İNGİLTERE… Türkiye’nin Trump yönetiminden beklentileri ne kadar gerçekçi?

İNGİLTERE… Türkiye’nin Trump yönetiminden beklentileri ne kadar gerçekçi?

0
PAYLAŞ

Donald Trump’ın göreve başlayacağı gün, Güney Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya, dünyanın dört bir yanında endişe ile karışık bir heyecanla bekleniyordu.

20 Ocak’ta, Vaşington’da başkanlık yeminini izleyen konuşmasında, Trump’ın, geleneklerin tersine bütünleştirici değil bölücü, dış dünyaya karşı da sert korumacı bir ton benimsediği görülünce, bu endişeler pek çok yerde korkuya dönüştü.

Ama protesto için insanların sokağa dökülmediği, tam tersine Trump’ın başkanlığının sevinçle karşılandığı ülkeler de var.

Sözgelimi Filipinler’de, Başkan Rodrigo Duterte, Amerika Birleşik Devletlerinin dış politikada yeni bir yön izleyecek olmasından ve Vaşington’un bundan böyle başka ülkelere kendi yaşam tarzını dayatmama niyetinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Moskova’da da adeta bayram havası vardı. Rus medyası, ‘sözünün eri’ diye nitelediği Donald Trump’ı öve öve bitiremedi.

Avrupa’da ise sevinenler, daha çok aşırı sağcı partiler arasından çıktı.

Almanya’nın Koblenz kentinde biraraya gelen Fransa, Almanya, İtalya ve Hollanda’nın popülist sağcı liderleri, Donald Trump’ı taklit ederek, yeniden ‘büyük bir ülke’ yaratma yeminleri ettiler.

Türkiye’de de Trump yönetiminden beklentiler olumluydu.

Başbakan Binali Yıldırım, Başkan Trump’a başarılar diledi ve geçmiş yönetimin hatalarını devam ettirmeme çağrısı yaptı.

Türkiye, Trump’ın yemin törenine, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu gönderdi. Çavuşoğlu, Vaşington’da dışişleri ve savunma bakanlığına aday gösterilen isimlerle görüştü, Türkiye’nin görüşlerini iletti, lobi yaptı.

Başbakan Binali Yıldırım’ın mesajında da dile getirildiği gibi, Türkiye’nin Trump yönetiminden iki temel talebi var. 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tutulan Fethullah Gülen’in en kısa zamanda iadesi ve Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı verilen mücadelede, PKK’yla bağlarından ötürü terörist olarak görülen Suriyeli Kürt milislerle Amerika arasındaki işbirliğine son verilmesi.

Vaşington’da görev değişiminden saatler sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın da Trump yönetimiyle yoğun ve hızlı temaslara girileceğini, özellikle de Astana’da yapılacak Suriye toplantısı konusuna odaklanılacağını açıkladı.

Türkiye, Suriye’deki içsavaşın sona erdirilmesinin amaçlandığı 23 Ocak Astana zirvesine büyük önem veriyor. Girişimin mimarları Türkiye ve Rusya, gözlemci gibi çağırmış olsalar bile, Amerika Birleşik Devletlerinin üst düzey katılımını arzuluyorlardı.

Gelgelelim Trump yönetimi, Astana’ya heyet gönderilmeyeceğini, Kazakistan’daki büyükelçileri George Krol tarafından temsil edileceklerini açıkladı.

Trump’ın görevi devralmasından bir gün sonra alınan bu karar, kuşkusuz Türkiye açısından ciddi bir hayal kırıklığına neden oldu.

Türkiye ve Rusya gibi, devlet başkanlarının dış politika ve güvenlik konularında belirleyici olduğu, mahkemelere talimat vermekten çekinmediği ülkelerde, Trump’ın göreve başlar başlamaz neden yönetime damgasını vurmadığını anlamak zor.

Oysa, Kongresinde Cumhuriyetçilerin hakim olduğu, Beyaz Saray’da da Trump gibi ‘sözünün eri’ Cumhuriyetçi Partili bir başkanın oturduğu Amerika’da, ister beğenin ister beğenmeyin, hala son derece güçlü denge ve denetim mekanizmaları var.

Trump’ın seçim kampanyası sırasında dile getirdiği ve görev devir-teslim töreninde tekrarladığı türden büyük değişiklikleri, sözgelimi NATO ile ilişkiler konusunda söylediklerini, kolayca gerçekleştirebileceğini varsaymak ne kadar yanlışsa, başkanın mahkemlere emriyle Fethullah Gülen’in iade edilebileceğini ummak da o kadar safça.

Tam tersine, Amerikan mahkemelerine siyasi bir müdahale, geçmişte örnekleri görüldüğü gibi, süreci daha da uzatabilir.

Türkiye’nin ikinci büyük talebi , Amerikalıların Suriyeli Kürtlere destek olmaktan vazgeçmesine dair umutları ise, Trump’ın, IŞİD’le mücadele koalisyonu özel temsilcisi Brett McGurk’ü görevde tutma kararı ardından en azından herhalde şimdilik zayıflamıştır.

Amerika Birleşik Devletlerinin yeni yönetiminin izleyeceği politikalar konusunda pek çok belirsizlik var.

Donald Trump’ın ne kadar öngörülemez bir lider olduğunu hemen herkes biliyor.

Şimdi, yanıt aradığımız soru, Amerikan demokrasisinin gerçekten de sanıldığı kadar sağlam olup olmadığı, ülkenin kurumlarının, bu öngörülemeyen başkanı ne ölçüde hizada tutabileceği.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN: http://www.firdevstalkturkey.com/

BİR CEVAP BIRAK