İNGİLTERE… Maria Puder ve Raif Efendi

Günlerden beri Maria Puder ve Raif Efendiyi düşünüyorum. Ve onlar gibi kısacık yaşamlarındaki aşkları, mutlulukları doya doya yaşamayı beceremeyen insanları.

Bahsettiğim kişiler hayal ürünüdürler ama etrafımızda çok bolca rastladığımız kişilerdir onlar aslında.

Maria Puder ve Raif Efendi, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak addedilen “Kürk Mantolu Madonna” isimli romanın kahramanlarıdır. 

Sabahattin Ali bu şaheseri 1943 yılında yazdı. Tam 77 yıl önce. Buna rağmen Türk edebiyatının bu en büyük yazarlarından olan ve hazin bir şekilde, hunharca yaşamdan koparılan yazarın eseri hala etkisini sürdürüyor.

Niye bu kitabı daha önce okumadığım için çok kızdım kendime. Ve hemen yazarın diğer iki romanını, bazı hikayelerini ve şiir kitaplarını sipariş ettim.

Romanda kullanılan dil o kadar zevk verici, eski Türkçe veya Türk diline Arapça, Farsça, ne bileyim, daha hangi dillerden yerleşen kelimelerin ahengi o kadar büyüleyici ki, sadece kahramanlarının hüzün dolu yaşamlarına değil, kitabı bitirdiğime de üzüldüm. 

Romanı okuyup da etkisi altında kalmamak olanaksızdır. Çeşitli şekilde yorumlanabilecek kitabın ana temalarından birinin önyargılar olduğunu düşündüm. 

Diğer tema yalnızlık, hissedilen boşluk. Kitabın aradan bu kadar uzun bir zaman geçmesine rağmen hala popülerliğini korumasının nedeni belki de bu temalardır. 

Yukarıda bahsettiğim gibi, önyargılardan etkilenenler, kalabalıklar içinde anlaşılmadıkları için yalnızlığa itilenler o kadar çok ki aramızda.

Önyargıların baskın olduğu bir toplum bizimkisi. Çalıştığımız işyerlerinde muhakkak Raif Efendi’ye benzeyen kişiler vardır. Onların sessiz, çekingen tavırlarını yanlış yorumlayarak yeteneklerini, iç dünyalarının zenginliklerini önyargılarımız yüzünden göz ardı ettiğimiz Raif Efendiler.

Ancak Raif Efendi de kendine olan güvensizliği, bir kadının kendini onun sevdiği kadar sevemeyeceğine olan inancı yüzünden, yani önyargıları yüzünden hayatının büyük bir bölümünü boş yere harcamadı mı?

Maria Puder de erkeklerin kendine olan yaklaşımları yüzünden Raif Efendi dahil tüm erkeklere karşı önyargılı davranarak çok uzun bir süre onu kendinden uzaklaştırıp muhtemel mutluluklarına engel olmadı mı? 

“Hepimiz, kendimizi olduğumuzdan çok daha rasyonel olarak atfediyoruz. Ve verdiğimiz her kararın arkasında güzel sebepler olduğunu düşünüyoruz. Tam tersi durumlarda bile buna inanıyoruz. Aslında biz sadece sebeplere inanıyoruz, çünkü kararımızı çoktan verdik.” -Daniel Kahneman

Daniel Kahneman 2004 yılında Nobel Ödülüne laik görülen bir psikolog ve ekonomist. Bilişsel Ekonomi alanında önemli çalışmalar yaptı. Berat Sadıç’ın çevirisini mutlaka okuyunuz.

https://medium.com/@beratsadic/me%C5%9Fhur-bili%C5%9Fsel-%C3%B6nyarg%C4%B1lar-2df3d33cd0ba

Etrafımızda önyargılar yüzünden gerçek potansiyelini yerine getiremeyen, dışlanan, hor görülen, dolayısıyla yalnızlığa, bedbaht bir yaşama terkedilen çok kişiler var.

Eğitim alanında bizim kendi çocuklarımızın İngiliz eğitim sistemindeki başarısızlıklarının bir nedeni de eğitimcilerin onlara karşı olan önyargıları değil mi? 

Önyargıların sonucu çok daha vahim olabilir. Tarih boyunca bunun örneklerine rastladık. İkinci Dünya Savaşı sırasında ırkçı önyargılar yüzünden 6 buçuk insan katledildi.

Hepimiz bu hataya düşer ve önyargılı davranırız. Ben de yaptım bunu. 10 yaşındaki Güner bana büyük bir ders vermişti bu konuda. 

https://www.kibrispostasi.com/c1-KIBRIS_POSTASI_GAZETESI/j112/a27626-kahrolasi-onyargi

Kürk Mantolu Madonna romanını mutlaka okumanızı öneririm.

Önyargılarımızı frenlemek için çok daha fazla gayret göstereceğimiz günlerimiz olsun.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.