İNGİLTERE… YALANCININ BİR TÜRLÜ SÖNMEYEN MUMU

Oysa “hakikatin hiç beklenmedik zamanlarda ortaya çıkma alışkanlığı” olduğunu en iyi bilmesi gerekenler, dürüst, şeffaf ve hesap verebilir oldukları, haklarımızı koruyacakları varsayımıyla seçtiğimiz temsilcilerimiz.

Gerçi politikacıların gerçekleri eğip bükebildiklerini, yerine getiremeyecekleri vaatlerde bulunduklarını, partilerinin ya da kendilerinin çıkarlarını zaman zaman ülkenin çıkarlarının önüne koyabildiklerini bilmiyor değildik.  Kibarca, ‘gerçekleri ifade etmekte cimri davranıyorlar’ deyip geçiştirdiğimiz de oldu.

Demokratik kurumları en köklü, en sağlam ülkelerde bile, nadiren de olsa, siyasi liderlerin yalan söylediklerine, yalanları ortaya çıkınca da siyasi yaşamlarının sona erdiğine tanık olduk. Düşe kalka ayakta kalmayı başaranların ise, geçmişte yaptıkları hatalar hiç beklemedikleri anlarda karşılarına çıkıverdi.

Ama hiç bir dönemde, siyasetçilerin, bugün olduğu gibi, gözümüzün içine baka baka yalan söylediğine, söyledikleri yalanların da böylesine kolay kabul gördüğüne tanık olmamıştık.

Üstelik, işin ilginç yanı, yalanın normalleşmesi, 24 saat haber yayını yapıldığı, her demecin sayısız kanal ve organda yayınlanıp, analiz edilip yayıldığı, internet ve sosyal medyada herkesin ve her konunun devamlı mercek altına alındığı bir döneme rastlıyor.

İnternet ve sosyal medyanın yanıltıcı, doğru olmayan bilgileri yaymakta önemli rol oynadığı açık, ancak aynı zamanda, hem profesyonellere hem de sıradan vatandaşlara bilginin doğruluğunu ve güvenirliliğini anında kontrol etme şansı sağladığını da unutmamak lazım.

Son yıllarda önde gelen haber ve yayın kuruluşları, siyasetçilerin yaptıkları açıklamaların doğruluğunu denetleyen gayet etkili sistemler kurdular. 50’den fazla ülkede, aynı işlevi gören 100’den fazla bağımsız ve güvenilir sivil toplum grubu var.

Buna rağmen devlet başkanları, başbakanlar, üst düzey siyasetçiler yalan söylemeye devam ediyor. Gerçeği söylemedikleri anlaşılıp, yalanları yüzlerine vurulunca da ‘fake news, uydurma haber’ deyip işin içinden sıyrılıyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri başkanı, bunun tek değil ama belki de en bilinen örneği.

Geçtiğimiz günlerde BBC’de yayınlanan Inquiry adlı bir programda, Trump’ın söylediği yalanlar ayrıntılarıyla ele alındı. Program ekibi, Amerika Birleşik Devletleri başkanının göreve geldiği günden bu yana 10 binden fazla yanıltıcı ya da doğrudan yalan diye nitelenebilecek açıklama yaptığını tespit etti. Söylenenin yanlış ya da yanıltıcı olduğu kanıtlandığında bile, Trump’ın düzeltme yapma gereği duymadığı kaydedildi.

Şimdilerde yanıltıcı açıklama yapma konusunda Trump’a rakip olmaya aday bir lider daha var. İngiltere’nin yeni başbakanı Boris Johnson, haber kanalı Channel 4’un Haber ve Güncel Olaylar’dan sorumlu yöneticisi Dorothy Byrne tarafından ‘yalancılığı kanıtlanmış kişi’ ilan edildi. Edinburg Festivalinde her yıl yapılan prestijli Mac Taggart konferansının bu yılki konuşmacısı Dorothy Byrne, pek çoğumuzun uzun süredir düşündüğü ama açıkça dile getiremediği soruyu sordu:

Artık Y harfiyle başlayan kelimeyi açıkça telaffuz etmenin zamanı gelmedi mi? İnanıyorum ki, politikacılarımız yalan söylediklerinde, onlara yalancısınız demeye başlamamız lazım. Kibarlık yapıp, lafı eğip bükmeye devam edersek, izleyicilerimiz yalan söylediklerini nasıl anlayacaklar?”

Üzücü olan, İngiltere gibi bağımsız medyanın gerçeğe uygun olmayan açıklamaları ifşa edebildiği bir ülkede bile, politikacıların yalan söylemekten dolayı ağır bir bedel ödedikleri günlerin geride kalması.

Son bir haftadır yaşan çalkantılar, ortaya dökülen yalanlar ve Avam Kamarasında uğranılan üç yenilgiden sonra bile, Boris Johnson’ın kamuoyu yoklamalarında desteği artmaya devam ediyor.

Kendi partisinden yaşlı kuşak siyasetçilerin nazikçe  ‘samimiyetsiz’ diye kınadıkları davranış ve sözleri, Johnson’ı destekleyen tabanda, ‘taze bir nefes, seçmenin iradesinin savunucusu’ politikacı imajının pekişmesi olarak karşılık buluyor.

Böyle düşünenlerin sayısı da büyük olasılıkla, Boris Johnson’ı gelecek genel seçimde yeniden başbakan koltuğuna oturtacak boyutlarda.

İngiltere’de ve diğer ülkelerde, siyasetçinin yalan söylemesi karşısında seçmen hoşgörüsü, her geçen gün artmakta. Yanıltıcı bilgiler yeterince sıklıkta tekrarlandıkça da, kamuoyu oluşturmanın etkili bir aracı haline geliyor. Siyasetçilerin daha sık ve korkmadan başvurdukları bir propaganda yöntemine dönüşüyor.

Yerleşmiş köklü kurumların birer birer yıpratıldığı, teamüllerin ardı arkasına yıkıldığı şu günlerde, bu gidişata direnmenin en zor yanı da, olup bitenin halkın kayda değer bir kesimin onayı ve katkısıyla mümkün olduğu gerçeğini gözardı edememek.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
https://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.