İNGİLTERE… G. Monbiot: Bizi yok etmeden, kapitalizmi yok etmeliyiz!

Değerli okurlar, bu hafta köşemde G. Monbiot’un Guardian’da çıkan uzun bir makalesinin özetini sizin çevirerek paylaşmak istiyorum.

İlginç bulduğum bu makaleyi üç başlık altında kısaltarak daha iyi anlaşılmaıs için de küçük eklemeler yapmayı uygun gördüm. Şimdi sizi G. Monbiot ile başbaşa bırakıyorum:

ONUNLA BİRLİKTE YOK OLUP GİTMEDEN KAPİTALİZM ÖLDÜ DİYEBİLMELİYİZ

Kapitalist ekonomik sistem dünyadaki yaşamla bağdaşmıyor. Yeni bir toplumsal model tasarlamanın zamanı geldi.

Yaşamım boyunca “kurumsal kapitalizme”, “tüketici kapitalizme” ve “Krony kapitalizme” karşı durdum. Sorunun sıfat değil de isim olduğunu görmek uzun zamanımı aldı. Bazı insanlar kapitalizmi memnuniyetle ve çabucak reddetmişti ben çok yavaş ve isteksizce yaptım. Nedenlerin bir kısmı açık bir alternatif görememekti: Bazı anti-kapitalistlerin aksine, ben hiçbir zaman devlet komünizmi meraklısı olmadım. Ayrıca dogmatik statüsüyle de engellendim. 21. yüzyılda “kapitalizm başarısız” demek, 19. yüzyılda “Tanrı öldü” demek gibidir: laik bir küfürdür. Sahip olmadığım bir özgüveni gerektirir.

Ama yaşlandıkça, iki şeyi tanımaya başladım. Birincisi, biçimi ne olursa olsun bizi felakete doğru sürükleyen sistemin kendisidir. İkincisi, kapitalizmin başarısız olduğunu söylemek için kesin bir alternatif üretmek zorunda değilsiniz. Ancak yeni bir sistem geliştirmek için başka ve farklı bir çaba gerektirir…

SÜREKLİ BÜYÜĞEN KAPİTALİST EKONOMİ SONUNDA ÇEVRE FELAKETİNE YOL AÇAR

Sonu belli olan bir gezegende sürekli büyüme, kaçınılmaz olarak çevresel felakete yol açar.

Kapitalizmin başarısızlıkları, belirleyici unsurlarından ikisinden kaynaklanmaktadır. Birincisi sürekli büyüme. Ekonomik büyüme, sermaye biriktirme ve kar elde etme arayışının toplam etkisidir. Kapitalizm büyüme olmadan çöküyor, ancak sınırlı bir gezegende sürekli büyüme çevresel felakete yol açıyor.

Kapitalizmi savunanlar, tüketim malları üretiminden hizmet sektörüne geçtikçe, ekonomik büyümenin maddi kaynak kullanımından ayrılabileceğini savunuyorlar. Geçen hafta Jason Hickel ve Giorgos Kallis tarafından New Political Economy (Yeni Ekonomik Politika) dergisinde yayınlanan bir araştırmada bir öngörüyü paylaştı.

  1. yüzyılda bazı göreceli ayrışmaların gerçekleşmesine rağmen (maddi kaynak tüketimi, ekonomik büyüme kadar hızlı bir şekilde artmaması gibi), 21. yüzyılda bir geri çekilme yaşandığını buldu: şu ana kadar kaynak tüketimi ekonomik büyümeye ya eşit oldu yada aştı. Çevresel felaketi önlemek için ihtiyaç duyulan mutlak düşme (maddi kaynak kullanımında bir azalma) gerçekleşmediği gibi ekonomik büyüme devam ederken bunun imkansız olduğu tahmin ediliyor. Kapitalist ekonomik modelde yeşil büyüme bir yanılgıdır.

Sürekli büyümeye dayalı olan sistem, çevre ve dış dinamik olmadan çalışamaz. Her zaman kullanıma açık alanlar gereklidir ve maliyetlerin atık ve kirlilik şeklinde atıldığı bölgelere ihtiyacı vardır. Ekonomik faaliyetlerin sınırı; kapitalizm her şeyi etkileyene kadar, atmosferden derin okyanus tabanına kadar, tüm gezegen bir fedakârlık bölgesi haline geldiğinde hepimiz kâr elde etme makinesine bağlı yaşamak zorundayız.

Bu bizi, hayal bile edilemeyecek ölçüde felakete sürükler. Canlı yaşam sistemimizin tehdit altında giderek hızla çöküşü, savaş, kıtlık ya da ekonomik krizden çok daha büyük sonuçları doğurur. Toplumlar felaketlerin yarattığı yıkımdan kurtarılabilir ancak toprak, biyosfer ve yaşanabilir bir iklim kaybının telafisi olanaksızdır.

