Çin’in doğal gaz iştahı kabardı…

Biz yabancı sermaye üzerine bir süre daha yazacağız galiba…

Bu sefer konuya çok değişik bir açıdan değineceğiz. İşler tersine döndü: Bu sefer yabancı yatırımcı Çin’den, ulusal çıkar konusunda yabancı sermayeye izin vermekte güçlük çeken ise ABD…

Konumuz Unocal isimli bir Amerikan petrol şirketini 18.5 milyar dolara Çin’in ulusal petrol şirketi CNOOC’un almak istemesi…

Çin’liler kararlılar: Daha 2005 Nisan’ında bir başka Amerikan şirketi, dünya devi Chevron Texaco’nun hisse başına vediği 62 dolarlık fiyatı 67 dolara çekerek teklif yaptılar. Hatta öylesine bir teklif ki eğer Unocal’ı alırlarsa Chevron’a da yaklaşık 500 milyon dolar kadar tazminat ödeyecekler… Reddedilir gibi bir teklif değil. Zaten bu yüzden de Amerikan hükümeti karıştı ve Enerji Bakanı böyle bir satınalmaya izin verilse bile çok “kompleks” bir gözden geçirmeye tabii olacağını söyledi… Yani Amerika’lılar ulusal çıkar kaygıları ile yabancı sermayenin önüne engel koyabilecek bir noktaya geldiler… Ne enteresan değil mi?…

CNOOC’u biraz tanımakta fayda var. Şirket halka açık bir şirket. Son kontrol tabii ki Çin hükümetinin elinde, ancak CNOOC “oyunu kuralına göre oynayan” bir şirket. Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi günümüz iş dünyasında başarılı olmak istiyorsanız kurallara uygun hareket edeceksiniz. CNOOC devlet tarafından kontrol edilecek kadar önemli ve stratejik bir şirket olmasına rağmen yönetim kurulunda dört bağımsız direktör bulunduruyor. Bunlardan birisi eski bir Shell direktörü, diğeri ise dünyanın en önde gelen yatırım bankalarından birisi Goldman Sachs’ın üst düzey bir yöneticisi… Her ikisi de Çin’li değiller. Diğer ikisi Çin kökenli ama birisi Avustralya’nın en önde gelen hukuk müşavirlerinden, diğeri ise önde gelen denetim şirketi KPMG’nin ortaklarından.

Şirketin genel müdürü ise Fu Chengyu, master çalışmalarını Kaliforniya’da yapmış, bir Amerikan petrol şirketinde uzun süre çalışmış 54 yaşında İngilice’ye ve Amerikan şirket kültürüne hakim birisi. Geçtiğimiz sene ilk defa gündeme gelmiş böyle bir satınalma, ancak Çin’li olmayan bağımsız yönetim kurulu üyeleri çekince gösterince Chengyu konuyu daha detaylı inceleyeme karar vermiş. Çok prestijli bir yatırım bankasıdan (Rothschild) detaylı bir danışmanlık hizmeti almışlar; “böyle bir satınalma bütün ilgili taraflar için faydalı olur mu acaba” diye… Bütün bu çalışmaların sonunda işi yapmaya karar verince de yine konusunda dünya lideri JP Morgan ve Goldman Sachs yatırım bankası olarak seçilmiş ve teklif verirken onların tavsiyelerine uyulmuş… Bir de olayın bir başka boyutu: CNOOC Hong Kong borsasında halka açık bir şirket. Azınlık hissedarları önde gelen batılı yatırım fonları. Şirket ilk defa Unocal ile ilgilendiğini geçtiğimiz yıl sonunda açıkladığından beri CNOOC’nin hisse senetleri yüzde elliden fazla artmış durumda. Yani kurumsal yatırımcıların ve piyasaların desteğini almış durumdalar… İşte oyunu kuralına göre oynamak bu…
 
