İranlı Kadınların Omuzlarında Yükselen Bir Sivil İtaatsizlik: Beyaz Çarşambalar

İranlı Kadınların Omuzlarında Yükselen Bir Sivil İtaatsizlik: Beyaz Çarşambalar

0
PAYLAŞ

Gazeteci Savash Porgham, İranlı kadınların başörtülerini çıkararak yükselttikleri “Beyaz Çarşambalar” sivil itaatsizlik eylemlerinin başlangıcı ve üç aşamasını Açık Gazete’ye yazdı.

Bugünlerde hem Türkiye hem de dünya basınında İranlı kadınların başörtülerini çıkarıp bir sopayla sallayarak “zorunlu başörtüsü takmaya” karşı tepkilerini ortaya koydukları Beyaz Çarşambalar adlı sivil itaatsizlik eylemi bir hayli gündemde. Bu eylemlerin kim tarafından ne zaman başlatıldığı ve nasıl yayılarak bu noktaya geldiğiyle ilgili pek çok yanlış bilgi de dolaşıma sokulmuş durumda. İran’ın iç dinamiklerini konjonktürel olarak değil de sürekli takip edenler için bu eylemler yeni değil ancak dünya basını bu eylemlerin farkına 29 Aralık 2017’de İran’da patlak veren ve 100 şehre yayılan geniş protestolar sonrasında sosyal medyada viral olan bir görüntüyle vardı. Bu görüntüde genç bir kadın Tahran’ın İnkılap Meydanında bir trafo üzerine çıkıp beyaz başörtüsünü çıkararak bir sopayla sallıyor ve sessiz bir biçimde zorunlu başörtüsü takma dayatmasını protesto ediyordu. Tutuklanıp daha sonra serbest bırakılan bu genç kadının eylemi dünya basını tarafından İran’daki halk eylemlerinde yapılmış simgesel bir olay gibi lanse edildi ancak işin aslı böyle değildi. Bu eylemin yaygın halk protestolarıyla direkt bir ilgisi yoktu ve aslında protestoların başlamasından iki gün önce, 27 Aralık Çarşamba günü Beyaz Çarşambalar eylemleri kapsamında yapılmıştı. Bu eylemler bugünlerde üçüncü aşamasına girmiş durumda. Peki, bu eylem nasıl başladı ve aşamaları nelerdir?

Beyaz Çarşambalar eylemi nedir, nasıl başladı?

İran’daki son protestoların etkisiyle bu eylem dünya çapında duyulmuş olsa da, Beyaz Çarşambalar eyleminin başlangıcı üç aşamalı bir seyirde 2014 yılına dayanır. İlk aşamada İranlı muhalif kadın gazeteci Masih Alinejad, 2014 yılında Facebook’ta İran’da Kadınların Gizli Özgürlükleri adıyla bir sayfa açarak İranlı kadınları zorunlu örtünmeye karşı çıkmaya ve başörtüsüz resim ve videolarını bu sayfaya göndererek yayınlamaya davet etti. Bu sayfa kısa bir zamanda milyonlarca takipçiye ulaştı ve bu sayfa üzerinden pek çok kadın açık ve gizli kimliklerle başörtüsüz resim ve videolarını paylaşmaya başladı. Eylemlerin ikinci aşamasında ise 2016 yılının başlangıcıyla birlikte, durum İran’da Kadınların Gizli Özgürlükleri hareketinden Beyaz Çarşambalar hareketine evrildi. Bu aşamada kadınlar haftanın her Çarşamba günü başörtüsüz resim ve videolarını sosyal medya üzerinden paylaşmaya ve zorunlu örtünmeye tepkilerini ortaya koymaya devam ettiler. Süreçle birlikte erkekler de bu eylemlere desteklerini gösteren, başörtüsüz kadınlarla birlikte resim ve görüntüler paylaşmaya başladılar.

