İNGİLTERE… SURİYE’NİN GELECEĞİNİ PUTİN VE ERDOĞAN ŞEKİLLENDİRİYOR

Türkiye’nin 9 Ekim’de Suriye’nin kuzeyine başlattığı askeri harekat, uluslararası alanda yaygın şekilde kınandı; uzun erimli ittifaklar sarsıldı; ikili ilişkiler gerildi.

Türkiye’nin gerçekleştirdiği operasyon, ‘fevri ve tehlikeli sonuçlar doğuracak’ bir adım olarak nitelendi, diplomatik ve insani olası sonuçları konusunda sert uyarılar yapıldı. Yaptırımlar öngörüldü, kimi tehdit olarak kaldı, kimi uygulamaya kondu.

Ne var ki, iki hafta sonra, bütün öfkeli tepkilere rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baştan beri planladığı noktaya, ufak tefek sapmalarla da olsa, sonuçta vardığına tanık oluyoruz.

Batıyı teröristlerin yanında durmakla ve hep birden Türkiye’ye saldırmakla suçlayan Cumhurbaşkanının açıklamaları, Türkiye kamuoyunda da karşılık bulmuşa benziyor. Toplum siyaseten bölünmüş de olsa, ulusal dava ya da milli güvenlik kavramları ortaya atılınca hükümetin arkasında durduğunu, militarist eğilimlerinin kuvvetli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Askeri harekatın zamanlamasınının iç siyasi kaygılarla belirlendiğinin farkında olan muhalefet ise, ihtiyatlı davranmayı tercih etti. Ana muhalefet partisi CHP, Suriye tezkeresine onay verdi. Seçmenlerinin evlatlarının zorunlu askerlik yaptığı orduya savaş meydanında destek vermemezlik edemedi. Vatan hainliği ile suçlanıp partinin kapanmasına kadar gidebilecek yolu katetmeyi de göze alamadı.

Zaten, harekata paralel olarak ülke çapında gözaltı ve tutuklamalar da gecikmedi; operasyonu  eleştirmek suç oldu.

Muhaliflerin susturulduğu, kendi partisi içindeki asi seslerin de bastırıldığı bir ortamda, Cumhurbaşkanının dış güçlerle yapacağı pazarlık için ideal koşullar mevcuttu.

Salı günü, Rusya’nın Soçi kentinde devlet başkanı Viladimir Putin’le altı saat süren  görüşme ardından varılan mutabakat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a uzun süredir istediği güvenli bölgeyi, 32 kilometrelik bir alanda garanti etti.

Gerçi aynı zamanda Rus kuvvetlerine ek olarak Suriye rejim güçlerini de kuzey Suriye’ye yerleştirdi ama Türkiye kamuoyunun büyük bölümü için Trump’ın her türlü uluslararası normu çiğneyen tehdit ve hakaretleri ardından  NATO müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’nın yerini Rusya’nın aldığını görmek sorun yaratmıyor. Hatta belki tercih ediliyor.

Tabii, Rusya bu pazarlıktan en karlı çıkan taraf ama Rusya’ya karşı ne hükümet, ne bürokrasi ne de halk arasında, bizzat yetkili ağızlar tarafından da körüklenen  Amerika ya da Batı karşıtlığını andıran tepkisel bir duruş yok.

Suriye’nin kuzeyi için öngörülen bu yeni düzen ve Rusya ile varılan mutabakatın Türkiye için uzun erimli ciddi ve olumsuz sonuçları olacağını şimdiden tahmin etmek mümkün. Ancak, en azından Türkiye’de şu anda, hem dünyanın büyük güçlerini karşı karşıya getirip, aralarındaki  çekişmeden kendi payına kazançlı çıktığı için hem de halkla ilişkiler savaşını başarıyla kazandığı için muzaffer olanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğu  kesin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.