Irak ilk defa Cannes’ta…

Genç yaşta Irak’tan kaçan ve Saddam’ın düşmesiyle geri dönen Hiner Saleem’in filmi 1980’li yıllarda Irak Kürdistan’ında geçer. Bir askerin cenazesini ailesine teslim etmesi istenen Iraklı bir Kürt ve Arab askerin yol hikayesidir.

Gerçekte filmin Irak’ta çekim hikayesi en az film kadar ilginç ve tajiktir.  Şimdiye kadar Irak’ta az sayıda film çekildiği için film çekim günleri olaylarla doludur.

İlk önce bir kamera bulamaz Saleem. “Koca ülkede bir kamera bulamadık” diye yakınır. Ancak bu sorunların sadece başlangıcıdır.

Sonra, çekimleri yapacak mürettebat bulamaz. Fransa’dan Irak Kürdistanına teknisyenler getirmek zorunda kalır.

Saleem, 1980’lerde geçen bir hikayeyi görüntülemek istediği için, o dönemin atmosferini yaratmak ister. Bu nedenle 80’lerde Irak’ın her yerinde bulunan Saddam heykellerinden en az birine ihtiyacı vardır. Saddam heykelinin 2003’de ABD’li askerler tarafından devrilmesinin ne kadar etkileyici ve sembolik önemi olduğu bilinir.

Film mürettebatı iki hafta boyunca bir Saddam heykeli yapacak heykeltraş arar. Sonunda biri kabul eder ve evinin bahçesindeki duvarların arkasında heykeli yapmağa başlar. Ancak, “Saddam”ın duvar üzerinden görünecek kadar büyümeye başlamasıyla, güvenlik güçleri gelir. Heykele el koyarlar ve heykeltraş hapse atılır. Saleem heykeltraşın serbest bırakılmasını sağlamak için Amerikalılara epey dert anlatır.

Filmin baş karakterlerinden biri, kendi isteği dışında savaşa gitmeye zorlanan bir Kürttür. Saleem bu karakterin, bir gün pijamalarıyla ekmek almaya giden ağbisinin askere alınması olayı üzerine yaratıldığını belirtir.

Filmde bir çok savaş ve yıkım sahneleri olmasına rağmen, kara bir mizahlada süslenmiştir. Saleem, dedesinin en çok sevdiği söz olduğunu söylediği, “geçmişimiz üzücüydü, şimdi yaşamımız trajik, allaha şükür hiç bir geleceğimiz yok” cümlesiyle de bitirir filmini.

Saleem, 80’lerin başlarında Fransa’ya kaçar ve orada yaşamaktadır. Yıllar sonra geri dönmek oldukça etkiler onu. “Saddam’ın düşmesinden sonra sevinçten ağlamıştım, ancak ondan sonra gelecek olan zorlukları göremeyen halk beni üzmüştü” diye açıklar o günlerdeki duygularını.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here