Irak seçimleri ve sonrası

PAYLAŞ

IRAK SEÇİMLERİNİN DOĞRACAĞI POLİTİK GELİŞMELERİ

Bağdat’ın, Kürtlerin mevcut statüsünden hiçbir şekilde hoşnut olmadığı biliniyor. Bölgesel ve uluslararası ilişkiler nedeniyle sessiz kalmak zorunda kalan Bağdat merkezli iktidarın, politik koşulların değişmesine paralel olarak Kürtlere yönelik politikalarını çok daha sertleştirecekleri de bilinen bir durumdur
Irak’ta yapılan seçimler hem Irak için hem de bölgesel ilişkiler bakımından son derece önemlidir. Ortaya çıkacak tablo bölgesel ilişkileri etkileyebilecek durumdadır. Özellikle Obama’nın ABD askerlerinin önemli bir kesimini 2011 yılından itibaren çekme kararı almış olması nedeniyle bu seçimler önemsenmekteydi. Ortaya çıkacak tablo, ABD’nin bölgesel politakaları için önemseniyor. Bu nedenle seçimlere kısa bir süre kala, ABD yöneticilerinin uğrak yeri haline gelen Bağdat’ın yeni döneme ilişkin politik yönelimleri önem kazanmaktadır.
7 Mart’ta yapılan seçimlerde halen Başbakanlık görevinde olan Nuri Maliki’nin kesin bir zaferle çıkacağı tahmin ediliyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve sonuç sürpriz oldu. ABD, Irak’ı işgal ettiği dönemde ABD’de bulunan Eyad Allavi’yi Irak’a getirterek Başbakan olarak atamıştı. Allavi bir bakıma ABD’nin savaş komutanının Irak vali yardımcısı gibi çalıştı. İlk seçimlerde yenilgi alan Allavi, Irak politik sürecinde geri plana düştü. Sertlik politikaları ile bilinen Allavi’nin Baas rejiminin temsilcileri ve Sünni aşiretleriyle ittifak yaparak seçimlerde Maliki gurubuyla baş başa gitmesi politik dengeleri değiştirdi. Bu durum Irak’ın özellikle iç politikasını ve bölgesel ilişkilerini etkileyecek bir durumdur.

Maliki ile Allavi listelerinin oy oranları arasında çok küçük bir fark söz konusudur. Bunun diğer bir anlamı, Irak’ta hiçbir siyasi grup veya ittifak tek başına hükümet olamayacaktır. Bağdat’ın politik dengeleri yeniden şekillenirken, bu gelişmeleri birkaç noktada özetlemek gerekir.
Birincisi nüfusun yaklaşık olarak yüzde 60’ını oluşturan Şiiler arasında önemli bir parçalanmışlık sözkonusudur. Bu iktidar ilişkilerini etkileyebilecek bir durumu oluşturuyor. Maliki’nin İslamcı yanı çok daha fazla ön planda olup, İran ile olan ilişkilerinde daha dengeli bir politika izledi. ABD’nin İran’a yönelik bir askeri operasyona pek sıcak bakmadığı biliniyor. Maliki bir bakıma ABD’nin dayatmasıyla Saddam ordusunda görev almış bir kısım Baas rejiminin subaylarını yeniden orduda göreve davet etmiş olsa da, genel olarak, Baas partisinin devamı olan Sünnilerle pek yakın bir ilişki kurmak istemedi.
Allavi ise Irak kamuoyunda daha çok ‘laik’ olarak tanınmaktadır. Hatta ilk seçimde yenilgi almasının en önemli nedenlerden birisinin bu faktör olduğu söyleniyordu. Süpriz sayılacak bir düzeyde yeniden Irak politik sahnesinde yer almış olmasının temele nedeni, Bağdat merkezli Maliki hükümetinin halkın toplumsal taleplerini çözecek somut adımlar atmaması ve politik istikrarsızlığın devam etmiş olmasıdır.
Ayrıca Allavi, ABD’nin bölgesel politikalarına çok daha yakın bir çizgide duruyor. Irak iç politikası konusunda da Pentagon’a yakın duruyor. İran ile yakın ilişkiye pek sıcak bakan biri değil. Yaptığı ilk açıklamada da, komşu ülkelerin Irak’ın içişlerine karışmaması gerektiği konusunda uyarı yapması da tesadüfi bir durum değil.
Bilindiği üzere Sünniler Irak seçimlerini boykot ediyorlardı. Irak’taki İslamcı direnişin arkasında uzun yıllar Irak’ta iktidar olmuş Sünnilerin önemli bir etkisi vardı. ABD, Sünni aşiretleri kazanmadan Irak’taki politik istikrarı sağlayamayacağını biliyordu. Bu nedenle Sünnilerin Bağdat sürecine dahil olması için önemli bir çaba gösterdi. Sonuçta Sünni aşiretlerin önemli bir kesimini kendi yanına çekerek ciddi bir adım attı. Allavi’nin bu düzeyde başarılı olmasında Sünnilerle yapmış olduğu ittifakın çok önemli bir etkisi oldu.
Bu yeni durum, Irak iç ve bölgesel politikalarında Sünnilerin etkisini önemli oranda artıracaktır. Bir bakıma, devlet yönetme deneyimleri güçlü olan Sünnilerin Irak politikasında ağırlıklarının giderek artacağı görülüyor. Allavi ekibi bir bloktur ve bu blokta Saddam artıklarının belirli bir ağırlığı olduğu da biliniyor.

