Iraklı Ezidiler Türkiye’nin gündemine neden girmeli?

Her gün birbirinden acımasız vahşet örnekleriyle karşı karşıya kalan dünyamızda Irak’ın kuzey batısında gözlerden uzak dağlık alanda yeni bir insani trajedinin yaşanıyor olduğunun anlaşılması vakit alabilir ama bu olayların gerçekleştiği bölgenin yanıbaşındaki Türkiye’nin olup biteni analiz etmek için beklemek gibi bir lüksü yok.

2000 yıllık tarihe sahip Hristiyan nüfusu dış dünyanın ciddi bir protestosuyla karşılaşmadan etnik temizliğe tabii tutan IŞİD, şimdi de Irak’lı Ezidileri aç susuz bırakarak, tecavüzle ve katliamla toptan yoketmeye çalışıyor.

Ezidiler, kökleri Sümer ve Asur uygarlıklarına uzanan bir halk. Hristiyanlardan da Müslümanlardan da daha uzun zamandır o topraklarda yaşıyorlar. Günümüzde sayıları 300 bin ila 700 bin arasında tahmin ediliyor. Almanya’nın kuzeyindeki küçük bir Yezidi toplumu dışında hemen hepsi Irak’ta. 6 bin yıldır şeytana tapan azınlık muamelesi görüp ayrımcılığa uğrayan, defalarca kıyımdan geçip bugüne kadar ayakta kalmayı başaran Ezidiler, şimdi İslamcı IŞİD tarafından tarihten topluca silinmek tehlikesiyle karşı karşıya.

Musul ile Suriye sınırı arasındaki Sincar ya da Kürtçe adıyla Şengal’de ’da yaşayan Ezidiler, Haziran’dan beri IŞİD’in saldırılarıyla karşı karşıyalar. Bundan bir ay önce Uluslararası Af Örgütü Amnesty International IŞİD’in Irak’taki azınlıklara saldırılarına dikkat çekmiş, Hristiyan toplumuna ek olarak Şii Şabak, Türkmen ve Ezidilerin karşılaştığı cihadi tehlikeye karşı uyarıda bulunmuş ama pek ciddiye alınmamıştı.

Önceki gün Irak parlamentosunda Ezidi kadın milletvekili Feyyan Dahil, ayağa kalkıp gözyaşları içinde konuştuğunda, dünya, İŞID’in son beş gün içinde 500 Ezidiyi öldürdüğünü, 500 kadını da seks kölesi olarak esir aldığını öğrendi.

Birleşmiş Milletler yetkililerine göre çoğu kadın ve çoçuk 40 bin Ezidi, IŞİD’den kaçıp dağlara çıktı. Sincar dağlarında aç susuz kurtarılmayı beklerken, ölüm tehlikesiyle karşı karşıyalar. 130 bin civarında Ezidi de , Irak Kürdistan’ında Erbil ve Dohuk’a sığındı. Binlercesi Habur sınır kapısından Türkiye’ye geçti.

İsrail’in Gazze’li sivillere yönelik acımasız saldırılarını protesto için sokaklara dökülen binlerce Türk’ten, Irak’taki azınlıklara yönelik şiddet konusunda henüz bir tepki yok. İstanbul’da ve güneydoğuda bir kaç gösteri dışında Türkiye kamuoyu, yanıbaşındaki insani felaketi görmezden gelmeyi seçiyor.

Siyasetçiler de ara sıra yaptıkları genel geçer yorumlar dışında Ezidilerin akıbetiyle fazlaca ilgilenmiyor. Gazze’ye daha fazla insani yardım ve binlerce Filistinli yaralının tedavi için Türkiye’ye transferi konusunda Reuters ajansına demeç veren dışişleri bakanı Davutoğlu, Irak’taki gelişmelerin bölge güvenliği açısından tehdit yarattığını belirtti ve Türkiye’nin sınır bölgesinde istikrarın korunması için gereken her önlemi alacağını söyledi.

Davutoğlu tanık olunan radikalleşmeden Irak ve Suriye yönetimlerinin mezhepçi politikalarını sorumlu tuttu.

Suriyeli Kürtlerin önde gelen örgütü Demokratik Birlik Partisi PYD’nin lideri Salih Müslüm ise bağımsız haber kuruluşu Bianet ‘e verdiği mülakatta , IŞİD’in kontrolden çıktığını ancak Türkiye’nin hala gereken tavrı koymadığını söyledi.

Müslim “Eğer Türkiye başka şeyler düşünüyorsa kendine gelmeli. Bin senelik coğrafyadaki insanları, tarihi, övündüğümüz kalıntıları yok eder bunlar. Türkiye de tehdit altında. En başta Türkiye’nin karşı çıkması gerekir” dedi.

Halkın Demokrasi Partisi İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel ise, Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlediği basın toplantısında Irak’ta yaşanan gelişmelerden kaygı duyduklarını, IŞİD’in artık Orta Doğu’da bir güç haline geldiğini söyledi. Türkye hükümetini Türkmenler üzerinden siyaset yapmakla suçlayan Tuncel, IŞİD konusunda ortak tavır alınmamasından yakındı ve hem hükümeti hem de parlamentoyu göreve çağırarak “IŞİD, bir an önce durdurulmalı. Ortadoğu’ndan defedilmesi sadece orada yaşayan haklar açısından değil bütün dünya açısından önemlidir” dedi.

49 vatandaşı 11 Haziran’dan beri IŞİD tarafından rehin tutulan Türkiye’nin hükümeti, Irak’ta olup bitenlerin görmezden gelinmesinden yana. Rehinelerle ilgili haberlere yayın yasağı koyan Türkiye’nin başbakanı, ana muhalefet partisini konuyu gündeme getirerek Irak’taki Türk tutsakların hayatını tehlikeye atmakla suçlamakta.

Ancak hükümetin rehineler konusunda gerekeni yapmadığını iddia eden sadece muhalefet değil. IŞİD’in rehin tuttuğu 49 kişinin güvenliği ve salıverilmesi konusunda sorumluluğunu yerine getirmediği gerekçesiyle hükümeti eleştirenlere, artık rehine yakınları da katıldı. Aynı aileden üç rehinenin bir yakını, CHP’den bir milletvekili ile birlikte başbakan Erdoğan, dışişleri bakanı Davutoğlu ve Ortadoğu ve Asya Pasifik İşleri Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon hakkında ihmalkarlık ve görevi kötüye kullanma gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

IŞİD militanlarının Fırat nehri üzerindeki barajları kontrol etmesi ve başkent Bağdat dahil bazı kentleri sel ya da susuzluk felaketiyle tehdit etmesi olasılığı, BBC’den Jiyar Gol’ün hazırladığı programda da dile getirildiği gibi Irak halkını bekleyen ciddi bir tehlike.

IŞİD tehdidiyle karşı karşıya bulunanların halihazırda tek umudu, aralarında PKK’nın da bulunduğu Kürt kuvvetleri.

Irak’taki krizden halihazırda doğrudan etkilenen ülke olmasının yanısıra, Türkiye, bugüne dek Suriye ve Irak’ta izlediği sağduyudan uzak politikaların sonuçlarına büyük olasıklıkla uzun yıllar katlanmak zorunda kalacak.

Türkiye’de seçmen 10 Ağustos’ta sandık başına gittiğinde bu politikaların sorumlusunu yeniden ve daha yüksek bir mevkiye seçse bile…

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.