İNGİLTERE… Kızgınım

Bu aralık iki tip insan grubuna ateş püskürmekteyim.

İlk grup, oturdukları sırça köşklerinden istedikleri olmadığı için etrafa küfürler yağdıranlar.

İkinci grup, etrafa gülücükler, öpücükler yağdırarak her şeye rağmen yaşamın ne kadar güzel olduğunu sürekli vurgulayanlar, herkesi sevdiklerini söyleyenler.

İlk gruptakilerle ilgili ne yazabilirim diye düşünürken konuyu benim yazabileceğimden çok daha iyi bir köşe yazısı karşıma çıktı. Ne iyi de oldu. 

Sevgili Umut Özkaleli’nin yazısını tekrarlamanın anlamı yok. Okuyunuz. Linki şu:  https://www.kibristime.com/adayarisinda-susmak-mi-mesele-makale,7519.html

Sevgili Umut yazısında KKTC’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucu yüzünden küplere binenlere çok gerçekçi, düşündürücü yanıtlar veriyor. 

Onların uslübünden çok farklı bir şekilde, sakince öneriler de sunuyor Umut. 

Gelelim ikinci gruba. 

Aralarında çok sevdiğim kişilerin de olduğu (işte gördünüz mü, beni de kendilerine benzettiler!) bu gruptan gına getirmeye ve de onlar yüzünden cinnet geçirmeme ramak kaldı. 

Çıldırtan bir optimizm ile bu arkadaşlar her fırsatta güzelliklerden, sevgiden bahsetmekteler.

 “Aileler birbirine ne kadar yakınlaştı bu Koronavirüs yüzünden, ne güzel, kaliteli zaman geçiriyorlar birbirleri ile, değil mi?” 

Ailelerin zamanlarının çoğunu birlikte geçirmeleri ev içi şiddet, çocuk ve kadın tacizi olaylarında müthiş bir artış kaydedilmesine yol açtı.

“Aileler çocukları ile çok sağlıklı yiyecekler yapıyorlar. Bu, süreçten sonra sağlıklı beslenme alışkanlıklarının devamına yol açabilir. Ay ne kadar güzel, değil mi?”

Okulların uzun zaman kapalı kalması yüzünden dar gelirli ailelerin çocukları için tek sağlam gıda kaynağı olan okul yemeklerine ulaşamamalarının, uzun vadede çocuklar arasında sağlık sorunlarına yol açacağından korkuluyor. 

“Koronavirüs ailelerin çocukları ile daha fazla ilgilenmeleri ile sonuçlandı. Bu da okulların kapalı kalmasının olumlu sonucu. Aman ne güzel”.

Okulların uzun zaman kapalı kalması, özellikle etnik azınlık gruplarının ve beyaz işçi sınıfı çocuklarının eğitimine uzun vadede büyük dezavantajlar sağlayacak.

“Uzun zaman evde kalmamız çevremizin temizlenmesine yol açtı. Göller, atmosfer artık çok berrak, değil mi?”

Evlerinde uzun zaman geçirmeye zorlanan dar gelirli aileler büyük masraflara yol açmamak için yakıt kullanmaya çekinmekteler, ve ısısız, soğuk evlerde yaşam sürdürmekteler.

“Koronavirüs başlayalı uçak gürültüsü ile uyanmıyoruz artık. Ne kadar güzel, değil mi?”

Seyahat sektöründe büyük kriz. Seyahat, uçak şirketleri hükümet yardımlarını ceplemelerine rağmen  on binlerce işçinin işine son verdiler.  

Bunlar sadece Koronavirüsün “olumlu” yanlarına sevinerek etrafa umut saçma girişimi yapanlara karşı hissettiğim kızgınlık. 

Bunların dışında çok aşırı iyi niyetli, optimist kişilerin değişik konular üzerinde devamlı umut pompalama girişimine olan kızgınlığım da eklenince patlamaya hazır bir saatli bomba gibi hissettiğimi anlamak zor olmasa gerek.

O yüzden patlamadan bu yazıya burada noktayı koymak durumundayım sevgili okurlar.

Bütün bunları yazdıktan sonra, geleceğe umutla bakmanın kötü bir şey olmadığını elbette takdir etmekteyim. 

Ama olumsuzlukları gözardı etmeden, olumsuzluklarla karşı karşıya olanlara yardım elini uzatma yollarını bulmaya çalışmadan sosyal medyada dağıtılan umut, yüzeysel olmaktan öteye gidemeyecek sahte bir umuttur. 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.