İNGİLTERE… ULUSLARAŞIRI TEHDİT HALİNE GELEN YALAN HABER VE ÇARPITILMIŞ BİLGİ OPERASYONLARI

Propoganda amaçlı yalan haber savaşında üstün taraf kim sizce?

Sorunun yanıtı, son bir kaç yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Türkiye’de sürüp giden siyasi tartışmalarda en sık boy gösteren ülkenin hangisi olduğunda.

İki yıldan uzun süredir Donald Trump yönetimindeki Beyaz Saray’da patlak veren fırtınaların hepsinin merkezinde Rusya var.

Robert Mueller raporunda teyid edilen 2016 seçimine müdahaleden, halihazırda devam eden Trump’ın Ukrayna politikasındaki usülsüzlük iddialarına kadar hemen her skandalda Rusya’nın propaganda ve yalan haber yayma faaliyetlerinin etkisi tartışmaların odak noktasında.

Keza, İngiltere’de de, 12 Aralık genel seçimine yaklaşılırken, kampanyanın temel konularından biri, Avrupa Birliği’nden çıkma kararının verildiği 2016 Brexit referandumunda Rusya’nın oynadığı düşünülen rol.

Partilerarası İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu’nun bir yıldan uzun süredir Rusya’nın İngiltere’deki siyasi süreç üzerindeki etkisini araştırarak  hazırladığı rapor, güvenlik kurumlarının onayına ve teamüllere rağmen Boris Johnson hükümeti tarafından rafa kaldırıldığı için kampanyanın en tartışmalı konularından biri haline geldi.

Hükümetin seçimden önce raporu açıklamayı reddetmesi, İngiltere kamuoyundan gizlenmek istenen bilgiler içerdiğini düşündürüyor.

Şu ana kadar sızan bilgiler, Başbakan Johnson’un endişelerinin sadece iç politika ile sınırlı olmadığına, raporda dile getirilenlerin diplomatik açıdan da sıkıntı yaratabileceğine işaret ediyor. Önümüzdeki ay başında Londra yakınlarında düzenlenecek olan NATO doruk toplantısı öncesinde hükümetin raporu örtbast etmek istediği kanısı yaygın.

The Sunday Times gazetesine göre, raporda, Rusya’nın Brexit referandumuna müdahale ettiği ancak etkisinin boyutlarının belirsiz olduğu dile getirilmekte. Gazete, Kremlin’in denetimindeki RT, Sputnik gibi yayın organlarının ve sosyal medya kanallarının faaliyetlerine ek olarak İngiliz siyaset çevrelerinde, iş dünyasında ve medyada Rusya etkisinin araştırıldığını da belirtiyor.

İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu’nun raporunun genel seçim öncesinde yayınlanması için hükümet üzerinde yoğun bir baskı var. Komisyonun iki eski başkanı, tanınmış siyasetçiler Sir Malcom Rifkind ve Dominic Grieve bu yönde açıklamalar yaptılar. Ana muhalefet İşçi Partisi de raporun yayınlanması çağrısında bulundu.

Araştırmacı gazeteciler örgütü The Bureau of Investigative Journalism seçimden önce kamuoyunun bilgilendirilmesi talebiyle mahkemeye başvuracak.

Londra’da Rus ajanlar tarafından zehirlenerek öldürüldüğü belirlenen Alexander Litvinenko’nun dul eşi Marina Litvinenko da benzer bir yasal işlem başlatmayı planlıyor. Ancak hükümet, raporu seçimden önce açıklamayacağını tekrarladı.

Bu arada, Londra’daki akademi kurumlarında, düşünce kuruluşları ve medyada Rusya’nın yanıltıcı haber operasyonları ve bilgi savaşları alanındaki faaliyetleri giderek daha fazla mercek altına alınmakta.

Geçtiğimiz hafta Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House’da düzenlenen bir toplantıda,

The Russian Understanding of War” (Rusya savaştan ne anlıyor) adlı yeni bir kitabın yazarı İsveçli akademisyen Oscar Jonsson,  Moskova’da askeri ve siyasi çevrelerin konuya yaklaşımını inceleyen kapsamlı bir konuşma yaptı.

Jonsson Rusya’nın savaş kavramına bakış açısının son yıllarda değiştiğini, savaş ile barış arasındaki çizginin giderek muğlaklaştığını söyledi. Jonsson’a göre, Ruslar artık askeri olmayan, propaganda ve yanıltıcı bilgi yaymak gibi yöntemleri, askeri metodlardan daha etkili buluyor. “Rusların çatışma anlayışları zaten daha farklıydı. Yumuşak güçten anladıkları ise bizimkinden çok daha değişik” diyor.

Oscar Jonsson, 2014 Ukrayna Devriminden sonra Rusya’nın bilgi savaşlarına ağırlık verdiğini ve bunu tüm dünyaya yaydığını düşünen tek kişi de degil.

Bu yıl başında, yalan ve yanıltıcı haberin, demokratik rejimleri zayıflatmak için etkili bir araç haline geldiği gerçeğini örnekleriyle dile getiren bir raporda, Avrupa parlamentosu da benzer uyarılarda bulunmuştu.

Avrupa Parlamentosu’nun tavsiyelerinin başında, yanıltıcı haber ve propogandaya karşı koyabilmek için vatandaşların dijital okur-yazarlığının artırılması geliyordu.

Bu, Rus medya kanallarının Kremlin’in dış politika hedefleri için bariz araç olarak kullanıldığı Türkiye gibi ülkelerde acil bir gereksinim.

Bağımsız medyanın susturulduğu, ifade özgürlüğünün ve araştırmacı gazeteciliğin kısıtlı olduğu bir ortamda, kasıtlı olarak yalan haber yaymak çok daha kolay.

En son örneğini, Suriye’de hükümet kuvvetlerinin ve Rusya’nın saldırılarına hedef olan bölgelerde sivil savunma gücü olarak faaliyet gösteren Beyaz Miğferler’in kurucularından  İngiliz vatandaşı James Gustaf Edward Le Mesurier ‘ın geçen hafta İstanbul’da ölü bulunması ardından yayınlanan haberlerde gördük.

Le Mesurier, uzun süredir Rusya’nın ve Esat rejiminin yalan haber operasyonunun hedefindeydi. Ölmeden günler önce de Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından ajan ilan edilmişti.

Emekli asker Le Mesurier’in istahbarat bağlantısı olmadığı İngiltere yetkilileri ve ülkenin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi tarafından kesin bir dille açıklanmasına rağmen, Türkiye’de bu konuyu yazan, konuşan gazeteci ve yorumcuların hemen hepsi, Rusya ve Suriye propogandasını tekrarladı. Bağımsız bir araştırmada bulunmadı, sorgulamadı.

Yalan ve yanıltıcı haber yayan odakların amacı, şüphe yaratmak, kutuplaştırmayı artırmak.

Türkiye örneğinde fazla çaba göstermeleri gerekmiyor. Çünkü, Rusya, dünyanın her yerinde yanıltıcı haber operasyonlarının duayeni olabilir. Ama Türkiye’nin komplo teorisyenleriyle onlar bile yarışamaz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
https://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.