IPCC İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RAPORUNA KEBAP SEVER TÜRKİYE’NİN TEPKİSİ NE OLACAK?

Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayınlanan son rapor, iklim değişikliğinin neden olacağı yıkıcı sonuçları engellemek için atılması gereken adımlar arasında et tüketiminin azaltılmasını da sayıyor. Ancak rapor, Türkiye’de siyaset, medya ve kamuoyunda pek az yankı buldu.

Raporun yayınlanması, talihsiz bir zamana, dini vecibelerin yerine getirilmesi için milyonlarca hayvanın kesildiği Kurban Bayramının hemen öncesine rastladı.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), raporunda, toprak ve su kullanımı, ormanların yok edilmesi, biyolojik çeşitlilik, sürdürülemez yöntemlerle tarım, aşırı gıda tüketimi ve gıda israfı konularında ciddi endişeler dile getirmekte.

52 ülkeden 100’den fazla bilim adamının hazırladığı metinde, doğaya zarar veren beşeri faaliyetlerin iklim değişikliğiyle başetme şansını ciddi şekilde azalttığı vurgulanıyor.

Küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarının şimdiden dünyanın hemen her köşesinde hissedildiği, toprağın kötü kullanımının sera gazı etkisini artıcı temel etkenlerden biri haline geldiği uyarısı yapılıyor.

IPCC, hükümetleri, ülkelerinde sürdürülebilir tarım politikalarını uygulamaya, gıda israfını azaltmaya ve vatandaşlarını et yerine bitkisel gıdalara ağırlık veren beslenme yöntemlerini benimsemeye teşvik etmeye çağırıyor.

Et tüketimini azaltmak önemli, çünkü toprağın et ve süt ürünlerinin üretimi için kullanılması yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Kırmızı et tüketimi de özellikle sorunlu, zira büyükbaş hayvanların ve koyunların çıkardığı metan gazı, küresel ısınmaya katkıda bulunan unsurlar arasında.

IPCC raporuna göre, dünya nüfusunun et tüketimi azaltılabilirse, karbon emisyonu yılda 8 milyar ton civarında inebilir.

Dünya çapında üretilen gıda maddelerinin yüzde 25-30’u ziyan oluyor. Bu da insan eliyle üretilen sera gazlarının yüzde 8-10’una karşılık geliyor.

Toplu ağaç kesiminin ve eko sistemlerinin zarar görmesinin önüne geçilmesi, IPCC raporunda öncelik verilen konuların başında geliyor. Doğal ormanlar, atmosferdeki karbondioksit gazlarını emerek, doğanın akciğeri işlevini görüyor. Oysa ticari amaçlarla yaratılan yeni ormanlık alanlar aynı etkiyi sağlayamıyor.

IPCC raporunu hazırlayan bilim adamları, dünyanın acil bir durumla karşı karşıya olduğunun ve kimsenin kaybedecek vakti bulunmadığının ısrarla altını çiziyorlar.

Doğu Akdeniz havzasında yeralan Türkiye de, yakın gelecekte iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini hissetmeye başlayacak.

ETH Zürih Üniversitesi’ndeki Crowther Laboratuvar’ında gerçekleştirilen bir çalışma , aralarında Türkiye’deki bazı kentlerinde bulunduğu dünya şehirlerinde iklim değişikliğinin neden olacağı ortalama sıcaklık artışlarını ortaya koyuyor. Buna göre, Ankara, Taşkent’e, İstanbul Roma’ya, Adana da yakın gelecekte Lefkoşa’ya benzeyecek.

Türkiye, uluslararası düzeyde sera gazı emisyonu bakımından yirminci sırada. Gelişen ekonomisi ve artan enerji gereksinimi dikkate alındığında, küresel ısınmaya katkısının artacağından kuşku duyulmuyor.

IPCC raporunda endişe yaratan, önlem alınması istenen konuların hemen hepsi Türkiye’yi de doğrudan ilgilendiriyor, ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Buna rağmen, iklim değişikliği konusunda Türkiye kamuoyunda bilinç hala düşük. Küresel ısınma halkın kaygı duyduğu temel konular arasında yer almıyor.

Hele ‘dünyayı kurtarmak istiyorsanız eti azaltın’ mesajının yerine ulaşması ihtimali şimdilik yok denecek kadar az.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
https://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.