“İngiltere’ye geldiğinizde sizi en çok şaşırtan şey neydi?”

İngiltere’deki yeni toplum üyesi Ankara Anlaşmalılar ülkeye ilk geldiklerinde kendilerini şaşırtan gözlemlerini sosyal medyada paylaştılar.

Sosyal medyada “Ankara Anlaşması Vizesi Olanlar” grubunda sorulan “İngiltere’ye geldiğinizde sizi en çok şaşırtan şey neydi?” sorusuna verilen yanıtlar şöyle:

– Sokakta halk ile iletişimde olan polisleri halktan seçmeleri

– AVM yapılmamış birçok park olduğu gibi kalmış. Dedim ki bu adamlar işi bilmiyor…

– Kaldırımların alçaklığı

– Sokak tilkileri

– Sokakta başı boş gezen kedi-köpek yerine tilki görmek 🙂

– Yeni yapılaşmanın orijinalliği…

– Pencerelerin dışarı doğru açılması ve alt katlarda bile korunmak icin demirlerin olmayışı…

– Taharet musluğu, çift musluk, ATM’lere para yatamaması, yavaşlık, köhnelik…

– Hafta sonları durakları bomboş görmek, kimsenin dershane ya da işe gitmediğini görmek beni şaşırtmıştı. Ayrıca etraftaki çöplerin fazlalı ve çok katlı binaların olmayışı da beni şaşırtmıştı.

– Şu tilki olayına daha gelmeden şaşırdım! Sevebiliyor muyuz, zararsızlar mı? Sokakta tilki ne ya?

– Zararsız olduklarını öğrendim ancak dokumamanız şartıyla. Ben de sevmek istemiştim.

– Maalesef sevemiyorsun ama pek de kaçmıyorlar, sen ona bakıyorsun o da sana…

– Magnum denilen jamaican malı içki. Shot olarak alınıyor. Jamaican people bayılıyor. Yüksek eforlu durum öncesi çakılıyor…

– Londra’yı pırıl pırıl sanırdım… Arka caddeler boktan geçilmiyor. Çok pis oluşuna şaşırdım bir de herkesi köleleştirmişler, millet vergiye esir olmuş. Dünyada böyle bir ülke yok…

– Tilkiler ve sincaplar. Hala kabullenemedim. Bir de berbat bir banka sistemleri… Her anlamda…

– Bankacılık sistemi hakikaten çok kötü

– 3 yıl olacak burada oluşum, hala akşam 5.30 dan sonra tilki ile karşılaşırım diye dışarı çıkamıyorum korkudan…

– Her şeyin hala posta ile ilerliyor oluşu. E-mail henüz keşfedilmemiş gibi…

– Bankacılık sistemi kötü olmasına ben de şaşırdım. İngiltere’de 15 yıl önce yasadım. Banka sistemleri gayet güzeldi sıra beklemiyordunuz.

– Bankacılık sistemleri berbat.

– Müşteri hizmetlerinin rezalet oluşu

– Sağlık sistemi berbat

– Cilt doktoruna gittim. Doktor kendi hasta. Yüzünün derileri dökülüyordu. Geri çıktım vaz geçtim…

– Yahu bu kadar memnun değilsiniz. Gelin Türkiye ye mutlu huzurlu yaşayın diyeceğim ama nerde. Hep laf kalabalığı. Arkadaş biz tr de ölmüşüz ağlayanımız yok siz şükredecekken hala bir bahane bir bahane. Altlarınızda son model arabalar haliniz durumunuz gayet iyi daha ne bekliyorsunuz nankör olmayın bence.

– Elindekiyle yetinmek çok doğru bir yaklaşım değil.

– İtaatkar değiliz. Memnun olmadığımız şeyleri dile getiririz.

– Arkadaşlar “konu” şaşırdığınız şeyler. Memnuniyetsizlik veya memnun olduğunuz konular değil. Polemik hiç değil. Onun için de başka başlık açarım.

– Binalardaki kablonun sarkmış olması yahut da kırık tahta kapılar veya bankaların sistemlerin bozuk olması sizi neden bu kadar etkiliyor ki? Yanlış anlamayın ama belediye başkanlığına adaylık için mi geliyorsunuz?

– İtibar, saygı görmek beni inanılmaz şaşırtmıştı. Ve bu durum hala aynı. Elbette artı ve eksileri olan bir ülkedeyiz. Herkesin bir hikayesi var ve yüreğimizde buralara ne getirdiğimizi bir kendimiz biliyoruz. İşini gerçekten sistemli yapan ve buradaki iş sistemini, yasam mantalitesini çözen birisi için yaşaması kolay bir ülke.

– Beni en çok şaşırtan, özellikle Londra’nın hiçbir konuda genelleme yapılamayacak bir şehir olması. Her semti birbirinden farklı, aynı semtteki caddeler bile çok farklı olabiliyor. Belediyeye ve yaşayan insanlara göre çok şey değişiyor.

– Metrolarda öpüşmek hoş karşılanmazmış… Yazılı olmasa bile kural gibi görüyorlarmış. Hakikaten hiç denk rast gelmedim. 😁 Polisin vatandaşa değil de vatandaşın polise bağırması. Çayı sütlü içmeleri… Sabah kahvaltısında kuru fasulye yemeleri. Her akşam “homeless”ler için gönüllü grupların belirli yerlerde ücretsiz yemek ve kahve vermesi…

– Londra’da doğru dürüst İngiliz görmemek beni şaşırtmıştı. Bir de Türkiyeli dost sandıklarımız onlar da çok şaşırttılar.

– İlk tilki sonra mektup… Haftada bir koli mektup çöpe atıyorum. İnternette şifre değiştirmek tuşu basıyorum ertesi sabah şifre, mektup ile geliyor. Artık hiçbir şeye dokunamıyorum…

– Sokakta kedi ve köpek olmaması, tilkiler, kütüphanelerin modernliği ve kullanılması, charity ve volunter’lik, evlerin pencerelerinde ve balkonlarında demir parmaklıkların olmaması, parkların çokluğu, ulaşım ağının çeşitliliği ve yaygınlığı, güler yüzlülük ve iletişim…

– Tilkileri yazmışız ama sincapları unutmuşuz. Trafikteki (çoğu zaman) kibarlık, özellikle yayalara. Bir kütüphane üyeliği ile birçok kütüphaneden yararlanma olanağı…

-Bulaşıkları durulamadan deterjanlı bırakmaları…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.