İNGİLTERE… İNSANLARI EVLERE KAPATMANIN EKONOMİK FATURASI AĞIR OLACAK

Temel bir ekonomik yasayı hatırlatarak başlayayım; birinin harcaması diğerinin geliridir. 87 trilyon dolarlık küresel ekonomi makina gibi çalışarak birinin harcadığını öbürüne gelir olarak verir. Kapitalist üretimdeki bu harcama ve gelir dinamiği tüketim ve üretim arasındaki karşılıklı ilişkide de görülebilir. Korono virüsün yarattığı panik ve en dipten gelen ekonomik kriz yüzünden geçici de olsa ekonomiyi döndüren bu yasa nerdeyse durma noktasına geldi.

2008 ve öncesi krizlerde de benzer durum yaşanmıştı, yasa yine paralize olmuş durumdaydı. Virüsün neden olduğu kriz insanları büyük alış veriş merkezlerine yöneltti. Dezenfekte ve gıda maddeleri marketlerin raflarından evlere taşındı, milyonlarca insan işi gücü bırakıp evlere kapandı. Şu anda normal ekonomik aktivite durma noktasına gelmek üzere. Olağanüstü durumda yaşayan insanlar istediği ve ihtiyacı olan şeyleri alamıyor ve karşılığında bu şeyleri üreten insanlara para veremiyor. Virüsün tetiklediği kriz ekonomdeki bu temel aktiviteyi işlemez hale getirdi.

Egemen sınıf milyonlarca insanın evlere kapanmasıyla modern ekonominin paralize olacağını çok önceden hesaplamıştı. Daha önce yaptığı gibi kapitalizmi kapitalizmle kurtarmanın yollarını deniyor.

Bu defa kriz inşaat sektöründen bankalara ve oradan tüm sisteme yayılmadı. Orta sınıfı temsil eden hizmet sektöründe baş gösterdi; seyahat, turizm, lokanta ve eğlence yerleri, spor ve sanat merkezleri ilk günden krizi yaşadı. Çoğunlukla orta ve küçük aile işletmelerinin faaliyet yürütüğü ve çok büyük bir istihdam kaynağı olan sektör tam anlamıyla durdu.  Durgunluk kaçınılmaz olarak diğer sektörlere yayılacak ve böylece arz ve talep şokları birbirini takip edecek.

Durgunluğu gidermek amacıyla hükümetler kurtarma paketleri hazırladılar. Ekonomistlerin tavsiyelerini dikkatlice izleyen ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, kanada, Japonya ve Fransa’nın açıkladığı paketler vergi indirimlerinden işsiz kalan vatandaşların desteklenmesine, kredi garanti fonlarından iflasın eşiğindeki şirketlerin kurtarılmasına, zordaki sektörlerin desteklenmesine kadar varan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Daha da arttırılacağı açıklanan destek paketlerinin bir kaç trilyonu bulacağı söyleniyor.

Gelişmiş kapitalist ülkelerin ekonomiye ayırdığı para miktarı gelirlerinin yaklaşık üçte biri kadar olmasına rağmen sağlığa, işsizlere veya küçük işletmelere ayrılan miktar toplamın çok azını oluşturuyor. Krizden nemalanan dev firmalar büyümeğe devam ederken zanginler daha zengin olacak.

Çalışamayan kapitalizmi çalıştırmak için enjekte edilen bu büyük yatırım fonları dev şirketler ve bankalar aracılığıyla yapılacak. Arz-telap mekanizmasını çalışır duruma getirecek olan bu şirketler pazardaki fonsyonlarına göre; yatırımcı-banka-borçlu olmak üzere  üç ayrı grupta toplanır.

Normal koşullarda yatırımcı-banka-borçlu üçlü döngü daire şeklinde işler. Şöyle ki, yatırımcı-banka-borçlu veya borçlu-banka-yatırmcı teklemeden tekrarlanır. Fakat kriz sırasında üçünün arasındaki bu alışveriş ciddi bir kırılma geçirir. Şöyle bir durumla karşılaşılır. Orta ve büyük sermaye sahiplerinden oluşan yatırımcılar ellerindeki birikmiş sermayelerini kazanç elde etmek amacıyla bankalara yatırdığından krizden dolayı geri almama kuşkusuna kapılır. Aynı zamanda bankalar da benzer belirsizliğe sürüklenir. Yatırımcıdan aldıkları parayı faiz karşılığında borç arayan insanlara verdiğinden sermayesini ve faizden gelen geliri kaybetme korkusu baş gösterir. Borçlular normal zamanda faiz karşılığında aldıkları paralarla işyerlerini çalıştırır, mortgage veya taksitlerini öderken kriz başladığında borçlarını ödeyemez duruma düşer, zincirden kopan ilk halkayı bunlar oluşturur. İnsanlar işlerini bırakıp evlere kapanınca pazardaki durgunluk en başta boçluları vurur. Yukarda sözü edilen sektörlerdeki borçlular borcunu ödeyemez duruma gelir. İflaslar artıp ekonomi yavaşlayınca bankalar krize girer alacaklı yatırımcılar bankaların kapılarına dayanır.  Bunun sonucunda tüketim azaldığından gelir de azalır. Arz ve talep karşılıklı etkilenerek hızla daralır ve en alt seviyelere iner.

Kapitalist Pazar yatırımcı-banka-borçlu döngüsünü rayına oturtamadığından dışardan hükümetlerin müdaheleleriyle çalışır hale getirilir. Arz-talepteki tıkanma kısa bir süreliğine açılır. Aslında devlet halkın parasıyla şirketleri kurtarır, işsizlere para öder, borçları kapatır veya erteler bununla iki fonsyonu yerine getirir; kapitalist ekonominin yasasını çalıştırır ve vergilerin yeniden geri gelmesini sağlar.

Hiç şüphe yok ki, devletin güçlü eli, pazarın başaramadığı kurtarma operasyonu tamamlayarak çökmüş ekonomiyi ayakları üstüne otturtabilir. Ancak eğer ayakların yürüyecek mecali yoksa devletin kurtarma operasyonları uzun süre devam etmez . Çünkü rezervler bitecek, vergilerden gelen gelir azalacak.  Devletin kaynakları giderek azalınca kapitalizm zayıflayacak, güçten düşecek. İşler azalacak, işsizlik çoğalacak, tüketim ve gelir baş aşağı inişe geçecek. Devletler iç ve dış borç arayışına çıkacak. Tahminler, gelişmiş ekonomilerin %5-15 arasında küçüleceği yönünde. Türkiye gibi ülkelerin ekonomileri bundan çok daha büyük bir daralmayla karşı karşıya kalacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Virüs salgını ve korku atlattıldıktan sonra tüketecilerin sayısı ve tüketim hacmi azalacak, aynı zamanda gelirlilerin sayısı ve gelir hacmi de benzer biçimde küçülmüş olacak. Tüketim-gelir yasası dar boyutlarıyla işlemeye devam edecek, zengin fakir arasındaki uçurumlar daha da artacak. Dolayısıyla  İnsanları evlere hapsetmenin faturası çok ağır olacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.