İNGİLTERE… Zor zanaat göçmenlik…

Türkiye’den yurtdışına 2017 yılında göç edenlerin sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 42.5 artarken, en fazla göç 24-29 yaş grubunda yaşanmış. Bu sayının bu yıl daha da çok arttığını düşünülebilir.

Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi Prof. Dr. İbrahim Sirkeci, “Kimse durduk yere göç etmez, orası buradan daha iyi diye gitmez, mutlaka bir çatışma vardır ki, çekemez” diyor.

Türkiye doğası, mevsimi ve tarihiyle güzel bir ülke. Bütün güzelliklerine karşın Türkiye insanı ülkenin ekonomisi, siyaseti ve onların şekillendirdiği kültüründen kaçar oldu.

Hatırlarsanız Cumhurbaşkanı RTE, geçen Mart’ta yurtdışında yaşamayı düşünenlere seslenerek “İstanbul’da yaşamaktan usanan biri ülkemize değil, hayata küsmüş demektir. Bunlar için bir ofis açıp bilet paralarını da verip göndermek lazım” demişti.

Türkiye’de iktidar ülkesini, geçmişini, sevdiceklerini, birikimlerini, anılarını arkasına bırakıp bir belirsizliğe gidenler için “cehenneme kadar yolunuz var” diyemez. Biz nerede hata yaptık da vatandaşımız kaçıyor diye düşünmesi gerekir.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Ağustos’un son günlerinde ekonomik kriz nedeniyle ülkeyi terk eden vatandaşlarına “Yurtdışında tuvalet temizlemeyi bırakın, gelip vatanınızda yaşayın” diye seslenmişti. Madurno bu çağrıyla yetinmemiş dönmek isteyenlere uçak bileti göndereceğini söylemişti. Kolombiya’ya göçen Venezuela vatandaşlarının bir kısmı bu çağrıya uyarak uçak bileti talep ettiği de basına yansıdı. İşte bir de böyle başkan var…

***

Göç ve göçmenlik sorunu batının izlediği savaş politikasının bir sonucu olarak yine kendi ekonomilerini tehdit ediyor. Akdeniz’deki göçmen ölümlerine ilişkin haberler yüreğimizi sızlatıyor. Tek çözüm göçmenlik nedenini ortadan kaldıracak politikalar gütmek. İnsanları yerinde yurdunda tutabilmek…

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden (UNHCR) yapılan açıklamaya göre; 2018’nin ilk 6 ayında Orta Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya ulaşmaya çalışan her 19 kişiden biri öldü. Geçen yılın ilk 6 ayında bu oran 38’de 1 ölüm olarak kayıtlara geçmişti. İtalya’da göç karşıtı hükümetin iktidara gelmesi ve limanları yardım kuruluşlarının gemilerine kapamasının ardındansa, geçen haziran ayında her 7 kişiden biri denizde öldü.

UNHCR verilerine göre 2018 yılı başından bu yana Akdeniz yoluyla Avrupa kıyılarına ulaşan göçmen sayısı 45 bin 700 oldu.

***

En çok göçenler arasında Suriyeli ve Afrikalı ile Afganlar yer alıyor. Hepsi sancılı ülkelerden. Bugünlerde Türkiye’nin güney komşusu Suriye’nin İdlib’e Esad rejiminin Rusya ve İran desteğiyle müdahalesi gündemde. Üç beş bin değil milyonlarca sivilin yersiz yurtsuz kalması yollara düşmesi tartışılıyor.

Başka şeyler de tartışılıyor örneğin fanatik İslamcı teröristlerin sivil göçmenlerin arasında dünyaya yayılması, göçe kapısını aralamak zorunda kalan ülkelerin hem ekonomik hem de siyasi olarak istikrarsızlaşması gibi…

***

Bir göçmen olarak göçü doğuran nedenlere karşı çıkmalı. Bunun için ne olursa olsun “savaşa hayır, demokrasiye evet” demeli… Daha iyi düşüncesi olan varsa yazsın da öğrenelim…

Önceki haberYeni dönem demişken…
Sonraki haberTopluma “organik” kitabevi…
Faruk Eskioğlu
1958’de Akşehir’de doğdu. Parkalı dönemin tanıklığını yaptı. 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’de Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde ‘master’ yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. 1985’de yerleştiği Londra’da da medya okudu ve film yapımcılığı kursları aldı. Nokta İngiltere Temsilciliği yaptı ve Hürriyet Londra bürosunda görev aldı. 1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak çalıştı. 2001 ekonomi krizinde Londra’ya döndü ve gazeteciliğini sürdürdü. 2005 Ocak’ında dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. 2007'de "Aşkolsun Adı aşk olsun!" başlıklı belgesel romanı Türkiye'de yayınlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty + fifteen =