İNGİLTERE… Türkiye’nin şeker sektöründe acı tat

Ancak, hükümetin, parlamento gözetiminden uzak, Kanun Hükmünde Kararnameler’le, ekonomiyi ve çalışanların haklarını ilgilendiren alanlarda gerçekleştirdiği değişikler, çoğu zaman gözlerden kaçıyor.Oysa, yetkililer, bu konuda baştan beri çok açık sözlü. Geçen yıl darbe girişiminin birinci yıldönümünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, işadamları ve yatırımcılara hitaben yaptığı konuşmada, “Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifadeyle anında müdahale ediyoruz” demişti.

Demokratik katılım olmaksızın siyasi ve ekonomik kararlar almak, hükümetin işini çok kolaylaştırdı. İş dünyasının da durumdan şikayetçi olmadığı açık. Sendikal hakların ve protesto özgürlüğünün çiğnendiği, yasamanın etkisiz hale getirildiği, yargının denetim altında tutulduğu bir ortamda, yürütmenin önü sonuna kadar açık.

KHK’larla önce şeker, tütün ve alkol üretimini düzenleyen kurumlar etkisiz hale getirildi.  Şimdi de, Resmi Gazete’de yayınlanan ilanla 14 şeker fabrikası ihaleye çıktı.

Türkiye, dünyada, pancarla şeker üretiminde beşinci büyük ülke. Aynı zamanda büyük bir şeker tüketicisi.

Şeker pancarı tarımı, ülkenin dört bir yanında yapılıyor ama en fazla pancar, Orta Anadolu’nun topraklarında üretiliyor.

Şeker pancarından şekerin yanısıra, etenol ve artıklarından da hayvan yemi üretiliyor. Yan ürünleri de gözönünde tutulduğunda, şeker pancarı, ülke tarımında canalıcı öneme sahip.

Kuruluşu, Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan Şeker Fabrikaları, Türkiye’nin en eski ve köklü kamu kuruluşlarından. Binlerce kişiye istihdam sağlıyor.

Özelleştirmenin kitlesel işten çıkarmaya yol açacağından endişelenen pancar üreticileri, fabrika çalışanları ve muhalefet partileri, haklı olarak, yoğun tepki gösterdiler.

Sektörde faaliyet gösteren Şeker-İş Sendikası, özelleştirmenin, fabrikaların bulunduğu kentlerde yerel ekonominin çöküşüne neden olacağını, çiftçinin de işçinin de mağdur edileceğini ve karardan vazgeçilmesi gerektiğini savundu.

Fabrikaların özel sektöre satılması yerine, modernleştirilerek, üretimde verimin artırılmasını istedi.

Özelleştirmeye karşı çıkanların bir diğer itiraz nedeni de kamu sağlığıyla ilgili. Ülkede şeker pancarı tarımının zayıflaması, nişasta bazlı tatlandırıcıların üretiminin ya da ithalatının artması anlamına gelecek.

Hükümet, şeker fabrikalarının varlık satışı yöntemiyle özelleştirilmesini öngörüyor. İhaleye çıkan fabrikalar, geniş alanlar üzerine kurulu. Üretime son verilip, bu değerli alanların alışveriş merkezleri ve konut inşaatında kullanılması olasılığı son derece yüksek.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Okan Gaytancıoğlu, şeker fabrikalarının ülkenin stratejik kuruluşları olduğunu söylüyor ve nişasta bazlı tatlandırıcı üreten bir Amerikan şirketinin lobi yaptığı hükümetin, sektörü sessiz sedasız satışa çıkarmaya hazırlandığını savunuyor.

Şeker fabrikalarının satışı konusunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın kendilerine gerekli bilgiyi vermediğinden yakınan Gaytancıoğlu, böylesine önemli bir konunun ayrıntılarının kamuoyundan da gizlendiğini söylüyor.

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu da, özelleştirmeye karşı çıkıyor. Hükümetin kısa vadeli rant peşinde olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Son fabrika satıldığında, son üretici toprağını terk ettiğinde, beyaz AK partili adam, beton ve asfaltın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak”.

Bu arada, Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International)  2017 Yolsuzluk Algısı Endeksi’ne göre, Türkiye, bir önceki yıla göre 6 sıra geriledi ve  180 ülke arasında 81. sırada yer aldı.

Transparency International’a göre, yatırımlar, kamu hizmet ve alımlarının yüzde 40’ı, Kamu İhale Kurumu’nun kapsamı dışında; kayda değer bölümü de açık ihale yöntemine başvurulmadan gerçekleşiyor.

Sonuç olarak, Türkiye’de artık şeffaf ve adil ihalelerin, kural değil, istisna haline geldiği vurgulanıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen − 4 =