Çirkin!

Çirkin!

0
PAYLAŞ

Bir bilim insanı özel bir firmada çalışıp ve patenti aldığı bir ürün üretirse ne yapar? Özel firma onu pazarlamak için elinden gelen tüm olanaklarını kullanır. Özel firmalar için önemli olan bilim ilerlemesi değildir, karın daha fazla olmasıdır. Yeni bir ürün üretirse piyasada daha fazla yer almak için o alan ile ilgili fuarlar ve toplantılarda ürünü tanıtmak için seminerler düzenler. Kapitalist sistemde bunların olması doğaldır, hangi branşta olursa olsun hizmetin para karşılığında olduğu yerlerde PR çalışması yapılır.

Almanya’nın genç yetenekli yazarlarından Mayenburg bu sorunu irdeleyen bir oyun yazmıştır. Modern dünya yetenek, bilgi dışında tanıtımın önemli olduğu ve tanıtım için insanın dış görünüşünün de ürün kadar değerli olduğu düşüncesini kara mizah bir yaklaşım ile sahneye koymaktadır. Devlet Tiyatroları sahnesine Serdar Biliş’in çeviri ve Metin Belgin’in yönetiminde Mayanburg’un bu kara mizah eseri hayat bulmuş.

Bir mühendis yeni bir şey bulmuştur, patentini almıştır, artık bu patenti alınan ürünün seri üretimi ve pazarlamasındadır. Pazarlama için öncelikle meslek alanı ile ilgili platformlarda sunum yapmak zorunluluğu vardır. O yüzden firma yönetimi pazarlama için yakışıklı ve güzellerin oluşturduğu bir ekip kurar. Ekibin başına buluşu bulanın yardımcısı atanır, çünkü bulana göre daha yakışıklıdır. Otelde rezervasyon yapılmış ve artık sunum için geri sayım başlamıştır. Bir büroda sunumu kendisi yapacağını sanan mühendis vardır ve o sunumu yapmak ile görevli asistanı. Mühendis o güne kadar farkında olmadığı bir gerçeklik ile karşılaşır, sunumu yapamayacaktır, çünkü çirkindir. Oyun burada şu soruyu sorar veya sordurur; “Günün birinde tüm dünyanın imreneceği bir güzelliğe sahip olsanız neler olurdu?”

Bu sorunun yanıtını buluruz oyunun içinde!

Bir sahne ve sahne içinde bölümlerin değişimi ışıklar ile verilir. Oyuncular sürekli değişik karakterler ile seyirciye sorulan sorunun yanıtını vermeye çalışır. Keyifli bir oyun, yüksek temposu içinde oyun ne zaman başladı ve ne zaman bittiğini anlayamayacağınız kadar keyifli dakikalar içinde bulursunuz.

Sürpriz fazla yoktur, bir mantık süzgeci içinde, toplumun soysal yapısını hicveder. Popüler olan taklit edilir, popülizm aynı zamanda birbirine benzeyenleri yaratır ve orijinal diye bir şey bırakmaz. Tüketim çılgınlığı içinde artık neyi sevdiğimiz ve kim ile birlikte olduğumuzu bile ayırt edemeyiz. Ayırt etmek içinde emek sarf etmeyiz, çünkü bir birine benzeyen fabrikasyon ürünler içinde yaşamın anlamı yok olur.

Dört oyuncunun sahnelediği ‘Çirkin’de, farklı iki kişiyi aynı adla oynanıyor. Önder Ay’ın hazırladığı ışık tasarımı oyuncuların kostüm ve makyajlarını da değiştirmeden bir sahneden diğerine geçmelerini kolaylaştırıyor. Seyirci de bu geçişleri ve karakterleri kafa karışıklığı yaşamadan izliyor. Yazar oyunun bu özelliği için şöyle diyor: ‘Tiyatronun büyüleyici bir hilesi vardır. ‘Bu adam kraldır,’ dediğiniz zaman, sahnedeki aktör seyircinin gözünde bir anda kral oluverir. Bu oyunda aynı şeyi yaptık; çirkini çok yakışıklı bir aktöre oynattık ve böylece bütün seyirci onun çirkin olduğuna ikna oldu.’

Oyunun keyfini sahnede canlı görmek için Devlet Tiyatrolarından yerinizi ayırtmanızı söyleyebilirim, keyifli ve eğlenceli sosyal hicvi yüksek bir oyun ile karşılaşacaksınız.

Çirkin

Yazan: Marius von Mayenburg
Yöneten: Metin Belgin

Çeviren: Serdar Biliş
Dekor-Kostüm Tasarımı: Medine Yavuz Almaç
Işık Tasarımı: Önder Ay

Dramaturg: Selen Korad Birkiye
Asistanlar: Başak Şamlıoğlu – Batuhan Bozcaada
Oyuncular: Lette: Tolga Evren, Fanny: Simay Tuna
Scheffler: Nışan Şirinyan, Karlmann: Şamil Kafkas

BİR CEVAP BIRAK