İNGİLTERE… ORTA DOĞU’YU KRİZİN EŞİĞİNE GETİREN BİR DİĞER VEKALET SAVAŞI

İki gün önce, insansız hava araçları ya da füzelerle Suudi Arabistan’ın iki canalıcı önemdeki petrol tesisine düzenlenen saldırılar, Orta Doğu’yu, bir kez daha diken üstüne oturttu.

Suudi Arabistan’ın enerji altyapısının kilit noktalarını oluşturan Anqaid petrol işleme tesisi ve Khurais petrol sahasının Cumartesi günü vurulması ardından, haftanın ilk iş günü piyasalar altüst oldu. Petrol fiyatları hızla yükseldi. Hisse senetleri değer kaybetti. Enerji üreticisi ülkelerin para birimleri değer kazanırken, petrol ithal eden ülkelerin paraları düşüşe geçti.  Türk lirası, dolar karşısında yüzde bire yakın değer kaybetti.

Daha da önemlisi, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yıllardır  süregelen gerginlik had safhaya çıkınca, zaten çalkantılı olan bölgede istikrarsızlık tehlikesi iyice büyüdü.

Saldırıların sorumluluğunu, İran’ın Yemen’deki müttefiği Şii Husi kuvvetleri üstlendi. Suudi Arabistan’a karşı savaşında Husilere silah ve para desteği veren İran’ın saldırıların asıl sorumlusu olarak suçlanması da bu yüzden pek sürpriz olmadı.

İran suçlamayı sert bir dille reddetti. Suudi Arabistan ise, kulanılan silahların İran yapımı olduğunun belirlendiğini söylese de İran’ı doğrudan suçlamaktan kaçındı. Buna rağmen, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, asıl sorumlunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde İran olduğunu baştan ilan etti.

Birleşmiş Mİlletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, tarafları gerginliği tırmandırmamaya çağırdı Rusya, kanıt olmadan ithamda bulunulmaması gerektiğini söyleyerek, misilleme tehditlerini kınadı. Çin Halk Cumhuriyeti, kesin kanıt olmadan yargıya varılmaması uyarısı yaptı. Avrupa Birliği en üst düzeyde ihtiyat ve gerginliğin azaltılmasını istedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde konuşan İngiltere Daimi Temsilcisi Büyükelçi Karen Pierce, araştırmalarının hala sürdüğünü ve sorumluların belirlenmesi için çalışıldığını söyleyerek, “Tespit eder etmez, sağduyulu bir tavırla nasıl tepki göstereceğimizi istişare edeceğiz. Bu korkunç saldırılara uluslararası düzeyde ortak bir yanıt verebilmeyi umuyoruz”dedi.

Gelgelelim, azami ihtiyat çağrısı, İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nde pek karşılık bulmuşa benzemiyor.

Başkan Trump, her krizde tekrarladığı ‘silahlar dolu, hedefe kilitlendik, bekliyoruz’ tehdidini yineleyip, İranlılar da ‘savaşa zaten hazır olduklarını’ ilan edince, ister istemez ‘Orta Doğu yeniden dünyanın savaş alanı mı oluyor’ sorusu ortaya atıldı.

Vaşington’da politikaları öngörülemez ve istikrarsız bir başkan, Suudi Arabistan’da uluslararası hukuku hiçe sayan, hesap vermez bir veliaht prens ve İran’da da ‘dava’ peşinde koşan saldırgan bir rejim olduğu sürece, endişelenmekte haksız sayılmayız.

Bölgedeki gerginliğin tehlikeli boyutlara ulaşması, Türkiye’yi de zora sokacak.

Yanıbaşında bir çatışma olasılığına ek olarak, petrol fiyatlarının yükselmesi, enerjide tamamen dışa bağımlı Türkiye için ağır sonuçlar doğurur.

Türkiye’nin gerginliğin tarafı olan ülkelerin herbiriyle karmaşık ve sorunlu ilişkileri var.

Suudi Arabistan’la İslam dünyasının liderliği konusundaki rekabetin yanısıra,  Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da Suudi Arabistan konsolosluğunda öldürülmesinin yolaçtığı kriz sürüyor.

NATO müttefiki Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkileri, son yıllarda jeopolitik bir cambazlık gösterisine dönüşmüş durumda.

İran’la ise, Suriye’deki vekalet savaşlarında karşı kamplarda yeralan Türkiye, karşılıklı bağımlılık gereği, ilişkileri dostane tutmak zorunda. Uluslararası yaptırımların altında ezilen İran, dış ticaretinde Türkiye’ye, Türkiye ise doğal gaz ihtiyacını karşılamada İran’a muhtaç.

Her iki ülke de tarihsel olarak birbirine rakip görünse de, ortak noktaları pek çok. En başta da bölgede ve dünyadaki nüfuzlarını abartmaya ve dış politikalarında yanlış hesaplar yapmaya eğilimliler.

Bölgesel krizlerde ve vekalet savaşlarında daha önce de olduğu gibi, bu defa da bu krizin kazananı, Rusya devlet başkanı Viladimir Putin.

Ankara’da Cumhurbaşkanları Ruhani ve Erdoğan ile üçlü görüşmesi ardından düzenlenen basın toplantısında, Suudi Arabistan’ın, devasa harcamalarına ve en son model savunma sistemlerine rağmen, petrol tesislerini koruyamamış olmasına müstehzi bir ifadeyle dikkat çekti ve Suudi Arabistan’a teklifte bulundu: “ İran’a sattığımız S-300 , Türkiye’ye verdiğimiz S-400 Rus savunma sistemlerinden size de verelim”.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
https://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.