KAPİTALİZMLE YAŞAM ARASINDAKİ MÜCADELE*

Herhangi bir kapitalistin parasıyla doğal servetlere sahip olması, yeryüzü kaynaklarını ele geçirmesi, üç şaşırtıcı sonucun çıkmasına neden olur. İlk olarak, yeniden üretilemeyecek kaynakların kontrolü için mücadeleyi alevlendirir ve insani hakların engellenmesine yol açar. İkincisi, ekonomik yağmanın yarattığı yoksulluğu artırır. Ve üçüncüsü, ekonomik gücün politik güce dönüşmesini ve sınıfsal ilişkilerin yeniden düzenlenmesini beraberinde getirir.

Pazar günkü New York Times’ta, Nobel ekonomisti Joseph Stiglitz “servet yaratma” adını verdiği iyi kapitalizm ile “servet kapma” adını verdiği kötü kapitalizm arasında ayrım yapmaya çalıştı. Onun ayrımını anlıyorum. Ancak çevresel bakış açısından, servet yaratma servet kapmadır. Maddi kaynakların artan kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik büyüme hem canlı sistemlerden hem de gelecek nesillerden doğal zenginliklerin çalınması demektir.

Bazı sorunlara işaret etmek, çoğu zaman öncülleri suçlamaya davetiye çıkarmak anlamına gelir. Tarihsel olarak kapitalizm yüz milyonlarca insanı yoksulluktan kurtardı, şimdi onları yeniden yoksullaştırmak istiyorsunuz deniliyor. Kapitalizmin ve onun yol açtığı ekonomik büyümenin, çok sayıda insanı orta sınıf düzeyine yükselterek refahını radikal bir şekilde artırdı, ama aynı zamanda insanlığın refahını eşzamanlı olarak tahrip etti. Toprağı, emeği ve yeryüzü kaynaklarını sermaye biriktirmek için ele geçirdi. Zengin uluslar servetlerinin çoğunu köleci ve sömürgeci ilişkilerden elde etti.

Kapitalizm kömür gibi bir zamanlar insana enerji sağlıyordu. Ancak şimdi o da kömür gibi, faydadan çok zarara neden oluyor. İnsanlık kömürden daha iyi ve daha az zarar veren enerji üretmeyi başardı. Dolayısıyla, kapitalizmden daha iyi ve insan refahını arttıran toplumsal yapılar bulabilir.

Kapitalizmin alternatifi ne feodalizm ne de devlet komünizmidir. Doğayla ilişki bağlamında Sovyetlerin kapitalizmle benzer yanları çoktu, her iki sistemin de savunucuları bunu kabul etmelidir. Her iki sistem de ekonomiyi büyütmek için aynı yolu izledi. Her ikisi de amaçları uğruna şaşırtıcı derecede aynı yöntemleri kullandı.

Peki daha iyi bir sistem ve ya proje var mı? Tam bir cevabım yok ve kimse de olduğunu da düşünmüyorum. Fakat sanırım genel bir çerçeve çizenler var. Bunlardan biri çağımızın en büyük düşünürlerinden Jeremy Lent’in önerdiği ekolojik medeniyetler. Diğeri Kate Raworth, Naomi Klein, Amitav Ghosh, Angaangaq Angakkorsuaq, Raj Patel ve Bill McKibben’in çevresel düşünceleridir. Cevabın bir kısmı “özel yeterlilik, kamu lüksü” kavramında yatmaktadır. Diğeri ise yeni bir adalet anlayışının kabul edilmesi: her çağın doğal zenginlikten eşitçe yararlanma hakkı.

Hedefimizin, farklı düşünürlerden en iyi önerileri derlemek ve onları tutarlı bir alternatife dönüştürmek olmalıdır. Hiçbir ekonomik sistem yalnızca ekonomik bir sistem olmadığından, çeşitli bilim dallarından; ekonomik, çevresel, politik, kültürel, sosyal ve lojistik, yararlanarak, iş birliğine önem vererek birçok akla ihtiyacımız var, evimizi mahvetmeden tabi.

Bizim seçimimiz şudur. Ya kapitalizmin devam etmesine izin vererek yaşamı durdurmalıyız ya da yaşamın devam etmesini sağlamak için kapitalizme son vermeliyiz. Sonuç olarak çağımızın temel çelişkisini tanımlamak gerekirse; kapitalizm ve yaşam arasındaki mücadeledir. Bu çelişki çözülmeden yaşam normal seyrinde devam edemez.

*G. Monbiot’un uzun yazısını kısaltıp küçük eklemeler yaptım. Bence tartışılmaya değer önemli sorunların altını çiziyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.