Bağdat Kürtlere Sertleşecek

Ortaya çıkan politik tablonun bir başka yönünü Kürtler oluşturuyor. Bağdat merkezli Maliki hükümeti ile Hewler merkezli Kürt hükümeti arasında belirli bir denge sözkonusuydu. Bağdat’ın, Kürtlerin mevcut statüsünden hiçbir şekilde hoşnut olmadığı biliniyor. Bölgesel ve uluslararası ilişkiler nedeniyle sessiz kalmak zorunda kalan Bağdat merkezli iktidarın, politik koşulların değişmesine paralel olarak Kürtlere yönelik politikalarını çok daha sertleştirecekleri de bilinen bir durumdur. Allavi-Sünni ittifakı eksenli oluşabilecek bir hükümetin Kürtler bakımından ciddi bir sorun oluşturacağını kesinlikle hesaba katmak gerek. Özellik Sünni tarafının Irak’ın bugünkü politik tablosunun oluşmasında Kürtleri sorumlu tuttukları da biliniyor. Şii-Sünni ittifakının ortak buluşma noktası, Kürdistan Federasyonuna karşı almış oldukları tutumdur. İkisi de Kürtlerin federatif yapısını içsel olarak kabul etmemektedirler. Aralarında bir kısım sorunlar olsa da, Irak’ta Arap kökenli Şii-Sunni ittifakı giderek yerleşiyor. Bu önümüzdeki süreçte çok daha belirgin hale gelecektir. Ayrıca bu ittifak, Türkmenlerin önemli bir kısmını da yanına almış görünüyor.
Bağdat’ta bir koalisyon hükümetinin kurulma olasılığı daha yüksek görünüyor. İster Maliki isterse Allavi hükümet kursun, Kürtler bakımından yeni ve zorlu bir sürecin başlayacağını görmek ve anlamak gerekir. Bu bakımdan, yeni süreçte Kürtlerin Bağdat merkezli politik gelişmeleri çok iyi okumalıdırlar.
Çatışmanın odak noktası Kerkük olacaktır. Bu durum giderek belirginleşiyor. Kerkük seçim sonuçları da bunu doğruluyor. Allavi’nin liderliğindeki El İrakiye listesi Hewler merkezli Kürt listesinin önünde gidiyor. ‘El İrakiye listesinin aldığı oyların sayısı 182.876 olarak bildirilirken Kürt Koalisyonu ise 179.982 oy topladı. Kürt Koalisyonu ile El İrakiye listesi arasındaki oy farkı yaklaşık 3 bin. Kürdistan bölgesinde politik sürece dahil olan ve önemli bir potansiyeli oluşturan Goran listesi ise Kerkük’te üçüncü sırada. Goran listesinin Kerkük’ten şimdiye kadar aldığı oyların sayısı 30.528. Kürt İslami Birliği de 21.772 oyla Goran’dan sonra dördüncü sırada yer alıyor. Kerkük’te, Şii-Sünni-Türkmen oylarının blok olarak Allavi’nin liderliğindeki El İrakiye’ye gittiği çok belirgin olarak ortaya çıkmış durumda. Bu bir bakıma Kürtlere karşı oluşturulan bir ittifaktır. 3 ayrı grup olarak seçime giren Kürtlerin genel oy oplamı Şii-Sünni-Türkmen ittifakından yaklaşık olarak 40 bin fazladır. Ancak ayrı gruplar halinde seçime girdikleri için Allavi’nin önderliğindeki ittifak birinci sırada görünüyor.
Kerkük çatışmanın merkezine oturuyor
Ortaya çıkan politik tabloye göre, seçimler sonrası dönemde oluşturulacak yeni hükümetle birlikte Kerkük çatışmanın merkezi olacaktır. Hiç şühpesiz ABD’nin tutumu da etkili olacaktır. Ancak gelişmelerin daha karmaşık ve zorlu olacağı kesin. Kerkük, her iki taraf için stratejik bir öneme sahiptir. Kim, Kerkük’e sahip olursa, Ortadoğu eksenli bölgesel ilişkilerde gücü artar. Kürt şehiri olan Kerkük, Kürdistan Federasyonu’na dahil olursa Bağdat-Hewler dengeleri önemli oranda eşitlenir. Tersine Bağdat’a dahil olursa, Hewler’in hem içte, hem de bölgesel ilişkilerde etkisi çok önemli oranda azalır. Bunun diğer bir anlamı, Sünnilerin ve Şiilerin oluşturduğu Arap ittifakı ile Kürtler arasındaki rekabetin artmasıdır.
Bütün bu gelişmeler, Kürtlerin artık Bağdat’ta eskisi gibi avantajlı olamayacağını ortaya koyuyor. Savunma Bakanlığı ve Petrol Bakanlığındaki ağırlığı tasfiye edilecektir. Politik dengeler içerisinde, Maliki veya Allavi ile koalisyon ortaklığı yapsalar da, Kürtlerin Bağdat merkezli politikalarda etki gücünün azalacağı kesin. ABD’nin istemi doğrultusunda Cumhurbaşkanı olan Talabani’nin işlevi giderek tamamlanıyor. Sünnilerin Bağdat’a adapte olmasıyla birlikte Kürtlerin Irak merkezi ordusu içerisindeki yerini Sünniler alacaktır. Buna paralel olarak Kürdistan askeri güçlerinin tasfiyesi veya Bağdat merkezli Savunma Bakanlığına bağlanması talebi çok daha yüksek sesle dillendirilecektir.
Kürtler ciddi gelişmelerle karşı karşıyadırlar. Bu sürecin çok iyi okunması, gerekli politik sonuçların çıkartılması gerekiyor. Bugünkü politik koşullar iyi analiz edildiğinde Kürtler arasındaki ‘Ulusal İttifak’ın mutlak bir şekilde sağlanması gerektiği ortaya çıkıyor.
Kaybedilen her zaman, Kürtlerin bölgedeki etki gücünü zayıflatacaktır.

CEVAP VER