi ile ekonomik büyüme arasındaki birliğin kırılmasına, gelir dağılımında uçurumların oluşmasına neden oluyorlar.

Asya ve Doğu Avrupa’da var olan rejimler Avrupa ülkeleri gibi demokrasiden otoriterliğe geçiş yapmıyorlar. Tarihsel ve kültürel geleneklerinden gelen otoriterliği “Yumuşak otoriter” veya “illiberal” (liberal olmayan) diye tanımlanan modellerle ekonomik gelişmelerini sürdürdükleri gibi ekonomide büyük avantajlar yakalamış durumdalar. Demokratik rejimlere kıyasla ekonomik ve politik anlamda daha stabil durumda olmaları demokrasi ile kapitalizm arasındaki evliliği bitiriyorlar. Özellikle Çin’in başarıları Batının egemen eliti tarafından örnek gösterilerek demokrasi koşullarında kalkınmanın son bulduğu sonucuna varıyor.

Bu nedenle çoğu ülkede demokrasi şu ikilemle karşı karşıyadır. Ya demokratik değerler korunarak sosyalist ekonomik politikalarla adaletli ekonomik dağılım gerçekleşecek ya da demokrasi rafa kaldırılarak otoriter rejimle ilerleme sağlanacak.

Dünyada otoriter rejimlere yönelmenin hız aldığı bir dönemde 24 Haziran seçimleri tartışmasız tarihsel bir öneme sahip. Türkiye vesayetçi demokrasiden otoriter rejime geçeli yıllar oldu. Erdoğan’ın otoriter, tek adam rejimi on yıllık bir ekonomik istikrar gerçekleştirdi. Son günlerde yaşanan dövizdeki ani ve hızlı yükselişler bu dönemin sonuna gelindiğinin sinyalleridir.

OHAL’cı, Kürt düşmanı otoriter rejimi ret eden muhalefet partileri seçim propagandalarında parlamentoya, hukukun üstünlüğüne haklı olarak odaklanıyorlar. Ancak, dünyada ve Türkiye’de oluşan anti-demokratik politik atmosfer parlamenter rejimlere çok az yaşama şansı tanıyor. Çok partili parlamenter sisteme demokratik sosyalist ekonomik modelleri içeren integral programlar eşlik etmelidir. Kapitalist ekonomik kriz kapitalizmi liberal demokrasiden her geçen gün uzaklaştırıyor.

Muharrem İnce, Selahattin Demirtaş, HDP ve CHP seçim manifestolarında halka sundukları politik projeleri diyalektik bir bütünlük oluştururken benzeri ekonomik projelerde görülmüyor. Ekonomik taleplerle sınırlı olmayan, başta ekonomik krize ve demokrasinin ekonomik açmazına çıkış gösteren demokratik kalkınma modellerinin eksikliği seçim kampanyalarının kara delikleri olarak muhalefetin önünde duruyor. Sosyalizmle demokrasi harmanlamadan karanlık delikler güneşle aydınlatılamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − 8 =