İNGİLTERE… Düşünmek

O kadar konu var ki yazacak, karar vermek güç.

22 Şubat “Dünya Düşünce Günü” imiş.

Daha önce değerli dostum Dr. Nazım Beratlı, her gün sosyal medya sayfasında hangi gün ne kutlanır bilgisi verirdi. Çoktan yapmıyor. Bu kez kendim araştırıp buldum!

Düşünce Günü münasebetiyle ben de yazımı düşünmek üzerine yazmaya karar verdim.

Önce bu önemli gün hakkında bilgi vermeliyim. Dünya Düşünce Günü, kız izci harekatı tarafından 1926 yılından beri kutlanmaktadır.

Amaç, genç kadınları ilgilendiren konuların tartışılması için fırsat yaratmak ve 150 ülkede faaliyet gösteren kız izci grupları için fon toplamak.

Gelelim konumuza. Düşünmek.

“Düşünüyorum, öyleyse varım” demişti Renes Descartes. Felsefe ve Matematiğin babası olarak kabul edilen bu önemli kişiden düşüncenin önemini vurgulayan unutulmaz bir söz.

Tabi bu sözün çok derin bir anlamı bulunuyor, ve bu felsefi olgu üzerine kitaplar yazılmıştır. Benim burada sözün anlamının derinliğine girecek ne bilgim ne de vaktim var.

Ancak www.felsefe.gen.tr sitesinde beğendiğim bir açıklamayı burada size aktarmak istiyorum.

“…..varoluş, ancak varolduğunun bilincinde, düşünen bir varlığın varolması koşuluyla düşünülebilir”.

Muhakkak ki Descartes “düşünüyorum” derken eve gidince ne yiyeceğini düşündüğünü söylemeyi amaçlamamıştı.

Her insan düşünür. Ama sağlıklı düşüncenin mekaniği nasıl oluşur? Konu bu.

Sanırım Descartes “düşünüyorum” derken kritik düşünceden bahsediyor. Aynı zamanda eleştirel düşünce olarak da bilinen bu kavramın açıklaması için Oxford sözlüğüne başvurdum.

“Sunulan bilgiler üzerinde karara varmak için onların objektif bir şekilde analize etme süreci”.

Kritik, veya eleştirel düşünce sadece akademik yaşamda değil, yaşamımızın her alanında geliştirmemiz gereken bir yetenektir.

Aksi takdirde okyanustaki bir sandalın rüzgar ve dalgalar tarafından yönlendirilmesi gibi, yaşamımız başkalarının istek, amaç ve çıkarları doğrultusunda yönlendirilir.

Eğitimin de en önemli amacı öğrencilerin düşünme yetilerini geliştirmek değil mi?

Yazılarımı sık sık okuyanları sıkacağım ama her zaman tekrarladığım, her zaman sırası geldiğinde tekrarlayacağım şu sözü burada yeniden yazma gereği duyuyorum:

“Eğitimin amacı ne düşünmemiz gerektiğini değil, nasıl düşünmemiz gerektiğini öğretmek, beynimizi başkalarının düşünceleri ile doldurmak değil, ve beynimizi geliştirerek kendimiz için düşünmek olmalıdır”. Bill Beattie.

Bizim gibi eğitim sistemleri ezbercilik üzerine kurulmuş toplumlarda kritik, eleştirel düşünce yeteneği geliştirmek pek de kolay değil.

Başka ülkelere göç etsek bile bu ezberci tutumlardan kendimizi arındırmamız bazan imkansız gibi görünüyor.

Genelleme yapmak tabi ki doğru değil, ancak sürü mentalitesi sergileyenlerin çokluğu üzücüdür. Bu kişiler ezber bozan yaklaşımlar sergileyen kişilere öcü gözüyle, uzaydan gelmişler gibi bakarlar.

Statükonun öğrettiği ezberciliğin ötesinde fikirler üretenlere hemen hain damgası yapıştırılır. Bunu yapanlar, çirkin, hırçın tavırlar takınarak etraflarına öfke, nefret saçarlar.

Bu tavırlar da toplumun gelişmesine katkı yapma potansiyeli olanları ürkütüp pasif kalmaya yiter ne yazık ki.

“Eleştirel düşünme” sözcüğündeki eleştiri kavramı üzerine, daha doğrusu toplumunuzun bu gelişmemiş yetisi üzerine kitap yazılabilir.

Kritik, eleştirel düşünce metodunu kullanarak değişik, karşıt düşünceler üretenler yapıcı değil, yıkıcı eleştiri yapmakla suçlanırlar. Onlara hakarete dönüşen tepkiler yağdırılır.

Sonuç olarak ne yapmalıyız?

Sanırım “toplum lideri” sıfatını kendilerine yakıştıran herkesin topyekün bir kritik düşünce kursuna gönderilmesi ile başlamalı. Çünkü balık “baş”tan kokar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.