İNGİLTERE… Türkiye’de çocuk ve kadına karşı şiddet ve istismar size ne söylüyor?

Gün geçmiyor ki, Türkiye’de bir kadın şiddete hatta cinayete hedef olmasın; bir çoçuk istismara uğramasın.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından 4 Şubat’ta yayınlanan  rapora göre, bu yılın ilk ayında 28 kadın öldürüldü. 25 kadın ve 147 çoçuk da cinsel şiddet ve istismara uğradı.

2017 yılında aynı örgüt, 409 kadının öldürüldüğünü, 387 çoçuğun cinsel şiddet gördüğünü rapor etmişti. Ana muhalefet partisi CHP ise, 2006-2015 yılları arasında çoçuklara karşı istismar ve tecavüz olaylarında yüzde 700 oranında bir artış görüldüğünü zaten daha önce kayıtlara geçirmişti.

15 Şubat’ta CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, son aylarda çocuklara yönelik artan cinsel istismar olaylarına ilişkin Meclis’te bir basın toplantısı düzenledi.

Ankara’da emniyet ve adliyeye yansıyan bir vakada polis ve savcının olayı örtbas etmeye çalıştığını ileri süren miletvekili, hükümetin de bir yandan çoçuk evliliklerini meşrulaştıran yasalar getirdiğini bir yandan da çoçukların eğitimini tarikatlara emanet ettiğini savundu ve “Çocuk istismarının bu denli olağanlaşması ülkemiz adına utançtır” dedi.

Çoçukların cinsel istismar ve saldırılara maruz kalması, kadın cinayetleri ve aile içi şiddet, sadece Türkiye’de tanık olunan olaylar değil. Dünyanın her ülkesinde karşılaşılıyor. Ancak Türkiye’de son yıllarda görülen hızlı artış, devlet kurumlarının çoçuk ve kadınları korumak ve şiddeti önlemekte gösterdiği yetersizlik ve toplumdaki umursamazlıkla bir araya gelince,  tüyler ürpertici bir hal alıyor.

Problem, ülkede yasal düzenlemelerin eksikliğinden kaynaklanmıyor. Türkiye, çoçuk ve kadınların korunması için uluslararası anlaşmaların hemen hepsine taraf. Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Lanzarote Sözleşmesi’nde imzası var. Türkiye’nin Anayasa’sı, çocuk ve kadınların hak ve güvenliklerini koruyan maddeler içeriyor.

Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ile ilgili yaptırım gücü olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imzayı atan ülkeydi.

Bütün bu yasal düzenleme ve yükümlülüklere rağmen, hem yargı sistemi hem de kolluk güçleri, saldırıya uğrayan kadın ve çocuklara gereken korumayı sağlayamıyor, tersine cezasızlık kültürünü pekiştiriyor.

Son yıllarda, ana muhalefet CHP ve ikinci büyük muhalefet partisi HDP milletvekilleri tarafından çocuk ve kadına yönelik şiddet olaylarını Meclis’te gündeme getirmek için sayısız girişim yapıldı ama  AKP ve müttefiki MHP tarafından defalarca engellendi.

Çocuk istismarı olaylarına haber yasağı getirilmesi, sıkça rastlanan bir durum. Konuyu aydınlatmaya çalışan gazeteciler baskı görüyor, hatta bazen ölüm tehdidi alıyor.

Hürriyet gazetesi yazarları Ayse Arman ve Melis Alphan gibi, ısrarla konunun üzerine giden gazeteciler de var, ama onlar istisna.

İktidar yanlısı medya, suçları ya görmezden geliyor, ya da çoçuk ve kadına karşı şiddet konusunda seslerin yükselmesini, hükümetin muhafazakar ve İslamcı politikalarına karşı doğrudan saldırı olarak algılayıp, karşı saldırıya geçiyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, bu tür haberlerin verilmesine bile karşı. Ana haber programlarının,  izleyenlere ‘bu milletin taciz, çoçuk istismarı ve çirkin işlerden başka bir şey yapmadığı’ izlenimi vermeye çalıştığını savunarak, kasıtlı olduğunu düşündüğü bu yayınlara karşı uyarıyor: “Sakın ola ki bu kahraman milletle ilgili asla bir şek ve şüphe oluşmasına müsaade etmeyin”.

Ülkede yıllardır uygulanan kutuplaştırma, ayrıştırma politikaları, toplumda derin  fay hatları yarattı. Kayda değer bir çoğunluk, duruma gözünü, kulağını kapatır, hatta inkar ederken, geri kalanının  da öfkesi giderek büyüyor.

Olağanüstü Hal koşullarında protesto hakkı zaten olabildiğince kısıtlı. Kadın ve çoçukların yaşam haklarını savunmak bile büyük cesaret istiyor.

Kapatalan yüzlerce sivil toplum kuruluşu arasında kadın ve çoçuk haklarını savunanlar da var.

Buna rağmen, Ankara Mamak’ta ve Adana’da son günlerde tanık olunduğu gibi, protesto için zaman zaman sokağa çıkıldığı da oluyor.

Kadın ve çoçuklara karşı şiddet ve cinsel istismarın boyutları öylesine ciddi ki, evde ve okulda dayak, çoçuk işçiliği gibi konulara sıra bile gelmiyor.

Toplumun dokusunu sağlam tutan, toplumu toplum yapan, temel insani değerlerin paylaşımıdır. Çoçuk ve kadına karşı şiddete, tecavüze, istismara göz yuman ya da sesini gerektiği kadar yükseltmeyenlerin sayısına ve gücüne bakınca,  Türkiye’de bugün bir şeylerin kolay kolay onarılmayacak şekilde çöktüğünü, çözüldüğünü düşünmeden edemiyor insan.

_______________

YAZARIN DİĞER YAZILARI
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven + five =