İNGİLTERE… Göç ve 3KA

İNGİLTERE… Göç ve 3KA

0
PAYLAŞ

Bu Çarşamba Ankara’da iki toplantıya katılıyorum. Biri Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Cografya Kongresi, diğeri Başkent Üniversitesi’nde Küreselleşme Çağında Göç Paneli. İki toplantıda da gündem göç meselesi. Malumunuz son yıllarda Türkiye’nin ve dünyanın gündemine pek sık gelmeye başladı. Dışarda Brexit, Trump, Orban ve benzeri ile vücut bulan sağcı siyasetin bunda payı büyük. Türkiye’deki daha ziyade göçmen sayılarının aniden artışına dayanıyor.

Göç üzerine çok yazılıp çizilse de genel temalar ‘acıklı deneyimler’ ve ‘zengin rüyalar’ arasında gidip geliyor. Bunun bir de ‘aha işte İslamofobi!’ ekürisi var. Bunların hiçbirine tamamen yanlış diyemeyiz ve yok sayamayız. Ama göçü bu şekilde görmek işin esasını kaçırdığımız anlamına geliyor.

Bugün karşılaştığımız göçmen düşmanlıklarının temelinde neoliberal yaklaşımlar yatar. Göç eden bireye aşırı vurgu yapan bu yaklaşımlar göç hareketlerini ateş böcekleri misali göç edilen yerdeki zenginlikler ve iradi kararlarla açıklamaya çalışır. Zurnanın zırt dediği yer de burası.

Gerçek şu ki: kimse mutlu olduğu, rahatının yerinde olduğu bir yeri kolay kolay bırakıp gitmez. Bunun nedenlerine gelirsek: Birincisi, göç etmek külfetli bir iştir. Mali ve manevi maliyetler doğurur. Ülke içindeki göç de yurt dışına göç de üç aşağı beş yukarı aynıdır. Sadece yurtdışına göçün maliyetleri genelde biraz daha ağırdır. Yeniden bir hayat kurmak pahalı iştir. Eşinizi, dostunuzu, arkadaşlarınızı akrabalarınızı bırakıp gitmek ağır iştir.

İkincisi, göç etmek ciddi bir sermaye gerektirir. Beşeri sermaye gerektirir; bilgi, beceri, ve bazen diploma gerektirir. Sosyal sermaye gerektirir; eş dost, tanıdık yardımı gerektirir. Maliyeti karşılayacak imkanınız olmasını gerektirir. Ve tabii ki fiziki olarak göç edebilecek durumda olmanız gerekir.

Dolayısıyla herkes, her zaman, her yere göç edemez. O yüzden dünya nüfusunun sadece yüzde 3.5’u doğduğu ülkeden başka bir ülkede yaşar. İç göç bundan daha fazla olsa da o da yüzde 15 dolaylarındadır. Kısaca göç etmek bir norm değil istisnadır.

Neden göç ediyoruz sorusuna yanıtım kısaca 3KA dediğim, Kitle (Nüfus) Açığı, Kalkınma Açığı ve Katılım Açığıdır. Dünyadaki göç hareketlerine baktığımızda bu üç meselenin göçün temel kaynağı olduğunu söyleyebiliriz.

Sondan başlarsak demokratik açık dünyanın pek çok ülkesinde insanları yerinden etmeye devam ediyor. Suriye’deki, Irak’taki veya Mısır’daki çatışmaların tek nedeni petrol değil. Bu ülkelerde çok ciddi demokrasi sorunu, temsiliyet sorunu vardı ve hala var. Pek çok ülkeden yurtdışına giden göçmenlere baktığınızda etnik, dini, siyasi azınlıkların baskın olduğunu görürsünüz. Londra’daki seçimlerde HDP’nin açık ara önde gitmesi tesadüf değil. Katılım ve temsiliyet açığından muzdarip olanlar soluğu başka yerde alıyor.

Kalkınma açığı, demokratik sorundan bağımsız değil ancak burada temel olarak uluslar arasındaki eşitsizlikler ve ulusal sınırlar içindeki eşitsizlikleri kastediyorum. Ülke içi eşitsizlikler için basit göstergelerden biri gelir düzeyi en yüksek olan yüzde 10’un gelir düzeyi en düşük yüzde 10’a olan oranıdır. OECD ya da uluslararası kalkınma örgütü 37 sanayileşmiş ülke için bunu düzenli olarak yayınlıyor. En zengin yüzde 10 en yoksul yüzde 10’un gelirinin 17 katı gelire sahip olabildiği bir ülke olarak Türkiye bu eşitsizlik sıralamasında yıllardır ısrarlı bir şekilde ilk üçe giriyor. Bazen Meksika at başı öne çıkıyor. İki ülkenin de önemli göç veren ülkeler olduğuna dikkat edelim. Eşitsizliğin en az olduğu ülkelerden Finlandiya’da bu fark 6 kat. OECD dışındaki ülkelerin çoğunda gelir eşitsizliği çok daha kötü durumda. Kalkınma açığının bir makro boyutu da kişi başına düşen milli gelir farklarında görülebilir. Ortalama milli gelir yaklaşık 25 ülkede 40 bin doların üzerinde iken 100 kadar ülkede de 10 bin doların altında. Bu dünya haritasına bakınca göçün hangi yöne olduğunu tahmin etmeniz zor değil.

Kitle açığı ya da nüfus açığından kastım ise doğurganlık ve nüfus artışı ile belirlenen genç ve yaşlı nüfus oranlarının farklılığı. Doğurganlığın yüksek ve genç nüfusun çok olduğu ülkelerden diğerlerine doğru bir göç baskısı oluşur. Göç alan ülkelerde göç harici nüfus artışı genel olarak negatiftir, yani azalma vardır.

Bu 3K’nın birbiriyle etkileşimini de göz ardı edemeyiz. Aralarında bir dizi karmaşık ilişki vardır ve birbirlerini etkilerler. Bunların ağırlığına, dayanılmazlığına bağlı olarak da göçün hacmi ve hızı şekillenir. İşler topyekün kötüye gittiğinde Suriye örneğinde olduğu gibi milyonlar yollara dökülür. Göç istisna dediğime de bakmayın. İşler her an her yerde kötüye gidebilir ve 3K1Göç size de çıkabilir.

İyi haftalar ve bol şanslar.

BİR CEVAP BIRAK

two × 1 =