Bu kadar ses getiren böylesine pahalı bir satınalmanın nedenine gelince: Çin’in iştahı kabarık. Günde yaklaşık 6.7 milyon varil petrol tüketiyor. Giderek de eneji ihtiyacı hızla artıyor. Çin bu enerji ihtiyacını petrol yakarak karşılayamayacağının farkında. Hem ona yetecek kadar petrol bulmak zor, hem de bu kadar petrol yanması inanılmaz bir çevre felakati demek. Zaten Unocal’ın satınalınma nedeni petrol değil. Unocal’ın toplam petrol rezervi Çin’in ihtiyacının sadece yüzde üçüne karşılık geliyor. Esas neden doğal gaz… Çin hükümeti de zaten bu konuda stratejik bir karar vermiş durumda: Ülkenin doğu kıyısında toplam on tane dev doğal gaz depolama merkezi inşaatı devam ediyor. Sıra doğal gazı bulmaya gelmişti. Bu anlamda Unocal çok uygun bir aday. Şirketin sahip olduğu doğal gaz rezervlerinin yaklaşık yüzde yetmişbeşi zaten başta Tayland, Endonezya ve Bangladeş olmak üzere Uzak Doğu’da yer alıyor. Bu bağlamda rahatlıkla ABD’de şirket çalışanlarını işten çıkarmama sözü verebiliyor CNOOC. Yani gözüken o ki Çin’liler büyük düşünüyorlar.

Peki para nereden gelecek? CNOOC’nin sahibi olan devlet şirketi 7 milyar dolar verecek. Bir Çin devlet bankası olan Commercial Bank of China ise 6 milyar dolarlık bir kredi açacak. Şirkete bu işlemde danışmanlık veren yatırım bankaları JP Morgan ve Goldman Sachs ise 3 milyar dolarlık bir finansman sağlayacaklar. Geriye kalan yaklaşık 3 milyar dolar ise şirketin kendi kaynaklarından gelecek. Yani Çin’liler kasanın ağzını sonuna kadar açacaklar… Tabii bu işten de batılı finans kuruluşları paylarından alacaklar. Adı geçen iki yatırım bankasının bu işten alacağı komisyonun yaklaşık 300 milyon dolar olacağı ifade ediliyor…

Peki bu kadar olumlu yanına rağmen neden Amerika zorlanıyor? Çünkü işin içinde hem petrol, hem de Çin var… Amerika’lılar için petrol kaynakları hala stratejik bir değer olarak görülüyor. Öte yandan da Çin’lilerin kendi piyasalarını hala yabancı yatırımcılara tam açmamış olmasına karşı bu bir koz olarak kullanılabilir. Şimdi konu “Yabancı Yatırımlar Komitesi”nde (Committee on Foreign Investments in the US, CFIUS)  incelenecek. Bu vesile ile böyle bir kurum olduğunu da öğrenmiş oluyoruz. ABD’deki yabancı sermaye hareketlerini inceleyen ve onaylayan kurum. Pek bilinmemesinin nedeni ise kurulduğu günden beri sadece bir defa 1990 yılında bir işlemi red etmiş olması. O işlem de bir Çin’li yatırımcı ile ilgiliymiş… Ancak konuya yakın kaynaklar Kongre üyeleri ve iş dünyasının yüksek bir sesle konu ile ilgilenmesi nedeni ile son sözü Başkan Bush’un söyleyeceğini ifade ediyorlar…

Tabii bu Çin firmalarının ilk büyük yabancı yatırımı değil. Petrol alanında Çinliler Kanada, Avustralya, Sudan, Nijerya, Endonezya gibi ülkelerde birçok üretim havzasını son beş yılda ele geçirdiler. Diğer sektörlerdeki en çarpıcı örnekler ise son birkaç ayda gündeme geldi: Lenovo isimli bir Çin şirketi IBM’in kişisel bilgisayar bölümüne 1.75 milyar dolar verdi. Çin beyaz eşya devi Haier ise Maytag isimli bir Amerikan firmasına 1.3 milyar dolar önermişti. Geçtiğimiz ay içinde ise Çin araba üreticisi SAIC’in adı MG Rover ile birlikte anılmış, Çin’liler istedikleri önemli entellektüel sermayeyi aldıktan sonra firmanın bütün ile ilgilenmemişler ve son anda firmayı iflas ile karşı karşıya bırakmışlardı…

Tony Blair’in Avrupa Parlemantosunda büyük alkış toplayan konuşmasında da belirttiği gibi aslında artık küresel liderlik savaşında istesek de istemesek de Çin’lilerin olduğunu kabullenmek zorundayız…

Bakalım Amerika’lılar neye karar verecekler? Sanıyorum önümüzdeki haftalarda bu konuyu tekrar ele almak durumunda kalacağız…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.