İNGİLTERE… Venezüela: İstikrardan krize (III/III)

CHAVİSM’İN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ

Venezüella’ya giren her 100 dolardan 93’ü bu petrol ihracatından geliyor ve Ekonomisi, Arjantin’den  yapılan ithalatla ayakta duruyor. Chavez zirvedeyken, 2008’de petrolün varili 150 dolara ulaştı ve Venezüella’nın üretmediği malları ithal etmesine izin veriyordu. Ancak 2014 yılından bu yana, petrol fiyatları varil başına 25 dolara yaklaşarak keskin bir düşüş yaşadı. Venezüella ekonomisi üzerinde yıkıcı bir etkisi oldu.

Chavez zamanında yapılan devletleştirmeler, ulusal ekonominin “ranta” bağımlılığı durduramadığı gibi ekonomiye de güç vermedi. Tamamen etkisiz ve çoğunlukla yozlaşmış devlet bürokrasisine halk kitlelerinin tepkisi arttı, millileştirilme fikri tepkiyle karşılanmaya başlandı.

Venezuela’nın çelik üretimi devlet bürokrasisinin verimsiz çalışmaları sonucunda asgariye indi. Üstelik, üretim araçlarının gerçek anlamda demokratikleştirilip sosyalleşmesine yönelik adımlar atılmadı. Son yıllarda, petrol üretiminin ve doğal kaynakların aşırı kullanılmasına bağlantılı olarak, yabancı sermayenin ülkedeki varlığı arttı. Venezuela’daki kriz, sağın iddia ettiği gibi sosyalist bir ekonomi olduğu için değil, tam tersine olmadığı içindir.

  1. yüzyıl sosyalizm projesi aslında Chavizmi güçlendirdi. 2001’den itibaren “ilerici” ya da bölgedeki merkez sol olarak adlandırılan hükümetler, Venezuela’nın ucuz petrolünü kullanmaları Chavez yönetimini ülkede ve Güney Amerika’da popüler yaptı.

Chavism’in temel sosyal tabanı; sendikalardaki örgütlü işçi sınıfı değil, mahallelerde yaşayan ve diğer devlet politikalarından yararlanan en fakirleşmiş sektörlerdi. Chavez, 2002 darbesi karşısında kendisini destekleyecek en sağlam çekirdeği inşa ettiği yer burasıdır. İşçi hareketi ile ilgili olarak, Chavism, çalışanların milli gelire katılımında önemli bir artış yaratmadı.

Maduro, toplu iş sözleşmelerinin geçerliliğini ortadan kaldırdı ve farklı politik söylemi olan sendika liderlerini yargılamada çok ileri gitti. Rejimin halk desteği azalırken bir yandan da gerici ve baskıcı bir Bonapartizme dönüştü.

Chavez’in öncülük ettiği Venezuela’nın toplumsal yapısı sosyalist bir model değildi, ekonomik yükseliş yıllarında petrol zengini olanlar ABD emperyalizmiyle çatışan yeni bir burjuva milliyetçiliğinin bir biçimiydi. Ülkenin Petrol ihracatına bağımlılığı ve rantçı karakteri özünde değişmedi.

Petrol fiyatlarının 2014 yılı itibariyle düşmesine paralel olarak enflasyonun yükselişi eşlik etti.  Bugün aylık ücretler ortalama sadece 6 dolar. Chavizme destek veren mahallelere devlet yiyecek dağıtmasına rağmen durum kritiktir ve gerçek bir çöküş yaşanıyor.

Ekonomik yıkımla karşı karşıya kalan Maduro, kamu sektöründeki toplu iş sözleşmelerine son vererek çalışanlara işçi sınıfına karşı farklı düzenlemeler yaptı. Ücretlerine zam ve yiyecek dağıtımında artış talep eden eğitim, çimento, petrol işçileri ve kamu çalışanları oldu. Aynı zamanda, doğal kaynakların sermayeye teslimi de arttı, resmî açıklamaların aksine petrol üretimindeki artışa izin verilmedi.

Kuşatma ve darbeyi örgütleyen muhalefet lideri Guaido konuşmasında; fiyatların serbest bırakılacağını, daha fazla dış borç ve özelleştirmelerin olacağını, ekonominin dolara endeksleneceğini ve petrolün Kuzey Amerika çokuluslu şirketlerine ulaştırılacağını açıkladı. Darbenin başarılı olması durumunda uygulanacak politikalar çalışanların durumunu daha da ağırlaştıracaktır. Venezuela halkının demokratik devrimci bir alternatife ihtiyacı artarak devam ediyor.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.