İran’da 28 Aralık 2017’de başlayan halk protestoları ise bu eylemlerin dünya çapında duyulmasına ve üçüncü aşamasına girmesine sebep oldu: İnkılap Meydanı Kızları! Tahran’ın İnkılap Meydanında genç bir kadının beyaz başörtüsünü salladığı görüntüler dünya çapında viral olunca, bu genç kadın tutuklandı. Bunun üzerine İranlı kadınlar haftanın her günü İran’ın farklı noktalarından başörtüsüz resim ve videolarını sosyal medya üzerinden paylaşmaya başladılar ve eylemin üçüncü aşaması ilk kez İnkılap Meydanında trafo üzerine çıkan genç kadına referansla İnkılap Meydanı Kızları adını aldı. İran devleti bu eylemlere karşı ilk aşamasından itibaren reaksiyon gösterdi ve gelinen bu noktada sivil itaatsizlik eylemlerine katılan kadınlar resmi ağızlardan sert biçimde uyarıldı ve tutuklamalar başladı. Bu eylemlerin niteliği bağlamında altının çizilmesi gereken nokta şudur; İran devletinin tehditleri ve hukuki yaptırımları bu eylemleri azaltmadığı gibi, hapis tehlikesine rağmen kadınların eylem silsilesini artırmış gözüküyor. 31 Ocak 2018 tarihi itibariyle de bazı kadınlar başörtülerini çıkarmadan ellerinde başka bir başörtüsü sallayarak bu eylemlere destek veren görüntüler paylaşmaya başladılar. Burada önemli bir nokta gözden kaçmamalı; bu eylemlerin amacı İran’da kadınların başörtüsü takmasının tamamen önüne geçmek değil, dileyenin başörtüsü takıp dileyenin takmadığı özgür bir ortam yaratılması talebidir.

Zorunlu örtünmeye karşı sivil itaatsizlik eylemleri nereye evrilir?

İran’da 1979 İslam Devriminin başarıya ulaşmasından iki hafta sonra Dini Lider Ayetullah Humeyni örtünmenin zorunlu olmasına karar verdi. Aynı yıl Dünya Kadınlar Gününden bir gün önce, İmam Humeyni yaptığı bir konuşmada devlet kurumlarında çalışan kadınların kendi haysiyetlerini korumak için başörtüsü takmaları gerektiğini söyledi. Böylelikle örtünmenin bireysel tercihten öte, bir devlet politikası çehresi almasına sebep oldu ve İran’daki tüm kadınların zorunlu olarak örtünmesinin yolunu açtı. Bunun üzerine, pek çok kadın devlet dairelerinde çalışmayı bıraktı ve 8 Mart 1979 Dünya Kadınlar Gününde zorunlu örtünmeye karşı geniş bir protesto başlatıldı. Sadece Tahran Üniversitesi’nin önünde Dışişleri Bakanlığında çalışan kadınların başını çektiği 8 bin kadın eylemlere katıldı.

O günden bugüne 40 yıl geçmiş olsa da, İranlı kadınların dikkate değer bir kesiminin zorunlu örtünmeye karşı tepkilerinin hala canlı olduğu tartışılmaz bir gerçek ve bugünkü sivil itaatsizlik eylemlerinin konjonktürel olmaktan öte 40 yıllık bir köke sahip olduğu da açıktır. Bu bağlamda, İran’da devam edilen ve yükselme trendinde olan zorunlu örtünmeye karşı eylemleri dikkatle izlemek gerek. Elbette 40 yıllık bir İslami sistemin özellikle örtünme konusunda yaptığı toplumsal mühendisliği hafife almamak gerekir. Değişimlerin kolay olmayacağı açıktır ancak Ortadoğu halklarının son yıllardaki eylemselliğini de aynı ölçüde dikkate almak şarttır. İran’daki son protestoların da yansıttığı üzere, İran’da en azından bir kesimin ciddi bir toplumsal patlamaya doğru gittiğini gösteriyor ve bu tepkilere çözüm odaklı cevap vermek yerine bastırmaya gitmek de sorunu ötelemekten başka bir işe yaramayacaktır.

Konu İranlı kadınlarsa eğer, tarihi süreçlere istinaden onların seslerine kulak vermek devlet için bir zorunluluktur çünkü beklenmedik patlamaların fitilinin ateşlenmesi işten bile değil. “İran’da Kadınların Gizli Özgürlükleri”nden “Beyaz Çarşambalar”a, oradan da “İnkılap Meydanı Kızları”na evrilen bir gerçeklik var. Bu eylemselliğin kısa ve orta vadede İran rejim mekanizmasında radikal değişikler yaratacağını söylemek bu noktada erken ve iddialı bir tespit olur ancak bu sivil itaatsizlik eylemleri yayılmaya devam ediyor ve kadınların özgürlük çığlığına kulak tıkamanın böylesi bir Ortadoğu konjonktüründe uzun vadede öngörülemez patlamalar için bir kıvılcım olmayacağını kim iddia edebilir?

BİR CEVAP BIRAK

nine + 16 =