Irak’a demokrasi gelmiş

Tüm dünyaya barış getirme amacıyla ordularıyla yola koyulan ABD, 2003 yılında Saddam Hussein otokrasisine son vererek, ülkeye getirmeyi amaçladığı – ve kendi versiyonuyla sergilediği- ‘çok sesli idare’ tarzındaki başarısını, nihayet ülkede gerçekleştirilen demokratik seçimlerle herkese göstermiş oldu.


Gerçekten de yaklaşık altı yıldan bu yana  ite-kaka da olsa, muasır medeniyetler seviyesine yükseltilip, çoksesli yönetim uygulamasına hazır hale getirilen Irak,dünya kamuoyuna sunulan tabloyla, sosyo-ekonomik ve kültürel alanda başta olmak üzere sağlam bir altyapı sistemine ulaşmış yanılgısını sergiliyor ne yazık ki.
Seçimlerle gözlerönüne serilen imaj uyarınca, ülke, öncelikle anayasasını rayına oturtarak  genel ve yerel idare sistemini belirlemiş olmalı ki, şimdi yardımsever  Amerika’nın ‘tepeden inme devrim tarzı’yla  gerirdiği özgürlük kurallarını uyguluyor.


Tepeden inme devrim denildiğinde, yıllar önce AÜ.İletişim Fakültesi’ndeki öğrenciliğim sırasında, siyaset bilimleri derslerine katıldığım ( birkaçyıl önce bir suikasta kurban gitmiş olan, merhum ) hocam Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın devrim ve demokrasi kavramlarını tanımlaması geliyor aklıma:  Tepeden İnme Devrimlerde, ABD’nin Irak’a yönelik uygulamasında kullandıığı tutum ve  ‘amacı’ örnek olarak gösterirken; Tabandan Yükselen Devrimlerde ise bizim 1919’daki kurtuluş savaşı başlangıcındaki halk örgütlenmesini hatırlayabiliriz.


Çıkış noktası ne olursa olsun her iki durumda da , devrim aşamasından, demokratik uygulama noktasına ulaşma sürecinde, ülkenin altyapı ve sisteminin, böyle bir uygulamaya hazır hale getirilmiş olması gerekli.


Bu noktada, Washington’un Kerbala’ya kadar dokundurduğu ‘damdan düşme devriminin’ aslında nereye ulaştığını bazı ana başlıklarla analiz edecek olursak, Iraklılar’ın gerçekten de rahat bir nefes alıp almayacağını da değerlendirmiş oluruz:


‘ Halk örgütlenmiş, çokseslilik istek ve bilinci, kitlelere aşılanmış’
‘ Ülkedeki farklı etnik grupları temsil eden Sünni, Şii, Kürtler…ikna edilerek, uygulanması amaçlanan eyalet sistemi anlaşmasına varılmış’
‘ Taleplerin gruplar arası bombalı saldırılar yolu ile değil, parlamentoda dile getirileceği yolunda  güvenlik garantisi sağlanmış’
‘ Aşiretlerin ve Dini grupların demokratik parlamentodaki etkenlik konumu belirlenmiş’
‘  Ülkede, başta güvenlik olmak üzere, sağlık, eğitim, ekonomi vb. alanlardaki altyapı  oluşturularak , sisteme oturtulmuş’
‘   Yerel yönetimden genel yönetime kadar uzanan idare şeması oluşturularak, işleyiş sistemine oturtulmuş’


ve ‘ halka birbirlerinin  şahsi hak ve özgürlüğüne  saygı duyarak, bir arada, barış içinde yaşama bilinci aşılanmış’.


Ele aldığımız bu maddeler sadece başlıca girişimler olarak değerlendirilirse, ancak  bunların ve bunları tamamlayan diğer unsurların uygulamaya koyulmasıyla; gerçekleştirilen  seçimler  bir anlam kazanmış olur. 


Bu noktada, ABD Başkanı B.Obama, Irak seçimlerini ‘ halkın vatan sorumluluğuyla biraraya gelerek, barişçı ve çarpıcı bir dönüm noktasına imza attığı’ yolunda yorumlarken; Amerika’nın ‘burada görevini tamamladığı ve ülke topraklarından askeri birliklerini çekmeye hazır olduğu’ mesajını da verdiğini biliyoruz.


Böylece Beyazsaray, bölgeye düzen getiren ordularını Iraklılar’a hediye ettiği çokseslilik bilinciyle, gururla geri çekerken, tüm dünyaya da  demokrasinin, oy kullanma hakkıyla nihayet Irak’a da getirilmiş olduğunu kendince ıspatlamış olacak.    


Önünde, insan hakları ve demokratik idare sistemine uzanacak, uzun ve  dikenli bir yol yatan Irak’a gelince… Bu aşamada, ‘biryerden başlamanın gerekli olduğu ‘ bilinciyle yola çıkan  vatandaşların  azim,istek ve cesaretini tebrik etmek düşüyor bize.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here